fav. | | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

Kalkınmak İçin Genel Eğitim Şart DEĞİL!

Daha öncesinde de yazmıştım (Kitle Eğitimi? Özel Yetenek Eğitimi?) ve sormuştum okurlarıma "Kitle eğitimi mi, özel yetenek eğitimi mi?" diye.. Bugün hala harahetle süren Prof. Erol Güngör araştırmam sırasında öyle bir paragraf okudum ki, tarifsiz bir mutluluk yaşadım. Düşüncemin, bundan yıllar öncesinde bir bilim adamımız tarafından, hem de entelektüel bir bilim adamımız tarafından savunulduğunu görmek bana büyük bir özgüven verdi. Neydi benim ana fikrim? Diyordum ki, "Alt ve orta zeka grubundan geriye kalan üst zeka grubunun üyeleri, yani ülkemin eli adam gibi iş tutar bireyleri ise çeşitli şekillerde seçilmeli ve özel eğitimlere tabii tutulmalılar. Bu insanlar ihtisaslaştırılmalı ve ihtisaslaştıkları konuda en iyi kılınmalıdırlar. Türkiye Cumhuriyeti, kurulacak böylesine özel bir okuldan her yıl 1000 mezun alsa, misyonuna çok daha yakın ve çok daha iyi bir vizyonda olacaktır." Prof. Erol Gügör de böyle düşünüyor olacak ki şunları yazmış: "Halbuki genel eğitim kalkınmanın sebebi değil, neticesidir. Kalkınmayı yapacak olanlar ise, memleketin problemleri üzerine düşünmeye ve çözüm bulmaya elverişli kalitede aydınlardır. 'Birinci sınıf' insanlardır. Zaten kalkınmamış, geri kalmış bir ülke, kendi problemlerinin neler olduğunu ve bunlara nasıl çare bulunabileceğini bilmeyen bir ülke demektir."

İşte şimdi bizim ihtiyacımız olan bu "birinci sınıf" insanları bulmak ve özel bir eğitimle yetiştirmektir. Aksi halde, genel eğitim aracılığıyla kalkınmak tatlı bir rüya olarak kalacaktır.. Türkiye gelişmekte olan ama bir türlü gelişemeyen ülkeler kategorisinden çıkmak istiyorsa, birinci sınıf insanları dümenine oturtmasını bilmelidir!

Yorumlar

  • Merhaba,

    Sitenizi birkac defa ziyaret etmistim ama sanirim daha once yorum birakmamistim. Bu kisa yazinizda Prof.Gungor`un sizi destekledigini gosterdiginiz alintiniz sebebiyle onun -farkinda oldugunuzu umdugum- Ziya Gokalp ekolunden geldigini ve Turkculuk fikirlerinin etkisinde kalmis bir sosyal psikolog oldugunu hatirlatma ihtiyaci hissettim. Sosyal psikolog olusu da iktisadi bir mesele olan kalkinma konusunda belirleyici bir kaynak olmasinin mumkun olmadigini ya da biraz daha hafifletilmis sekliyle soyleyecek olursak, yeterli kaynak olmadigini gosterir sanirim. Zira Turkculuk akiminin etkisindeki birisinin \"ustun insan\" modeli benzerindeki goruslere sahip olmasini da tutarlilik olarak dusunebiliriz.

    Yorumu biraz daha uzun tutarak su alintiya yer vereyim:

    >>>\"Bugüne kadar hiçbir zaman halka ve insan topluluklarına değer vermemiş; halkın görüşlerindense seçkin bireylerin görüşlerini önemsemiş birisi olarak, yine de bu zorukların aşılması gerektiğini düşünüyorum. Halkın alt ve orta zeka grubunun üyeleri belirli bir noktaya kadar eğitilmeliler. Bu yapılmalı çünkü bu dünyadaki en büyük tehlikeyi ortalama zeka seviyesindeki insan toplulukları yaratıyorlar. Bu kitleler endoktrine edilmeliler ki ilerde sorunlar yaratmasın ve ilerlemenin önündeki engel olmasınlar.\"

    Simdi de yazinin basligini bir kere daha okuyalim: \"Kalkinmak Icin Genel Egitim Sart DEGIL!\"

    Oncelikle kalkinma kavrami konusunda sIkIntilariniz oldugunu dusunuyorum. Cunku en baskin anlamiyla ekonomik bir terim olarak kullanilan kalkinmanin karsilastirma ogelerinden bir tanesi egitimdir. Dolayisi ile egitilmis bir toplum kalkinmanin itici kuvvetidir.

    Alinti yaptigim fikrinizden yasadiginiz ulkedeki insanlari halk ve seckin bireyler 2`ye ayirdiginizi anliyoruz. Burada, ne yazik ki, bir kavram karmasasi daha goze carpiyor: halk ne demektir? Peki ya seckin bireyler kimlerdir, nerede yasarlar? Seckin olmanin kosullari, seckin olabilmenin kisitlari ve hatta varsa bunun ilkeleri nelerdir? Mesela kitle egitiminden yana olan birisi seckin degil midir?

    Alintiladigim yerdeki bir diger ilginc nokta da halki alt, orta ve ust zeka grubuna ayirmis olmaniza ragmen seckinleri bu gibi bir kiyaslamanin disinda tutmaniz ki bu da seckinleri dogrudan ust zeka grubunda gordugunuz anlamina gelir. Burada da ucuncu bir kavram karmasasi ve bilgi eksikligi ortaya cikiyor: zeka nedir? Zeka gelistirilebilir mi? Zeki dedigimiz insanlari belirleyen sey onlarin IQ seviyeleri midir? Peki oyleyse hangi IQ testini ciddiye almaliyiz? Seckin olan insanlarin IQ seviyeleri \"normal halktan\" ne kadar yuksektir? (Hatta; IQ degilse hangi kritere gore, kimler zeki sayilabilir?)

