Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

Aydın ve Halk Çelişkisi

Son zamanlarda birilerinin sıklıkla aydınları halka yakın olmamakla, halk gibi olamamakla suçladıklarını görüyorum; anlam veremiyorum. Bu ne garip, ne komik bir suçlamadır böyle? Bu suçlamayı yapanlar hiç düşünmezmi, "aydın" dediğimiz insanların halk gibi olmadıkları için aydın olabilediklerini.. Bu ne garip bir halk dalkavukluğudur, anlayamıyorum! Gülüp de geçemiyorum, oturup bu satırları yazıyorum.

Halkın entelektüel yetersizliği devletin istatislik kurumunca onaylanan bir ülkede, bırakın da aydınlar halk gibi olmasın: en azından aydınlarımız karanlıklar içinde kalmasın! Benliğim halkın benliğiyle farklı olduğu sürece ben aydın olabilirim, halk dalkavukluğu aydınlık değildir! Aydınlığa giden yolu Elif Şafak, Baba ve Piç'te çok güzel işaret ediyor: Toplum ile benlik arasında derin bir uçurum, onun üzerinde de sarsak bir asma köprü varsa, umutsuzca ikisini bağlamaya çabalamak yerine, pekala asma köprüyü yakıp topluma uzaktan veda etmek suretiyle, ebediyen beliğin tarafında kalabilirsin.

Düşünsel anlamda aydın ile halk arasında tam bir beraberlik beklemek, aydın nedir bilmemektir. Aydınlanma yolunda ilerleyen bir genç için iki seçebek vardır: 1. halka bir adım attırma pahasına öğrenmekten feragat edeceksin. 2. halkı bir kenara, yani kendi karanlığına, bırakıp entelektüel anlamda sadece kendinle ilgileneceksin. Türk aydını bu noktada haklı olarak bencil davranıyor çoğu zaman. Okuyor, öğreniyor ve sadece kendina ait dar bir çevrede nefes alıyor. Ama bazen, günüzümde olduğu gibi sahaya da inebiliyor aydınlarımız: tüm acemilikleriyle... 

Şu gün itibariyle, sahadaki Türk aydının en büyük hatası, ki bu hatasını düzeltmezse Fazıl Say misali yolcu olacaktır, halkı fazla ciddiye alması. Ne demek bu? Bu Türk aydınının oldum olası çobanlık yapmayı becerememiş olması demek!

Yorumlar

  • çok yanlış bir açıdan yaklaşmışsın duruma fikrimce.

    zaten aydın halk problemi düşünsel anlamda bir problem değil. aydınların halktan soyutlayıcı ve halkı aşağılayıcı hareketler içerisinde bulunmasıdır.
    bir "aydın" (sözüm ona!) ele alalım. Örneğin Mehmet Barlas. Sence kaç defa otobüse binmiştir? Kaç defa bakkaldan kola almıştır? Değil otobüse binmek tenezzül edip taksiye bile binmez. Evi ile işyeri arasındaki 100 metreyi bile yürümez, siyah arabasını kullanır. Mehmet Barlas 'ın bir yanağı neden benim göbeğim kadardır düşündün mü hiç?

    işte sorun burda. aydınların hiç bir iş yapmadan, sadece ülkenin kanını emerek, bütün köşelerinde aptal aptal şeyler yazıp hiçbir şey üretmeyerek, yalakalık yaparak milyarlarca liralar kazanması ve halkın 400 lira maaşa tahammül etmesi. sorun bundan ibaret.
  • @ doğancan; duruma ben düşünsel anlamda yaklaştım çünkü elitlik noktasına bu toplum aydınına yüksek bir hayat standardını zaten sunamıyor. Mehmet Barlas demişsin ama Mehmet barlas olsa olsa "maydın" olabilir. Ben bugüne değin aydın tek bir lafını bile duymadım.
    İlk olarak şu saptamayı yapmalı, Türk aydını maddi olarak bugüne değin çok güçlü olamadı. Türkiye'de yazan insan, düşünen insan hiçbir zaman adam gibi para yüzü göremedi. Türk aydını mahkemelerde ve ardından hapislerde çürüdü (Bakmak istersen Yalçın Küçük, Uğur Mumcu ve daha pek çoğunu inceleyebilirsin.), o da yetmedi maddi zorluklar yaşadı (Daha geçen yıl, Nihat Genç bir bilgisayarı bile alırken maddi açından ne kadar da zorlandığından bahsediyordu.).
    İlk saptama budur: Türk aydını maddi olarak günümüzde ve maalesef hiçbir zaman halktan daha fazla para yüzü görmedi. Yüksek bir hayat yaşayamadı ve hatta "yaşayamadı ve katledildi"!
    Sırada ise ikincisi var, tüm bunlara rağmen Türk aydını keşke yerdiğin kadar halktan kopuk ve elit olabilse. Keşke o kadar yüce şeyler düşünürken tıkış tıkış halk otobüslerinde sürünmek zorunda kalmasa ve keşke en iyi restoranlarda yemek yiyip, hayatın keyfini çıkartabilse!
    Türk aydının zaten en büyük hatası bu noktada, hala halk otobüslerinden kurtulamamış olmasında! Aydınlık bir geleneği temsil ediyor ve bu geleneği en yüce ve en elit noktaya taşımalı. Keşke aydınlarımız dünyanın en iyi modacılarından giyinebilse, keşke aydınlarımızın da özel mercedesleri ve eskortları olabilse; ama bunların hiçbirisi yok Doğancan ve Mehmet Barlas herbiden "maydın"..
The Rise of Sodom and Gomorrah - Therion
Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.