Facebook, eski arkadaşlar, zaman...
Sonunda ben de bir Facebook üyesi oldum, hatta ikinci haftamı dolduruyorum. Arkadaş listem kabardıkça kabardı, şu an 80'in üzerinde arkadaşım var... Pek çoğunu geçmişin tozlu raflarından kurtarabildim, şu Facebook sayesinde...
Kimleri bulmadım ki? İlkokulda belalı olduğum, kalemliklerini camdan attığım dostları mı istersiniz; ilk aşkımı mı? Ne kadar da büyümüşüz böyle, ne kadar da değişmişiz... Pek çoğumuz yitirmiş, o günlere ait çocukça, masumca yüzlerini: özellikle erkekler bayağı bir sakallanmış :))
Facebook'ta eski fotoğraflarımı da gördüm, ne kadar büyüdüğümü anladım... Yıllar harbiden geçiyormuş. Çocukken bunu anlayamıyor insan, çünkü geçmişi olmuyor: herşey tazecik ve hiç solmayacakmış gibi duruyor. Ama bugün, bunun farkında olmak çok acı olsa da, bir geçmişim var... İnsanın geçmişi olması bugünlerin de geçeceğini bilmesini sağlıyor, bugünlerin geçici olduğunu bilmek; bir gün ak sakallı bir dede olacağımı hatırlatıyor bana...
Hayır! Ben ak sakallı bir dede olmak istemiyorum, bedenim ve zihnim hep bu kadar genç olsun istiyorum! Her ne kadar haddimden fazlasını istediğimi bilsem de...
Velhasıl zaman geçiyor, öyle ya da böyle... Birgün hepimiz okuyacağız gazetelerde sınıf arkadaşlarımızın öldüğünü kara ve koca puntolarla bildiren ilanları. Ve o gün, sokakta, daha hayata yeni başlamış tazecik bir beden göreceğiz, imreneceğiz ona... Toprağa biz bu kadar yakınken, onun her şeyden habersiz ve bir o kadar da uzak olmasına imreneceğiz... Ve döneceğiz geçmişe, neler yaptığımızı düşüneceğiz: sıralanacak bu günleriniz sararmış bir fotoğraf misali... Tüm o fotoğrafları mutlu kılmak sadece bugün, şu an mümkün! Bu sebepten mutlu olmalıyız, sırf o ak sakallı dedeyi veya pamuk nineyi toprağa o kadar yakınken mutlu kılmak için... Hepiniz umarım mutlusunuzdur ve mutlu kalırsınız dostlar!