    Sanirim yogun bilgi eksikligi ve kavram karmasalarinin uzerine bir de bazi seyleri ogrenme isteginiz -ki ne mutlu size- eklenince ortalik savas alanina donmus. Umudum; bu, belki de provokatif yazi sayesinde daha derin arastirmalara yonelmeniz.

    Saygi ve sevgi ile...
  • @herackles; öncelikle böylesine uzun bir yorum için teşekkür ederim. Sanırım yazımdan bile uzun olmuş Okuyunca, cevaplama gereği hissettim.

    Prof. Erol Güngör\'ün Ziya Gökalp ekolüne yönelttiği birçok ciddi eleştiri olmasına rağmen o ekole ait sayıldığının farkındayım. Ki bence de öyledir kendisi. Yalnız bu ırkçılık ya da faşistlikten çok farklıdır. Güngör, kimlik noktasında dili yeterli görmektedir, Türkçe onun için bütünleştirici bir kimliktir.

    Yazımda \"1. sınıf\" insan terimi hoş kaçmamış olabilir, o sebepten bundan böyle \"aydın\" terimini kullanacağım çünkü ben her ikisinin aynı anlama geldiği kanaatindeyim. Yazımın yorumunuza kattığınız bölümünde şunları yazmışım \"Bugüne kadar hiçbir zaman halka ve insan topluluklarına değer vermemiş, halkın görüşlerindense seçkin bireylerin görüşlerini önemsemiş birisi olarak..\" Şu an hala bu sözlerimin arkasındayım. Bu noktada Elif Şafak\'ın Baba ve Piç\'inde geçen şu satırlar ne demek istediğimi çok güzel özetliyor aslında: \"İnsanların ezici çoğunluğu asla düşünmez, düşünenler asla ezici çoğunluk olmaz. Ayrımı gör! Tarafını seç!\"

    Kalkınma noktasında, kalkınmanın iktisadi bir terim olduğunun farkındayım; iktsiat dersleri alıyorum. Kalkınmanın karşılarşırma ögeleri arasında eğitim olması, genel kabul görmüş bir gerçek. Yalnız burada asıl tartışılması gerken nokta eğitimin sizin dediğiniz gibi kalkınmanın nedeni mi, yoksa Prof. Erol Güngör\'ün dediği gibi sonucu mu olduğudur. Bu noktada bir karara varılırsa tartışma işlerlik kazanabilir.

    İnsanlarımı halk ve seçkin bireyler olarak ikiye ayırdığım bir bakıma doğru olabilir. Yalnız anladığım kadarıyle bu ayrımı size tam olarak yansıtamamışım. Yani seçkin bireyler olarak nitelendirdiğim aydın insanlar zaten halkın içindeler. Ben de siz de ya da sokakta gördüğünüz on binlerce insan da halk. Bu noktada halk bir evrensel küme ise aydınlar bu evrensel küme içerisinde bir alt kümeyi oluşturuyorlar. Yani aynı zamanda halkın içindeler.

    Seçkin olan kim demişsiniz. Örnek vereyim, Enver Paşa seçkindir, Kemal Paşa seçkindir, günümüzde Prof. Yalçın Küçük seçkindir. Seçkin olmanın koşulu iyi bir alt yapı ve çoğu zaman da çalışma, kendini geliştirme azmidir.

    \"Mesela kitle egitiminden yana olan birisi seckin degil midir?\" demişsiniz, orasını bilemem. Yani kişiden kişiye değişir. Aydın insanlar da kitle eğitiminden yana olabilirler, ki bu bir aşama meselesidir. Yani herşeyin, elbet bir zamanı vardır.

    Zeka noktasında ortalama veya ortalama üstü bir zeka bence herşeyi yapmak için yeterlidir. Zeka en fazla bir araçtır, aydınlanma yolunda bir araçtır. Ve size bu yolda kapasitesi oranınca hız katar..

    Sanırım açıklayabildim. Dilerseniz devam etmekten, memnuniyet duyrım Saygı ve sevgiler..
  • Tekrar merhaba,

    Ben de sizin gibi sirasi ile gideyim:

    >>>Yalnız bu ırkçılık ya da faşistlikten çok farklıdır. Güngör, kimlik noktasında dili yeterli görmektedir, Türkçe onun için bütünleştirici bir kimliktir.

    Simdi; irkcilik ve fasistligin tanimini nereden, kimden aldiginiza gore degisir Ziya Gokalp ekolunu takip eden birisinin dunya gorusu. Kimilerine gore Ataturk de Turk irkcisidir hatta bazilari bunu yermek icin (HADEP ekolu) soylerken bazilari da ovmek (Atsiz ekolu) icin soyler. Dolayisi ile her bir aciklamanizin altinda alinti yaptiginiz yer de bulunmalidir kanaatimce.

    >>>Yazımda \\\"1. sınıf\\\" insan terimi hoş kaçmamış olabilir, o sebepten bundan böyle \\\"aydın\\\" terimini kullanacağım çünkü ben her ikisinin aynı anlama geldiği kanaatindeyim

    Aydin ile 1. sinif insani ayni anlamda kullandiginizi dusunsek bile burada yine bir baska tanimlama sorunu ile karsi karsiya kaliyoruz ki o da sizce aydin denilen kisinin taniminin ne oldugu.

