Demokrasi: Aristokrasinin Güzel Perdesi..
Bakalım demokrasiyle aramız ne zaman düzelecek? Sanırım beşe yaklaştı, demokrasi karalamalarım :) Haksız da sayılmam hani; düşünüyorum, düşünüyorum ama bir tutar taraf bulamıyorum. Şu demokrasiyle aramı düzeltecek okuyucu arıyorum, umarım aranızda bana demokrasinin güzelliklerini uzun uzadıya anlatacak birileri vardır..
Antik Yunan'da "ayak takımı"nın yönetime dahili olarak görülüyormuş demokrasi, haksız da sayılmazlar. Recep Tayyip Erdoğan da öyle düşünüyor olacak ki, "Ayaklar, baş olursa.." ahkamı kesti 1 Mayıs öncesi. Bu noktada "ayak takımı"ndan anladığımız farklı şeyler olsa da, benim görüğüm "ayak takımı"ndan baş olursa kıyamet işte o zaman kopar.. Ama ne dün ne de bugün tam anlamıyla kıyamet bir türlü kopmuyor.. Çünkü bizler demokrasinin işleyişini detaylandırmıyoruz, bu işleyişin detaylarını görmezlikten geliyoruz.
Demokrasilerde liderleri halk seçer, yalnız haklın seçeneklerini aristokrasi oluşturur. Sonuç itibariyle halk, aristokratların seçimleri arsından birşey seçebilecek kadar seçmendir. Bunun üstüne çıkamaz, kendi adayını var kılamaz. Buna maddi olarak da manevi olarak da yetkin değildir çünkü. Bu haliyle demokrasi, halk yönetimi görünümündeki aristokratik bir sistemdir. Bu analizim en azından Türkiye için olabildiğince geçerlidir.
Pierre Joseph Prodhon, "Demokrasi gizli bir aristokrasidir." derken günümüz Türkiye'sini görseydi, eminim, kendinden çok daha emin haykırırdı. Sözün özü, demokrasi aristokrasinin meşrulaştırma yöntemidir ve genel anlamda tam bir aristokratik sistemdir. Bu dünyada bazı kararlar o kadar önemli görünüyor ki, "ayak takımı"na seçme hakkı tanınmıyor..





