fav. | | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

Bloglarda Kopyala/Yapıştır Salgını!?

Bloglar insanaların kendisine ait olanı, düşüncelerini veya eserlerini paylaşmaları için büyük bir imkan sağladı; insanımız artık düşüncelerini rahatlıkla paylaşacak bir ortama kavuştu derken bloglarımız amansız bir salgın sonucu foknksiyonlarını büyük oranda yiğtirdi. Diogenes'in gündüz vakti fenerle insan aması gibi bizler de blog gibi blog arayışındayız. Kopyala/Yapıştır mantığı o kadar egemen hale gelmiş ki sanki her blog birbirinin tıpkısı.

Bu noktada sosyal ve kültürel saptamalar da yapmak mümkün. Öncelikle karşımızda duran bu kopyala/yapıştır durumu; insanımızın hala yeteri kadar düşünemediğini, ortaya birşeyler koymakta zorlandığını gözler önüne seriyor. Bu kadar güzel ve zengin bir coğrafyada insanımızın düşünsel dünyasının böylesine vasat ve fakir olması, bilinçli her yurttaşı kaygılandırmalıdır. Bu durum Türkiye'nin hukukundan tutalım da yönetimine kadar her kademede aleyhimize işlemektedir: birşeyleri hazır olarak alıp kanıksamaya öylesine alışmışız ki bizde bize ait olan birşey kalmamış...

Şükür ki atalarımız bizden daha güzel şeyler ortaya çıkartabilmişler. Zamanında ne güzel söylemişler; ne ekersen onu biçersin, diye. Gerçekten de öyle; bu gün dün ektiklerimizi biçiyoruz, hatta birşey ekemediğimiz için koca tarlada biçecek ot arıyoruz. Türkiye'de kitap okuma oranı yalnızca %4.5! Japonya'da bir yılda 4 milyar 200 milyon kitap basılırken, Türkiye'de bu sayı 23 milyon 386. Yani Türkiye'de bir yılda basılan kitap, Japonya'da neredeyse bir günde basılıyor. 

İşin daha tuhaf tarafı ilerleyeceğimize geriliyoruz, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki ivme gün geçtikçe düşüyor. Ne yazık ki o zamanlar binbir zorluklar içerisinde yaptıklarımızı, bu gün oldukça geniş imkanlar içerisinde olmamıza rağmen yapamıyoruz. Türkiye'de üniversite bitirenlerin sayısı son yıllarda on dört kat arttığı halde, kitap okuyanların sayısı 1965 yılındaki oranın onda birine geriledi! Yani nicelik olarak ilerliyor görünsek de nitelik konusunda oldukça gerilediğimiz ortaya çıkıyor.

Bu tablolar önümüzde serilmiş dururken, bloglarda neden kopyala/yapıştır salgını başladı demek abes kaçıyor, dosrusu. Atalarımızın dediği gibi ne ektiysek onu biçiyoruz/biçemiyoruz! Cumhuriyetin başlarında ulu önderin ve çevresindekilerin o zor koşullarda yakaladıkları ivmeyi aşmak bir yana muhafaza dahi edememişiz. Bu noktada insanımızı suçlamak da bir yanılgı aslında; insanımızı okuyor yazıyor diye hapianelerde işkence odalarında çürütenlerde, büyük değerlerimize anadolu topraklarını yasak edenlerde de suç aramalıyız... (Anladınız siz onu!)

Not:Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporu'ndan yararlanılmıştır.

Yorumlar

  • İki yıl kadar blogcu.com’ da, bir yıl kadar da netlarus.com’ da blog yazdım… Çok insan tanıdım, çok yazı okudum… Şu an birçoğunun boşa geçmiş zaman olduğunu düşünüyorum… Birbirinin kopyası, ya da blog kavramından oldukça uzak bir sürü ‘’sitemsi blog”… Sitemize hoş geldiniz diye karşılayanlara bile rastladım… Hatta kendini kaybedip ‘Türkiye’nin en iyi sitesi’ gibi gönül eylemelere de rastlamadım değil… Blogcu.com çok ama çok olduğu kadar da boş içeriği ile övünüp duruyor hâlâ… Geçenlerde bir gezeyim dedim… Değişen hiçbir şey yoktu… Netlarus’a gelirsek… Netlarus gönlümde her zaman farklı bir yere sahipti… Ama onun da yönetimi geleceğini yaktı… El değiştirmeler, ortadan kaybolmalar filan derken site elden gitti… Ve ben elimden birşey gelmeye gelmeye izledim… Netlarus, isteseydi Türkiye’yi geçtim dünya çapında bir üne sahip olabilirdi blog kavramı adına… Orasını da bir gezeyim dedim… Hâlâ taş çatlasa 10-15 kişi yazıp çiziyor… İn / cin top oynuyor… Bundan sonra da toparlanamaz… Neyse, blogcu.com ya da netlarus.com… Hangisi olursa olsun Türkler blog kavramının içini dolduramadı… Ya copy-paste ye başvurdu, ya da samimiyeti yakalayamadı…

    Her yanımıza gothic yazılar ve resimler, komünist içerikli ve Marks’tan copy-paste edilmiş kofti bloglar, ukala edebi abiler, ‘otagımıza hoş geldin başbuğum’ mesajları ile karşılandığınız milliyetci bloglar, Amerikan boku yemiş gibi tuhaf bir lisanla günlük tutan hatunlar / oğlanlar doluşmuş… İnsan sıkılıyor bir süre sonra… Blog işinin zevki ve tadı yorumdadır… Hele bir de kişisel bir içerik ve bağımsız olursa iyice tadından yenmez hale gelir… Samimi durursunuz… Kusura bakmayın ama bu işi beceremediniz… Hâl böyle olunca her yazısının altında ” 0 Comment ve 0 - Yorum ” yazan ve yazıları arşiv de kaybolup gitmiş çok blog göreceğiz… Ki görmekteyim zaten…

    İşte bu yüzdendirki seni bir altın gibi görüyorum...
    Blog yazarlığı adına benim bulduğum bir altındır Okan YÜKSEL
  • Ben Japonya da otobüste elinde kitap olmayana garip gözle bakılıyormuş diye bir yazı da okumuştum. Ben Giresunluyum. Ve şahsen 3 sene evvel bunu duyunca (Otobüste ayakta giderken bile kitap okuma) utandım, sıkıldım. Ve inan ki okancığım 3 senedir kendime söz verdiğim gibi gerek kitap, gerekse aylık çıkan dergileri, gazeteleri elimden geldiğince (aralıksız değil,çünkü ben bile başlangıçta zorlandım ki herkez zorlanır) takip edttim ve etkemteyim.

    Umarım okuma ve yazma alışkanlığımızı, kendimize ait bloklar da has ctrl+c - ctrl+v tuşlarını yormadan gösterebiliriz.

    saygılarımla...
Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.