Kabadayı, İyi Ki Sadece Filmde..
Hanımefendiyle bugün sinemaya gittik, birlikte Şener Şen'li Kenan İmirzalıoğlu'lu Kabadayı'yı izledik. Film Deli Yürek havasında; kan ve gül: silah ve kadın.. At, avrat, silah üçlemesinden ibaret Kabadayı.
Görsel olarak, oldukça kaliteli; en azından hiçbirşey sırıtmıyor. Oyunculuklar çok iyi.. Ama dedim ya klasik at, avrat, silah üçlemesi.. Kan dökülüyor, seviliyor, bir kadın iki yürek arasında paylaşılamıyor. Bir kız için nice hayaller, nice dünyalar yıkılıyor; Türk sinema seyircisi sıkıldı mı bilmiyorum ama ben bu edebiyattan sıkıldım. Yeter artık şu at, avrat, silah üçlemesi.. Geliştirin be biraz kendinizi! Bıktık, sıktı yani..
Umarsızca şiddet kutsanıyor, insanlar ölüyorlar ama bir kız uğruna olunca giden canların önemi olmuyor; öyle mi? Ortalarda polis falan yok, polis mafyanın elinde.. Ama tüm bunlara rağmen, klasik Türk filmi sonu: Kötüler kaybediyor, iyiler kazanıyor! Hadi be oradan, nerede görüldü kötülerin kaybettiği? Kötüler kaybediyorsa eğer bu dünyada, en kötüler kazanıyor demektir. İş bu kadar basit! İyiler, filmde verilen kurtlar sofrasında kaybetmeye mahkum ve bu mahkumiyeti gerçek hayata taşımamanın tek yolu devletin devet olmasında yatıyor!
Şükür ki bu ülkede sadece it kopuk yok, ve bu ülkenin insanına it kopuk göstermekten utanın artık! O kadar düzgün aydınımız, o kadar düzgün insanımız var ki; tarih onları unutturduğunuz için sizleri affetmeyecek! Gaffar Okkan orada dururken, hala böylesine filmler çekmekten bir utanın artık, sıkılın biraz!
Ve ey Şener Şen, umarım son filmin bu olmaz ve bu hatanı düzeltirsin. Ben seni Kabadayı olarak hala görmüyorum, sen benim için hala Gönül Yarası'ndaki öğretmen Nazım'sın..