    >>>Bu noktada Elif Şafak\\\'ın Baba ve Piç\\\'inde geçen şu satırlar ne demek istediğimi çok güzel özetliyor aslında: \\\"İnsanların ezici çoğunluğu asla düşünmez, düşünenler asla ezici çoğunluk olmaz. Ayrımı gör! Tarafını seç!\\\"

    Kadin calismalari konusunda yuksek lisansini takiben siyaset bilimi uzerine, yine buna yakin bir arastirma konusu ile doktora unvani alan birisinin sosyoloj, psikoloji, biyoloji, noroloji ve antropoloji konularinin arastirma sahasina giren bir konuda \\\"bilirkisi\\\" secilmesinin ne kadar saglikli oldugunu takdirlerinize birakiyorum. Saniyorum fikrinizi tasdik edecek birilerini secme kolayciligi ile bu ornegi verdiniz.

    >>>Kalkınmanın karşılarşırma ögeleri arasında eğitim olması, genel kabul görmüş bir gerçek. Yalnız burada asıl tartışılması gerken nokta eğitimin sizin dediğiniz gibi kalkınmanın nedeni mi, yoksa Prof. Erol Güngör\\\'ün dediği gibi sonucu mu olduğudur. Bu noktada bir karara varılırsa tartışma işlerlik kazanabilir.

    Islerlik kazandirmaya calisayim izninizle. Iktisat dersleri aldiginizi soylemissiniz ancak detaylari hakkinda bilgim olmadigi icin bunun konumuzla alakali; buyume, kalkinma ve uluslararasi iktisat dersleri oldugunu umut ediyorum. Buradan hareketle yakin tarihimizden, egitilmemis ama egitilmedigi halde \\\"kalkinmis\\\" bir tane toplum gostermeniz durumunda benim savimi curutebilirsiniz. Oysa ben size egitimini takiben kalkinmasini hizlandiran birkac toplum soyleyebilirim; Hindistan, Cin, Pakistan, Japonya... vb. Burada karmasaya mahal vermemek icin hemen egitimin de ne oldugunu, ya da benim ne anladigimi yazayim. Egitim; oncelikle toplumdaki her bireyin okur yazar hale getirilmesi, bunu takiben analitik dusunebilme becerilerinin gelistirilmesi ve ardindan kabiliyetlerine ve basarilarina gore toplumun beklentileri ve kendi isteklerinin kesistigi en verimli konuda bilgilendirilip uretim surecine dahil edilmeleridir.

    >>>İnsanlarımı halk ve seçkin bireyler olarak ikiye ayırdığım bir bakıma doğru olabilir. Yalnız anladığım kadarıyle bu ayrımı size tam olarak yansıtamamışım. Yani seçkin bireyler olarak nitelendirdiğim aydın insanlar zaten halkın içindeler. Ben de siz de ya da sokakta gördüğünüz on binlerce insan da halk. Bu noktada halk bir evrensel küme ise aydınlar bu evrensel küme içerisinde bir alt kümeyi oluşturuyorlar. Yani aynı zamanda halkın içindeler.

    Fazlasiyla iyi yansittiniz aslinda. Tam da o sebepten oturu onlari yazdim ya! Ben bu ayrim ile gecen aylarin populer mankeninin lafinin ayni kefede oldugunu gordugum icin soyledim bunu.

    >>>Seçkin olan kim demişsiniz. Örnek vereyim, Enver Paşa seçkindir, Kemal Paşa seçkindir, günümüzde Prof. Yalçın Küçük seçkindir. Seçkin olmanın koşulu iyi bir alt yapı ve çoğu zaman da çalışma, kendini geliştirme azmidir.

    Oyleyse seckin olan kisi sizin fikirlerinizi benimsemeyen kisi de demektir ki asagidaki satirlar bu konuda bir fikriniz olmadigini gosteriyor. Buyrun, tekrar okuyalim.

    >>>\\\"Mesela kitle egitiminden yana olan birisi seckin degil midir?\\\" demişsiniz, orasını bilemem. Yani kişiden kişiye değişir. Aydın insanlar da kitle eğitiminden yana olabilirler, ki bu bir aşama meselesidir. Yani herşeyin, elbet bir zamanı vardır.

    Bakin ne demissiniz? \\\"Bu bir asama meselesidir\\\". Yani siz aydinlari da \\\"benim gibi dusunenler\\\" ve \\\"benim gibi dusunmeyenler\\\" olarak ikiye ayirmissiniz. Tipki halk konusundaki ayriminiz gibi.
    Simdi bu alintinizi biraz daha acalim. Enver Pasa ile Ataturk bir noktadan sonra fikir arenasinda zit kutuplarda insanlardi. Size gore seckinlerdi ama yine size gore bir tanesinin \\\"zamana ihtiyaci vardi.\\\" Cunku sizin yine kendi sozlerinize gore kitle egitimini savunan aydin olabilir ama yine size gore \\\"kitle egitiminden yana olan birisinin seckin olup olamayacagi\\\" kuskulu cunku \\\"orasini bilemiyorsunuz\\\". Yani birbirinden farkli goruslere sahip olan iki aydin, size gore farkli kademelerde iki aydin demek.

    Daha fazla detaylandirmama gerek yok sanirim. Cevabinizin genelinden anladigim kadariyla bastaki savimi korumamin saglikli bir karar olacagi dusuncesindeyim. Soyle ki; kavram karmasasinin sebebi olan bilgi eksikliginize bir de bildikleriniz konusunda emin olamamayi eklediniz ki cevabinizla, durum iyice karisti. Bundan sonra bir cikis yolu bulabilir miyiz inanin bilemiyorum.

