İnsan çocukluk döneminde herşeyi bildiğini, daha doğrusu dünyanın bildiklerinden ibaret birşey olduğunu sanıyor. Hatta ergenlik döneminde eldeki bir avuç bilginin koca bir dünyayı değiştireceğine bile inanabiliyoruz. Zaman geçtikçe, yani ergenlik sonlanınca hayatın aslında bildiğimizden çok daha farklı ve aslında tehlikeli olduğunu görüyoruz. Bu noktada benim aklıma ilk gelen annem ve babam oluyor, benim hiç farkında bile olmadığım tehlikelere karşı beni korumak için yaptıkları.. Benim ise yaptıklarından sıkılıp, onlarla tartışmam ve hatta kavgalar etmem..
Bugün geldiğim noktada anne ve babama hak veriyorum. Belki de ben, onların yerinde olsaydım çok daha sıkı bir disiplin uygulardım. Ya da yarınlarda bir baba olursam, çok daha sıkı bir disiplin uygulayabilirim. Çünkü, her çocuk için en büyük tehlike öncelikle kendisi. Her çocuğun, farkında olmadan da olsa, kendisine ve arkadaşlarına yapabilecekleri kötülükler aklınızın alamayacağı boyutlarda olabilir.
Kendimden bir örnek vermem gerekirse: Ben çocukluğumun bir bölümünü Adana'da bahçeler içerisinde dağılmış evlerin olduğu bir sitede geçirdim. Her ne hikmetse bizim sitede inşaatlar hiç bitmedi, her ev sahibi değiştikçe evler de baştan sona değişti.. Ben ve sitenin çocuklarının eğlencelerinden birisi tadilat halindeki bu boş evlerin içinde dolaşmak, oyunlar oynamaktı. Yine böyle bir gün, tadilat yapılan bir evin terasında piknik tüpü bulduk. Ne yapalım, derken hadi bunu patlatalım dedik. Maalefef ciddi ciddi bunu dedik ve piknik tüpünü patlatmaya karar verdik! Ben hemen atıldım: bahçe olmaz bekçiler görür kızar, dedim. En iyi yer evin salonuydu. Arkadaşlardan birisi evlerinden gazete ve çakmak getirdi. Biz gazeleri ve evde bulduğumuz üç dört tahta parçasını salonun ortasına, tüpü de bu yığının üzerine koyduk. Gazeteleri ateşe verdik ve zarar görmemek için (!) tüpten 5-6 metre uzaklaşarak alevleri izlemeye koyulduk..
Ya tüp boştu, ya da bizim ateşimiz yeterli olmadı. Bir tüpün nasıl patlayabileceğine olan merakımızı gideremedik, ne yaparsak yapalım tüp bir türlü patlamadı! Peki ama ya patlasaydı?
İşte bir anne baba bunu her zaman akıllarında bulundurmalılar: ya patlarsa, ya yanarsa, ya düşerse, ya kaybolursa, ya.., ya.., ya..
Bugün 21 yaşında bir gencim ve çocukluğumu kazasız belasız atlatabildim. Bunun için anneme ve babama ne kadar teşekkür etsem az.. Belki tüp patlatmaya yelteneceğimi düşünemediler ama onun dışındaki hemen herşeyi düşündüler ve kendime zarar vermemi engellediler. Şimdi sıra yavaş yavaş bize geliyor.. Bakalım bizim neslimiz de onlar kadar başarılı olabilecek mi?