Bir Türk Filozofu: Celal Yalınız, Sakallı Celal..
Düşünen adam noktasında pek de bereketli sayılmaz Anadolu. Ne yazık ki, bu topraklardan az çıkıyor doğru düzgün düşünen adamlar. Zaten bizler de pek meraklı değiliz düşünen, yazan, çizen adamlara. Anadolu'nun bizlere sunduğu o güzel insanların pek çoğunu tanıma gereği bile duymuyoruz. Ancak, arada bir, karşımıza eski bir derginin sararmış yapraklarında çıktıkları zaman lütfedip ne yapmış, ne söylemişler öylesine bir bakıyoruz..
Geçen aylarda, yukarıda özetlediğim şekilde, değerli bir isimle karşılaştım: Celal Yalınız, nam-ı diğer Sakallı Celal. Ciddiye alınması gereken bir filozof, önemli bir düşünür. Pek çok sözü var, hala kullanılan. Öylesine derinler ki, her birinin üzerine onlarca sayfa yazı yazılabilir. "Türkiye durmaksizin Dogu'ya giden bir gemidir, bazilari bu geminin güvertesinde Batı'ya dogru kosarak Batı'ya gittiklerini sanirlar." ya da "Tanzimat ilan ettik, olmadı. Meşrutiyet ilan ettik, olmadı. Cumhuriyet ilan ettik, olmadı. Yahu biraz da ciddiyet ilan etsek!!" gibi sözleri buna örnek olabilir. Ayrıca daha önce benim de Şemsttin Sami noktasında yazdığım gibi hiçbir Türçünün ya da Türkçecinin Türk olmamasını çok güzel ve iğneliyici diliyle ortya koyuyor: "Hiçbir yoğurtçunun yoğurt olduğu görülmediği gibi, hiçbir Türkçünün de Türk olduğu görülmemiştir."
Ayrıca okunup, araştırılası; ilginç ve özellikle de dersler çıkartılası bir hayat da yaşamış. Hayatına entelektüel hayatımızın en güçlü isimlerini dahil etmiş. Örneğin Nazım Hikmet on beş, on altı yaşlarındayken elinde Baudelaride, hem okuyor hem yürüyor. Bu sırada karşıdan gelen Celal Yanız, "Okuduğun o kitap ne senin?" diyor. Nazım Hikmet, kitabı gösteriyor. Celal Yalınız, önce kitaba, sonra Nazım Hikmet' bakıyor ve şöyle söylüyor: "Sen büyük adam olursun oğlum!"
Celal Yalınız'ın önemli bir diğer özelliği ise Mustafa Kemal'e olan sevgisi. Sakallı Celal üzerinde silahla yakalandığı bir gün, polis neden silah taşıdığını sormuş. Cevabı, bungün bence çok daha önemli: "Gazi Paşa ve Cumhuriyet'i korumak için!" Vasiyetinde ise Ulu Önder hakkında şunları kaleme almış: "Mustafa Kemal'i seviyorum. Tatmin edilemeyen hasretimle ölüyorum. O'nu öpmek ve koklamak isterdim."