    Sevgi ve saygi ile...
  • Öncelikle tanımlama sorunlarından başlayayim, hayatımızın hemen her yerinde bu sorun yok mu? Daha doğrusu bu bir sorun mu? İnsanlar doğaları itibariyle zaten ortak tanımlar yapamamaktalar. Örneğin \"aydın\"ı herkes kendince tanımlamakta. Ya da herhangi bir kişiyi, herkes kendince sıfatlamdırmada. Bu bir sorun değil bence, hayatın olagelmiş birşeyi..

    \"Kadin calismalari konusunda yuksek lisansini takiben siyaset bilimi uzerine, yine buna yakin bir arastirma konusu ile doktora unvani alan birisinin sosyoloj, psikoloji, biyoloji, noroloji ve antropoloji konularinin arastirma sahasina giren bir konuda \"bilirkisi\" secilmesinin ne kadar saglikli oldugunu takdirlerinize birakiyorum. Saniyorum fikrinizi tasdik edecek birilerini secme kolayciligi ile bu ornegi verdiniz.\" demişsiniz..

    Bilirkişi olmak ya da bir disiplin kabul edilmek noktasında insanların sıfatlarının bir önemi olduğunu sanmıyorum. Bu notkada bu görüşümden hareketle bir iktisat profesörünün, Prof. Yalçın Küçük\'ün şu sözünü paylaşmak istiyorum: \"Bugün öğrencilerinden daha cahil profesörler var.\". Doğru mu, yaşadığım kadarıyla zaman zaman doğru olduğunu görüyorum. Anlaşamadığımız noktalardan birisi de bu, ben düşüncelere, sadece kendilerini ele alarak bakıyorum, siz de o düşünceleri kimin dillendirdiğini ve bu dilin sahibinin sıfatını ele alıyorsunuz. Kolaycılık noktasında ise, ben kolayı seçmedim; gittim, aradım buldum ve paylaştım


    \"Oysa ben size egitimini takiben kalkinmasini hizlandiran birkac toplum soyleyebilirim; Hindistan, Cin, Pakistan, Japonya... vb. Burada karmasaya mahal vermemek icin hemen egitimin de ne oldugunu, ya da benim ne anladigimi yazayim. Egitim; oncelikle toplumdaki her bireyin okur yazar hale getirilmesi, bunu takiben analitik dusunebilme becerilerinin gelistirilmesi ve ardindan kabiliyetlerine ve basarilarina gore toplumun beklentileri ve kendi isteklerinin kesistigi en verimli konuda bilgilendirilip uretim surecine dahil edilmeleridir.\"

    Kalkınmak için \"genel eğitim\" şart değildir tezinin hala arkasndayım. Eğer eğitimse kalkınmanın ana dinamosu, bu oranları açıklamanız gerekir:

    Hindistanda tüm halk için okur/yazar oranı: Toplam nüfusta: %52
    Pakistan\'da tüm halk için okur/yazar oranı: Toplam nüfusa: %42.7
    Türkiye\'de tüm halk için okur/yazar oranı: Toplan nüfusa: %86.5

    Türkiye dışındaki bu iki ülke de sizin eğitimle kalkındığını iddia ettiğiniz ülkeler. Hal böyleyken bizim daha bir kalkınmış olmamız gerekmez miydi?

    \"Ben bu ayrim ile gecen aylarin populer mankeninin lafinin ayni kefede oldugunu gordugum icin soyledim bunu.\"

    Aysun Kayacı\'ya çoban meselesinde katılıyorum, son derece haklı buluyorum. Demokrasiye de inanmıyorum. Buradan bakabilirsiniz: http://okanyuksel.bloggum.com/yazi/aysun-kayaci-coban-demokrasi.html

    \"Oyleyse seckin olan kisi sizin fikirlerinizi benimsemeyen kisi de demektir\"

    Hayır, asla. Yanlış anlamışsınız. Seçkin gördüklerim diğer isimleri de sayayim isterseniz: Örneğin Hz. Muhammed de seçkindir, Nietzsche de.. Yani, kişinin kafama uyup uymamasıyla alakalı bir durum değildir bu. Hz. Muhammed Tanrı\'nın aracısı olduğunu söylemiş, Nietzsche de \"Tanrı öldü\" demiştir. Karşı görüştelerdir ama ikisi de seçkindir. Yanlış, anlamışsınız; ya da tam açıklayamamışım.


    \"Bakin ne demissiniz? \\\"Bu bir asama meselesidir\\\". Yani siz aydinlari da \\\"benim gibi dusunenler\\\" ve \\\"benim gibi dusunmeyenler\\\" olarak ikiye ayirmissiniz. Tipki halk konusundaki ayriminiz gibi.\"

    Hayır, burada da yanış bir değerlendirme yapmışsınız. Aşamanın söz konusu olduğu nokta aydın insanın beyni değildir o anda bulunulan konjonktürdür. Yani dünyanın halidir.. Aşama zaman için geçelerlidir, zamansaldır. Aydın aşamalandırılmamıştır orada.

    \"Simdi bu alintinizi biraz daha acalim. Enver Pasa ile Ataturk bir noktadan sonra fikir arenasinda zit kutuplarda insanlardi. Size gore seckinlerdi ama yine size gore bir tanesinin \\\"zamana ihtiyaci vardi.\\\" Cunku sizin yine kendi sozlerinize gore kitle egitimini savunan aydin olabilir ama yine size gore \\\"kitle egitiminden yana olan birisinin seckin olup olamayacagi\\\" kuskulu cunku \\\"orasini bilemiyorsunuz\\\". Yani birbirinden farkli goruslere sahip olan iki aydin, size gore farkli kademelerde iki aydin demek.\"

    Öncesinde yanlış değerlendirdiğiniz, için bu yorumunuz da yanlış bir temel üzerinden yükseliyor haliyle. Mustafa Kemal Atatürk ile Enver Paşa arasındaki fark aydınlanma noktasında olmamıştır. Onların arasındaki fark düşünce tarzındadır, Mustafa Kemal Atatürk minimalist politikalar güdmüş, Enver Paşa ise maksimalist politikalar peşinde koşmuştur. Yani o ondan üstün ya da o ondan alçak denilemez. Yani bana göre birbirinden farklı görüşlere sahip olan iki aydın, farklı kademelerde iki aydın demek değil.

