Hayatımın Kadınısın
Ali Bayramoğlu'nun not defterimin sayfalarına kazıdığım çok güzel bir sözü vardır: "Bir gün uyanırsın kelebeklerle çiçeklerle ilgili yazı yazmak istiyorsundur ve birşey olur, seni ciddi bir şekilde tekrar ülkenin kaderiyle ilgili düşünmeye zorlar" der. Fazlasıyla haklı Ali Bayramoğlu, ülkemin her an politikleşebilen bir havası var ve ben de bu havadan nasibimi fazlasyıla alıyorum. Bu noktada kültürel içerikli yazılarımı aksatmamaya çalışsam da arada bir onları gündemin ağır maddelerine kurban etmek zorunda kalabiliyorum. Ama bu gün böyle olmayacak, kendime söz verdim. Askeri müdahale olsa veya birileri vatan hainliğini aşikar etse bile politik tek satır yazmayacağım bu gün. An itibariyle; yaşasın sanat, yaşasın sinema modumdayım :)
***
Bu güzel modu yakalamışken siz okurlarımla değerli bir filmi paylaşma gereği duyuyorum: Hayatımın Kadınısın. Uğur Yücel'in yönetmenliğini ve senaristliğini üstlenip aynı zamanda esas oğlan karakterinli canlandırdığı, bize ait ve bizden olan izlenesi bir film Hayatımın Kadınısın. "Ev kadınları, arabeskçiler, müzik severlerin, foto roman sevenlerin, melodram sevenlerin gözleri yaşlı ama gülümseyen yüzlerini hayal ettim bazı sahnelerde."diyor Uğur Yücel... Ben de bu saptamada en fazla müziksever olabiliyorum, hayatımda foto roman okumuşluğum, ev kadınlığı yapmışlığım yoktur :)
“Hayatımın Kadınısın”, Asuman ve Tayfur’un önüne geçilemez, büyük aşk hikayelerinin filmi. Daha doğrusu benim subjektif fikrim bu aşkın Asuman'dan çok Tayfur'a ait olduğu. Aşık Veysel misali Tayfurun aşkı olmasa Asuman'dan birşey olacağı yok filmde.
Filmin bir diğer dikkat çeken noktası da insanın damarından girmesi! Nasıl mı? Tayfur'un ağazından dökülen şu sözler kimi sarsmaz? Hayat esrarengiz ve biz hep firardayız kendimizden. Gerçekten de öyle değil miyiz, hangimiz demir atabildik kendi denizimizde? Hangimiz kendimizi başkalarından fazla düşündük, masaya yatırıp yargıladık?
Filmde insana ve hayata dair pek çok enstantane mevcut. Aşkı, acıyı, aile içi şiddeti ve her türlü sömürüyü, dostluğu, düşmanlığı, hayatta nerede olduğunun değil nerede olacağının önemini; kısaca hayatın güzelliklerini ve iğrençliklerini bir arada görmek mümkün. Kimi yerde içinizi ferahlatan, kimi yerde de üstünüze fazlasıyla baskı yapan ağır sahneler var filmde.
Ayrıca filmin VCD veya DVD'sini almanıza dahi sebep olabilecek, mükemmel sözler serpiştirilmiş filmin üzerine. Geçip giden zaman veya gelmeyen sevgili bundan güzel nasıl anlatılabilir: Geldi geliyor derken geçti gidiyor mevsimler demiş; ben de tam geliyor dedim hayatımın kadını, o gitti, gitti...
Sözün kısası, izlenesi bir film Hayatımın Kadınısın. Bir an önce biryerlerden edinmenizi ve bu tadı almanızı önerirken yazımı Uğur Yücel'in filmi hakkındaki yorumuyla bitiriyorum: Bu filmi seyirciler için yazdım. Gerçeğin romantizmini görüyorum resimlerde. Özlem ve göndermeler var eskilere, ama bu günün dilini konuşan, mahallemizdeki insanlar bunlar. Severek yazdım her insanı. Hepsi kırık kalpler…
Not: Yukarıdaki satırlarda http://www.hayatiminkadinisinfilm.net/ ve http://www.ntvmsnbc.com/ adreslerinden yararlanılmıştır.




