"Galiba Türkler Yaratıcı Olamıyor"
Oray Eğin yazmış bugün, ünlü şahsiyetlerin tasarladığı tabureleri incelemesinin akabinde: Aslında gerek taburelerde, gerekse de ineklerde Türk yaratıcılığıyla ilgili şu tespiti yapmak mümkün: Aktarmacı kültürün ürünleri... Kendi popüler kültürünü sadece dışarıdan taklitle büyütmüş bir toplumda, yaratcılığın da yurtdışında görüneni aynen uyarlama olması kaçınılmaz. Maalesef dergicilikte de bu böyle, edebiyatta da, sinemada da. Mesela Türkiye’nin en beğenilen filmlerinden “Eşkıya”yı ele alalım: Son sahnesinde Amerikan filmlerinden apartılmış bir şekilde helikopter kaldırmanın ne anlamı var ki?
Bu noktada Türk kültüründe yetiştirilmiş, Türk egemenliğindeki bir coğrayfada oluşmuş bir birey olarak "Hadi be ordan..." demek isterdim! Amma insan böyle birşeyi maalesef diyemiyor. Neden mi?
Çünkü tarihimize dönüp eleştirisel bir gözle incelemelerde bulunursak aslında bize ait pek de birşey olmadığını görüyoruz, üzülerek. Türkçe harflerle yazılmış ilk romanımız olan Taaşuk-u Talat ve Fitnat'ın, ilk Türkçe ansliklopedi olan Kamus-ül Alam'ın ve modern anlamdaki ilk geniş çaplı Türkçe sözlük olan Kamus-ı Türki'nin yazarı kimdir dersiniz? Ben cevaplayayim: Arnavut asıllı Şemsettin Sami! Bu noktada üzülüyorum, Şemsettin Sami'nin Arnavut asıllı olmasını önemsemiyorum; üzüldüğüm nokta bunca Türk varken bu çalışmaları bir Arnavut'un yapmış olması! Acaba bizim çocuklar o zaman ne halt yiyorlardı da bu iş Şemsettin Sami'ye kaldı!?
Bugün de değişen birşey maalesef yok, hala taklitçilikle uğraşıyoruz ve çoğu zaman da utanmadan en iyi taklitleri yaptığımız için övünüyoruz! Artık tarihimizin akışını değiştirecek bir misyon ve vizyon vermeliyiz yeni yetişen nesillere. Bu vizyon benim neslime verilmedi, çok boş adam yarattırlar... Merakla bekliyorum bizim çocukarın ne işler çıkartacağını, ya da çıkartıp çıkartamayacağını?!
Öyle bir durumdayız ki herkes vatanın milletin birşeylerden kurtarılması noktasında hemfikir, bu sebeptendir ki çok sık olarak "vatan kurtarma edebiyatı"yla meşgul oluyoruz: çoğu zaman bol mezeli içki sofralarında... Kurtulmamız gereken tek şey bu saçma sapan, öğrenciye zırvadan başka hemen hemen hiçbirşey vermeyen eğitim sistemi ve üzerimizdeki ölü toprağı. Artık vatan kurtarma derdinden kurtulmalıyız, yeni birşeyler var etme derdine: şu Anadolu'yu adama etme derdine girmeliyiz! Yanlılıyor muyum?