    \"Bundan sonra bir cikis yolu bulabilir miyiz inanin bilemiyorum.\"

    Aslında o kadar da önemli değil, bir çıkış yolu bulabilmek. Yürümek ve tartışmak yeterli..

    Ayrıca affınıza sığınarak soruyorum, insanların sıfatlarına bu kadar önem veren birisi olarak, ne işle meşgulsünüz? İşinizi ve sıfatınızı burada yazmak istemezseniz okan_yuksel@yahoo.com\'a da yazabilirsiniz. Saygı ve sevgiler..
  • >>>\\\"Öncelikle tanımlama sorunlarından başlayayim, hayatımızın hemen her yerinde bu sorun yok mu? Daha doğrusu bu bir sorun mu? İnsanlar doğaları itibariyle zaten ortak tanımlar yapamamaktalar. Örneğin \\\"aydın\\\"ı herkes kendince tanımlamakta. Ya da herhangi bir kişiyi, herkes kendince sıfatlamdırmada. Bu bir sorun değil bence, hayatın olagelmiş birşeyi..\\\"

    Hemen bir ornekle acikayalim. Sizin icin dis fircasi olan sey benim icin \\\"bulasik fircasi\\\" kelimesine karsilik geliyorsa bu bir sorundur. Ornegi bilincli olarak bu kadar abarttim ki ne demek istedigim biraz daha iyi aciklansin. Eger siz fasist ya da irkci kelimelerini kullaniyorsaniz sizin icin irkci olan birkac ismi, fasista olan bir kac ismi ve ek olarak baskalarinin irkci ve fasist gordugu birkac ismi de sizin neden oyle gormediginizi aciklamaniz gerekir. Yoksa bir curcunadir gider ki kimse kimseyi anlayamaz. Aydin ornegine gelirsek, o bir hayli zor bir tanimdir. Ama her seye ragmen kendinizi ifade edebilmeniz acisindan bir aydin taniminizin olmasi gerekir diye dusunuyorum.

    >>>Bilirkişi olmak ya da bir disiplin kabul edilmek noktasında insanların sıfatlarının bir önemi olduğunu sanmıyorum. Bu notkada bu görüşümden hareketle bir iktisat profesörünün, Prof. Yalçın Küçük\\\'ün şu sözünü paylaşmak istiyorum: \\\"Bugün öğrencilerinden daha cahil profesörler var.\\\" Doğru mu, yaşadığım kadarıyla zaman zaman doğru olduğunu görüyorum.

    Cahil demesinin sebebi nedir? hangi alanda cahil? Acaba bir kalkinma iktisadi profesoru, ogrencisinden \\\"turk edebiyati\\\" konusunda daha az bilgili oldugu icin mi bu yakistirmaya maruz kalmis yoksa iktisadi bilgi eksikliginden mi? Ornegin Yalcin Kucuk de saniyorum bir kulak-burun-bogazcinin gozunde o konularda \\\"cahil\\\" dir.

    >>>Anlaşamadığımız noktalardan birisi de bu, ben düşüncelere, sadece kendilerini ele alarak bakıyorum, siz de o düşünceleri kimin dillendirdiğini ve bu dilin sahibinin sıfatını ele alıyorsunuz.

    Kimin dillendirdigine, ben degil siz de bakiyorsunuz ki kendinizi tasdik eden Prof.Gungor`den bahsederken \\\"Düşüncemin, bundan yıllar öncesinde bir bilim adamımız tarafından, hem de entelektüel bir bilim adamımız tarafından savunulduğunu görmek bana büyük bir özgüven verdi\\\" diyorsunuz. Yani dusunceleri kimin dillendirdigi onemlidir. Oysa bu sefer de sizin yanlis anladiginiz konu, dusuncenin sahibi olan kisinin \\\"sifati\\\" konusu. Verdigini ornek bir romandan oldugu ve bu konuda dogrudan bilgi sahibi olup olmadigi kuskulu birisinden aktarildigi icin karsi ciktim. Eger bunu kabul etseydim, o zaman herkesten alintilanan her paragrafi da ciddiye almam gerekirdi. Oysa hic bilenle bilmeyen bir olur mu?

    \\\">Kalkınmak için \\\"genel eğitim\\\" şart değildir tezinin hala arkasndayım. Eğer eğitimse kalkınmanın ana dinamosu, bu oranları açıklamanız gerekir:
    >>>>Hindistanda tüm halk için okur/yazar oranı: Toplam nüfusta: %52
    >>>>Pakistan\\\'da tüm halk için okur/yazar oranı: Toplam nüfusa: %42.7
    >>>>Türkiye\\\'de tüm halk için okur/yazar oranı: Toplan nüfusa: %86.5
    >Türkiye dışındaki bu iki ülke de sizin eğitimle kalkındığını iddia ettiğiniz ülkeler. Hal böyleyken bizim daha bir kalkınmış olmamız gerekmez miydi?\\\"

    Simdi, ne yazik ki, yine basta soyledigim ve defaatle belirttigim yere, \\\"bilgi eksikliginize\\\" geldik. Anladigim kadariyla kalkinmanin ne oldugunu tam olarak bilmiyorsunuz. Ya da bircoklarinin yaptigi gibi buyume ile kalkinmayi birbirine karistiriyorsunuz. Bu verdiginiz rakamlar tam da benim soyledigim tezi destekliyor. Insani Kalkinma Index`inden tutun da CIA raporuna kadar bakacaginiz bircok yerde Turkiye`nin bu ulkelerden daha kalkinmis bir ulke oldugu ortaya cikiyor.

