Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

Demokrasi: Aristokrasinin Güzel Perdesi..

Senato Bakalım demokrasiyle aramız ne zaman düzelecek? Sanırım beşe yaklaştı, demokrasi karalamalarım :) Haksız da sayılmam hani; düşünüyorum, düşünüyorum ama bir tutar taraf bulamıyorum. Şu demokrasiyle aramı düzeltecek okuyucu arıyorum, umarım aranızda bana demokrasinin güzelliklerini uzun uzadıya anlatacak birileri vardır..

Antik Yunan'da "ayak takımı"nın yönetime dahili olarak görülüyormuş demokrasi, haksız da sayılmazlar. Recep Tayyip Erdoğan da öyle düşünüyor olacak ki, "Ayaklar, baş olursa.." ahkamı kesti 1 Mayıs öncesi. Bu noktada "ayak takımı"ndan anladığımız farklı şeyler olsa da, benim görüğüm "ayak takımı"ndan baş olursa kıyamet işte o zaman kopar.. Ama ne dün ne de bugün tam anlamıyla kıyamet bir türlü kopmuyor.. Çünkü bizler demokrasinin işleyişini detaylandırmıyoruz, bu işleyişin detaylarını görmezlikten geliyoruz.

Demokrasilerde liderleri halk seçer, yalnız haklın seçeneklerini aristokrasi oluşturur. Sonuç itibariyle halk, aristokratların seçimleri arsından birşey seçebilecek kadar seçmendir. Bunun üstüne çıkamaz, kendi adayını var kılamaz. Buna maddi olarak da manevi olarak da yetkin değildir çünkü. Bu haliyle demokrasi, halk yönetimi görünümündeki aristokratik bir sistemdir. Bu analizim en azından Türkiye için olabildiğince geçerlidir.

Pierre Joseph Prodhon, "Demokrasi gizli bir aristokrasidir." derken günümüz Türkiye'sini görseydi, eminim, kendinden çok daha emin haykırırdı. Sözün özü, demokrasi aristokrasinin meşrulaştırma yöntemidir ve genel anlamda tam bir aristokratik sistemdir. Bu dünyada bazı kararlar o kadar önemli görünüyor ki, "ayak takımı"na seçme hakkı tanınmıyor..

Yorumlar

  • 1789 Fransız Halk Devrimi’nin tarihine dikkat edelim: O zamanın Fransız halkı bu devrimi önemli yazarların yazılarını elden dağıtarak okumaları, aydınlanmalarıyla gerçekleştirmişti. Yani yazarların; düşünürlerin, siyasetçilerin yazılarını halk kitleleri önemle okuyordu.
    Burada konu Fransız devrimi değil. Ama bu devrim o zamanın Fransız halkının “okuyan, düşünen, sorgulayan” bir yapısının ta o zaman var olduğunu gösteriyor. Daha sonra daha da gelişmiş.
    Cumhuriyetimizin ilanından sonraki yılların Anadolu’sunu baştan başa bir tararsanız medeniyetten tamamen uzak, tamamıyla ilkel denebilecek şartlarda yaşayan halk toplulukları varmış. Bütün bu vahşi kalmış kitlelerle bir çırpıda demokrasiye geçebileceklerine inanmakla büyük saflık yapmışlar. 20. yüzyılın ilk yarısının Avrupalısı demokrasiyi taşıyabilirdi. Bizim o yapıda bir halkımız yoktu. O zamanın halkımızın çoğunluğu ise demokrasi ile ancak şöyle yönlendirilebilirdi: iman ve ahiret inancı doğrultusundaki telkinlerle (o telkinleri ise o halk daha çok çoğunluk psikolojisi, yabancı düşmanlığı çerçevesinde değerlendirip öyle algılayarak) yönlendirilebilirdi. Böyle bir halk yapısı ise ancak çok eski zamanlardaki savaşçı – yağmalayıcı kavimlere özgü bir şey.
    1924 – 1946 arası 22 yıllık kısacık bir dönemde kaç aydın yetiştirilebilir, kaç öğretmen yetiştirilebilir, bütün Türkiye halkına nasıl hakkıyla eğitim verilebilirdi? Demokrasiye geçilmeden önce en azından üç kuşak boyunca çok gayretli halk eğitimi çalışmaları yapılmalıydı. Bu da en azından 60 yıl sürmeliydi. Fransız halkının 150 yılı aşkın bir süreyle yaptıkları gayretlerle ulaştıkları modern anlayış çizgisine 20 – 30 yılda gelinebileceğine, hele o halkla gelinebileceğine inanmak ya aptallık olmalıydı ya da delicesine bir hayalperestlik..
  • Bence demokrasi kesinlikle halkın tek başına yönetmesi değildir zaten olmamalıdır da. Bu yüzden amerikada fransada ingilterede meclis 2 kanatta toplanır. biri bilinen meclis diğeri senatodur. senatoyu yürütmenin aristokrat kanadı olarak gorebiliriz. meclisten geçen her yasa senatonun da onayını almak zorundadır ve onay alınmazsa yasa geçmez. bu sistem 61 den 80 e kadar 19 yıl ülkemizde de uygulanmıştır. başarılı bir sistem olduğu için 80 ihtilalinde kaldırılmıştır.amerika böyle güzel şeyleri bize layık görmemiş olcak heralde ki darbeyle birlikte cumhuriyet senatosu tarihe gömülmüştür. sistem halen var olsaydı akp ve tayyip bu şekilde serbestçe at koşturmazdı.
Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.