Bir Gazetenin Anatomisi: Cumhuriyet
II. Dünya Savaşı üzerine okumalar yapıyorum son zamanlarda, tarihimizin saklı kalmış dönemlerinden birsi olduğunu gördüm II. Dünya Savaşı'nın. Bu noktada Cumhuriyet gazetesinin duruşu da oldukça ilginç. Bedii Faik, Cumhuriyet'i o zamanların Türkiye'sinin en sağcı ve hatta faşist gazetelerinden birisi olarak sayıyor ve hatta anılarında Cumhuriyet yazarlarından Peyami Sefa'nın faşist Alman kuvvetlerinin Fransızlar'ı alt etmesini radyodan dinlerken heyecandan bayıldığını yazıyor.
Bugün gelinen noktada ise Cumhuriyet çok daha farklı bir profil çiziyor. Sol'a yakın ve hatta Sol bir çizgide ilerliyor. Bu noktada Cumhuriyet'i küçük görmek falzaca küçülmek olacaktır. İnsanlar gibi kurum ve kuruluşlar da zamanla görüş değiştirebilir, olgunlaştıkça farklılaşabilirler. Benim burada örnek aldığım nokta Cumhuriyet'in Türkiye'nin en sol gazetesi olduğu zaman da en sağ gazetesi olduğu zaman da ilkeleriyle hareket etmiş olması. Cumhuriyet, hiçbir zaman boyanmadı ve mutfak takımı dağıtan gazeteler arasında girmedi. Her neyi savunduysa, ciddi bir şekilde fikirsel anlamda savundu. Ciddi fikir gazetesi imajını hiçbir zaman hırpalamadı.. Bedii Faik de anılarında bundan söz ediyor: Yalnız yine hemen söylemeliyim ki, Cumhuriyet, sağcı iken ne kadar ciddiyse, solcu olduktan sonra da o kadar ciddi kalabilmiştir! Hiçbir zaman rengarenk giyinmedi, hiçbir zaman fikir gazetesi görüntüsü ve havasını bozacak yollara sapmadı. Ve hiçbir devrede lotaryacı, kadar kısmet oyuncusu olmadı. / Biz yıllar sonra Dünya'da, bir kere, bazı dostların teşvikine uyarak piyango denediğimiz zaman, beni telefonla arayarak, yapılanın Dünya'nın ciddiyetine hiç uymadığını söyleyen de Nadir Nadi olmuştur. Bu noktada blogumda da bunu sunmaya çalışıyorum, fikirlerimi ciddi ve bel üstü sunmaya çalışıyorum. Bu da Bedii Faik'ten aldığım bir ders oldu bana..