    Yazinizin bundan sonrasi ise sizi yanlis anladigim tezinizden hareketle soylediklerimin yanlislanmasi uzerine kurulu oldugu icin cevabi bir degeri olmadigini dusunuyorum. Oysa buraya kadar olan kisimda, umut ediyorum, sizi yanlis anlamadan bazi yonlerinizin eksik oldugu konusuna isik tutabilmis ve bir miktar da olsa sizi aydinlatabilmisimdir.

    Son olarak, uc yildir takma isimli yazi yazan ve size de ayni sekilde yorum birakan birisine gercek isini ve sifatini sormanizi bir hayli ironik buldugumu soylemek isterim. Ne yazik ki bu cevabiniza olumlu cevap veremeyecegim. Bunun bircok sebebinin olmasinin yaninda bence en onemli sebebi bu zamana kadar bu konuda bilgi vermedigim bircok insana haksizlik olacagidir. Her seye ragmen bunun tartismamizin ve sizin bazi eksiklerinizi gormenizin onunde bir engel olusturmayacagina inanarak bu yorumu yazdim.

    Sevgi ve saygi ile...
  • gerçekte Okan\'ın düşüncesinin kısa bir sonucu var:
    kölelik
  • @ herackes; \"Hemen bir ornekle acikayalim. Sizin icin dis fircasi olan sey benim icin \\\"bulasik fircasi\\\" kelimesine karsilik geliyorsa bu bir sorundur.\" demişsiniz ki bu bence de bir sorundur. Somut şeylerin ne oldukları noktasında pek de bir sorun yaşanmıyor zaten. Sorunu soyut kavramlar noktasında yaşıyoruz.

    \"Eger siz fasist ya da irkci kelimelerini kullaniyorsaniz sizin icin irkci olan birkac ismi, fasista olan bir kac ismi ve ek olarak baskalarinin irkci ve fasist gordugu birkac ismi de sizin neden oyle gormediginizi aciklamaniz gerekir.\" demişsiniz, ki bu notada açıklama getirecek olan kişi siz de olanilirsiniz. Örneğin Erol Güngör hakkında neye dayanarak böyle bir çıkartım yapabiliyorsunuz?

    \"Cahil demesinin sebebi nedir? hangi alanda cahil? Acaba bir kalkinma iktisadi profesoru, ogrencisinden \\\"turk edebiyati\\\" konusunda daha az bilgili oldugu icin mi bu yakistirmaya maruz kalmis yoksa iktisadi bilgi eksikliginden mi?\" demişsiniz ama hiç alakası yok. Yalçın Küçük, bunu profesörlerin kendi alanlarında bilgisi için söylemiş. Yoksa her aklı başında adam bir sosyoloğun bir nörolog kadar tıp bilmeyeceğinin bilincinde.

    \"Yani dusunceleri kimin dillendirdigi onemlidir.\" demişsiniz ama hayır değildir, önemli olan düşüncenin kendisidir.

    \">Kalkınmak için \\\"genel eğitim\\\" şart değildir tezinin hala arkasndayım. Eğer eğitimse kalkınmanın ana dinamosu, bu oranları açıklamanız gerekir:
    >>>>Hindistanda tüm halk için okur/yazar oranı: Toplam nüfusta: %52
    >>>>Pakistan\\\'da tüm halk için okur/yazar oranı: Toplam nüfusa: %42.7
    >>>>Türkiye\\\'de tüm halk için okur/yazar oranı: Toplan nüfusa: %86.5
    Türkiye dışındaki bu iki ülke de sizin eğitimle kalkındığını iddia ettiğiniz ülkeler. Hal böyleyken bizim daha bir kalkınmış olmamız gerekmez miydi?\\\" dedim ve hala bir cevap alamadım. CIA raporlarına bakmıyoruz şimdi, CIA\'e her gün yüzbinlerce rapor yağıyor. Ayrıca siz de kalkınmış bir ülke örneği olarak nedense Türkiye\'yi değil de Hindistan ve Pakistan\'ı verdiniz. Yani siz de inanmamışsınız o CIA raporuna. Ayrıca kalkınma ile büyümeyi ben karıştırmıyorum, biz kalkınmadan bahsediyoruz sabahtan bu yana, büyümeden değil. Sorum için hala bir cevap bekliyroum.

    Takma ad kullanmanız noktasında ve benim isminizi değil SADECE SIFATINIZI sormamda hiçbir ironik nokta yok. İronu sizin garip cevabınızda yatıyor. Doktorsanız doktorum ya da mühendisseniz mühendisim demenizi beklerdim. Bunu sordum çünkü bir iktisatçının sosyoloji\'nin çerçevesindeki birşeye karışmasına karşı çıktınız. Buna rağmen pek çok alanda ahkam kestiniz. İroni arıyorsanız, lütfen bunlara bakın. Ayrıca sıfat noktasında merak etmeyin, bu bilgilerle kimse sizin kimlik bilgilerinize ulaşamaz. Size sadece mesleğinizi sordum.. Ve hala da sorum geçerli..
  • Tekrar merhaba,

    Cevaplarinizda, uzulerek soylemeliyim ki, kacamak bir tutum sergilediginizi ve bunu da bilgi eskikliginizden yaptiginizi gormekteyim cunku bazi yerlerde \\\\\\\"cimbizlama\\\\\\\" yapmissiniz.

