Ah Şu Ermenistan - I
Ermenistan; bize bir o kadar yakın ve bir o kadar da uzak.. Evet, hemen yanıbaşımızda belki ama aynı zamanda ulaşamayacağımız kadar da uzağımızda.. Bunu Ece Temelkuran benden çok daha açıklayıcı ve edebi sunmuş. Diyor ki; "En yakınımızdakilerdir bizim en uzak komşularımız.." Gerçekten de öyle değil mi? Ne biliyoruz hemen yanıbaşımızdaki Ermenistan ve Ermeniler hakkında? Eminim okyanus ötesindeki bir Brezilya'ya dair bilgilerimiz Ermenistan'dan çok daha fazladır.. Ermeni bir üniversite öğrencisi, Phil Gamelian'ın bir saptamsı bu noktada son derece haklı: "Ermeniler sürekli olarak Türkler hakkında konuşur, düşünür ve yazar. Ama Türkler, Ermeniler hakkında hiç konuşmuyor."
Bu noktada Ermenistan hakkında, Ermenistan'ın önde gelen isimlerinin Ece Temelkuran'la yaptıkları söyleşiler biraz olsun aramızdaki sis perdesini aralar sanıyorum. Örneğin Levon Ananyan'ın şu sözleri Ermenistan'ın sanat ve kültür hayatı hakkında oldukça açıklayıcı: "Bizim halkımız çok okuyan bir halktır. Ama serbest pazar ekonomisi her şeyi değiştiriyor elbette. Sovyet Ermenistan'ında şiir kitapları 40, romanlar 60 bin adet basılırdı. Telif ücretleri çok yüksekti. Ama bağımsızlıktan sonra devlet desteği çekilince yazarlar kendilerini finanse edecek insanlar aradılar. O finansman da şartlı geliyor. Bu yüzden bazen romanların üzerinde finanse eden otelin resmini ya da sponsor ne istiyorsa onu görebiliyorsunuz. Bu ülke yoksulluk yüzünden insanları tarafından terk edilen bir ülke. Ama biz hala okyanuslar için yazıyoruz."
Ermenistan'ın milli şairleri arasında sayılan ve Nazım Hikmet'le de dostluğu olan Silva Gabudikyan ise şunları söylüyor Ece Temelkuran'a: "Siz çok zor bir zamanda geldiniz küçük hanım. Bu ülke bütün bir yaşama sistemini değiştirdi. Ardından çok canımızı yakan Karabağ savaşı geldi. Sonra 1988'deki deprem... Elli bin kişi öldü, ülkenin yarısı yıkıldı. Kapalı sınırlar yüzünden yardım gecikti. Bağımsızlık ilan edildiği gün, bütün bu sıkıntıların on beş yıl süreceğini hiç kimse düşünmemişti. Biz küçükhanım, dört yıl elektriksiz yaşadık. Bu ülke, dört yıl mum ışığında yaşadı. Giysileriyle yatıp kalktı bütün halk. Ülkenin dörtte biri göç etti. Siz küçükhanım, işte böyle şeyler yaşamış bir halkın ruhunu anlamaya çalışıyorsunuz."
Ermenistan ise ortak bir coğrafyada, ortak bir kaderi yaşıyoruz. Oysaki ben yukarıdaki satırları okuyuncaya kadar, bu konuda pek de bilgi sahibi sayılmazdım. Oysa biz aynı toprağın ekmeğini yiyoruz. Arto Boyacıyan bunu çok güzel ortaya koyuyor: "Ama şurada, hemen Erivan'ın dışında bir nükleer santral var. Patladı mı ne Ermeni kalır ne Türk." (Ah Şu Ermenistan - II yakında..)