    Oncelikle:

    >>>\\\\\\\"CIA raporlarına bakmıyoruz şimdi, CIA\\\\\\\'e her gün yüzbinlerce rapor yağıyor. Ayrıca siz de kalkınmış bir ülke örneği olarak nedense Türkiye\\\\\\\'yi değil de Hindistan ve Pakistan\\\\\\\'ı verdiniz. Yani siz de inanmamışsınız o CIA raporuna.\\\\\\\"

    Lutfen dikkat edin, ben size CIA raporlarina bakiyoruz demedim. Cumle ne imis gelin bir kere daha bakalim:
    \\\\\\\"Insani Kalkinma Index`inden tutun da CIA raporuna kadar bakacaginiz bircok yerde Turkiye`nin bu ulkelerden daha kalkinmis bir ulke oldugu ortaya cikiyor.\\\\\\\"

    Bir yelpaze sunmusum ve \\\\\\\"suradan suraya kadar bircok yerde\\\\\\\" demisim. Simdi sizin bu soruya cevap veremediginizi kabul ediyorum cunku siz de farkindasiniz ki biz Hindistan`dan ve Pakistan`dan daha gelismisiz bir ulkeyiz ve okur yazar oranimiz da daha yuksek. Yani sizin sorunuzu -\\\\\\\"oyleyse bunu aciklamalisiniz\\\\\\\"- cevaplamis oluyorum. Simdi, hal bu iken sizce yorumunuzda hatali degil misiniz? Ikna olmamanizin sebebi nedir? Biz Hindistan ve Pakistan`dan daha fazla kalkinmis bir ulke degil miyiz? (veri olarak okur yazar oranimizin yuksekligini de siz verdiniz beni yanlislamak icin halbuki)
    Ben oyleyiz diyorum ve konusunda uzman bir de ornek veriyorum:
    http://hdr.undp.org/en/statistics/

    >>Ayrıca kalkınma ile büyümeyi ben karıştırmıyorum, biz kalkınmadan bahsediyoruz sabahtan bu yana, büyümeden değil. Sorum için hala bir cevap bekliyroum.

    Sanirim cevabiniz yukarida duruyor. Eger tatmin olmadiysaniz sunu soylemeniz lazim: \\\\\\\"Bu raporlar yanlistir, Pakistan ve Hindistan -okur yazar oranlari dusuk olmasina ragmen- Turkiye`den daha fazla kalkinmistir. Bu fikrimin kaynagi da surasidir\\\\\\\".

    Simdi, bu noktada hatali oldugunuzu lutfen arastirarak gorunuz ve kabul ediniz. Cunku bir tartisma ortaminda yanlisini kabul etmeyen bir kisinin -ki bu yanlis acikca ortada ise- saglikli bir tartisma kulturune sahip oldugunu soyleyebilecegimizi sanmiyorum. Bunu yaparken de amacimin sizi \\\\\\\"koseye sIkIstirmak\\\\\\\" degil bilgilendirmek oldugunu anlayacaginizi umut ediyorum.

    Gelelim diger meselelere:

    >>\\\\\\\"Somut şeylerin ne oldukları noktasında pek de bir sorun yaşanmıyor zaten. Sorunu soyut kavramlar noktasında yaşıyoruz.\\\\\\\"

    Sizce verdigim ornegin amaci -ki abarttigimi da soylemistim- somut kavramlarla soyutlarin karisikligini mi gostermekti? Bakiniz, cumlelerimin tamamini ya okuyorsunuz da cevap verirken bir kismini dusunce suzgecinizden gecirerek cevaplandiriyorsunuz ya da okumuyorsunuz. Cunku size en bastan beri soyledigim sey, kullandiginiz o \\\\\\\"ince\\\\\\\" kelimelerin anlamlarini da yanlarinda aciklamaniz. Ancak bu sekilde soyut oldugunu soylediginiz kavramlarin ayaklarini yere bastirabilirsiniz ve bu sekilde ben de size yaptigim elestirileri yapmamis olurum. Cunku elestirim, okursaniz goreceksiniz ki, kullandiginiz bazi kavramlarin anlamlarinin farkli olabilecegi ya da kisilerin o anlamlara yukledikleri siddetin farklilik yaratabilecegi ki elestirimin temeli de buna dayali idi.

    >>>ki bu notada açıklama getirecek olan kişi siz de olanilirsiniz. Örneğin Erol Güngör hakkında neye dayanarak böyle bir çıkartım yapabiliyorsunuz?

    Kendisinin yayinlarinin iceriginden tutun da ciktigi dergilerin Turkiyatci cizgisinden onun bu dusuncelerle baglantisini cikartiyorum. (Dikkat! Yine bir yelpaze verdim, lutfen bu sefer de \\\\\\\"konumuz Turkiyatci cizgideki dergiler degil\\\\\\\" demeyiniz) Ayrica, yine karsi gorus icin zayif bir nokta olarak gormeyeceginiz umuduyla durustce soyleyebilirim ki, yazilari arsivimde oldugu ve ulasma imkanim olmadigi icin hangi sayida ve hangi yazi oldugunu acikca soyleyemiyorum. Yalniz bu konuda bir sIkIntimiz yoktur sanirim cunku siz de Ziya Gokalp ekolunun etkisindeki cizgisini zaten cok once kabul etmistiniz. Yalniz anlayamadigim nokta su: benim elestirim; kavramlarin icini doldurmadiginiz icin verdiginiz isimlerin de o kavramlara gore bazilari icin farkli anlamlar ifade edebilecegi idi. Oysa \\\\\\\"Ziya Gokalp cizgisi\\\\\\\" konusunda hem fikirken bu elestiriyi pek de anlamlandiramadim.

    >>> \\\\\\\"Yani dusunceleri kimin dillendirdigi onemlidir.\\\\\\\" demişsiniz ama hayır değildir, önemli olan düşüncenin kendisidir.

    Bir cimbizlama ornegi daha. Verdigim ornek dahilinde Turkiye ekonomisi konusunda dusunceyi kimin dillendirdigi o dusuncenin ciddiye alinip alinamayacagi konusunda referans noktadir. Bunun istisnalari olabilir lakin kalkip bir kalp profesorunun sadece kulaktan dolma bilgilerle ekonomik kalkinma hakkinda bir seyler soylemesi onu ciddiye alacagimiz anlamina gelmez. Sanirim siz, \\\\\\\"dusuncenin icerigi bir cozumleme ile geliyor ve bilgi birikimini gosteriyorsa yine de sahibine bakmaliyiz\\\\\\\" dedigimi dusunerek bunu soylediniz. Tamamiyle bunu soylemedigimi ama her seye ragmen dusuncenin kalitesinin de kisinin bilgi birikimine bagli oldugunu cikartabiliriz. Yani kimin soyledigi yine onemli olur, cunku onu soyleyenin konu hakkindaki bilgi birikimi dusuncenin \\\\\\\"kalitesini\\\\\\\" etkiler. Ben bunu derken \\\\\\\"yillarca islam dunyasini arastirmis bir yahudi, muslumanligin yorumunda gordugu yanlis uygulamalari acikliyorsa\\\\\\\" kalkip ona karsi cikmaliyiz anlaminda soylemedim. Yani, kisinin \\\\\\\"sifati ki burada mensubu oldugu din uzerinden yine abartarak verdim\\\\\\\" onemli olmuyor fikrin ciddiyeti icin. Sanirim bunu, su anda, anlayabilirsiniz.


    >>> Bunu sordum çünkü bir iktisatçının sosyoloji\\\\\\\'nin çerçevesindeki birşeye karışmasına karşı çıktınız.
    Kimdir bu iktisatci? Ve ne konuda karsi ciktim? Okudugum kadariyla konudaki tek iktisatci Yalcin Kucuk ve ben de onun sosyoloji cercevesindeki bir gorusune karsi ciktigimi goremiyorum yazilarimizda. Sadece verdiginiz alintiya idi itirazim.

    Son olarak, uslubunuzdan anladigim kadariyla cevaplarinizi arastirarak degil sadece sinirlenerek ve biraz da kabalasarak veriyorsunuz.
    >>Buna rağmen pek çok alanda ahkam kestiniz. İroni arıyorsanız, lütfen bunlara bakın.
    >>CIA raporlarına bakmıyoruz şimdi, CIA\\\\\\\'e her gün yüzbinlerce rapor yağıyor
    >>Ayrıca kalkınma ile büyümeyi ben karıştırmıyorum, biz kalkınmadan bahsediyoruz sabahtan bu yana, büyümeden değil. Sorum için hala bir cevap bekliyroum.

    Bu 3 cumlede kullandiginiz \\\\\\\"ahkam kesmek\\\\\\\", \\\\\\\"...bakmiyoruz simdi\\\\\\\" ve \\\\\\\"...sabahtan bu yana\\\\\\\" kelimeleri uslubunuzdaki kabaligin en belirgin isaretleridir ve bence bunlari soylemek yerine kalkinma rakamlariyla ilgili biraz arastirma yapip savinizin curuk oldugunu gorurseniz bilgi birikiminizi artirma yolunda onemli bir adim atmis olursunuz.

    Sevgi ve saygi ile...
  • @herackles; sanırım bu konuda anlaşamayacağız. Ben hala yazımın arkasındayım, hala genel eğitime verilen bütçenin bir kısmının özel yetenekli insanları yetiştirmeye ayırmalıyız diyorum. Siz de hala kendi görüşünüzde yorumlar yapıyorsunuz. Öncesinde \"bir çıkış yolu bulamayacağız galiba\" mealinde bir yorum yapmıştınız. Sanırım haklısınız, en azından \"ortak\" bir çıkış yolu bulamayacağız. Gerçi bulmamız da gerekmiyor, tartışmış olmak da birşeydir. Saygı ve sevgiler..
  • Tekrar ve son kez merhaba,

    Kisa cevabiniz ve bilgi eksikliginiz olan noktadaki yorumsuzlugunuza her ne kadar sasirsam da bunu, sordugum sorulara verecek karsi bir cevabinizin - tum veriler ve bilimsel calismalar isiginda- mumkun olmamasina veriyorum. Acikcasi, en azindan kaliteli bir yazarlik yapma dusuncesinde bir kisinin -okur yazarlik ornegindeki- hatasini kabul etmesini beklerdim. Umudum, bu kisa sohbetten yazilarinizin gelecegi adina ve daha da onemlisi fikir teatisi yaparken uzerinde konusulan konularda bilgi eksikliginin yazi sahibini icinden cikamayacagi zorluklara sokacagi hususunda bir tecrube edinmis olmanizdir.

    Yazin hayatinizda basarilar,

    h.
  • Yalçın Küçük kendisi hakkında yapılan olumsuz ve kişisel yorumlara, gülerek onlar öyle diyorlarsa öyledir diyordu. Siz de bana başka çare bırakmadınız, siz öyle diyorsanız öyledir Herşeye rağmen yararlı ve keyifli bir sohbet oldu. Kendinize iyi bakın..
Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.