Karlı Bir Ankara Akşamı..
Yılmaz Erdoğan çok güzel yazmış Ankara'nın karla buluşmasını: "Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.. / Asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar.."
Kar güzel şey, özellikle benim gibi Akdeniz insanları için; kardan uzak insanlar için. Bembeyaz bir coğrafya çok çekici, kar öyle birşey ki tüm pisliğini örtebiliyor şu hayatın. Tüm hayata, sefaleti haykıran gecekondulara dahi, güzel bir çehre verebiliyor. Kar örtüyor, kar saklıyor kiri, pisi ve çok daha karanlık objeyi.. Seviyorum karı, verdiği temizlik hissini!
Ankara'dayım artık! Tatilimi ailemle, Ankara'da geçireceğim.. Umarım kar da yalnız bırakmayacak beni. On gün eşlik edebilirse bana, ne mutlu..
İlk defa özledim Ankara'yı ve anladım insanlar için şehirlerin değil de o beton yığınları arasında yaşananların önemli olduğunu! Ankaray'da "Maltepe" anonsunu duyunca içim kıpır kıpır etti. Her gün o duraktan binerdim dersaneye gitmek için.. Bugün ise o günler geride kaldı, Bursa'dan bavuluyla memleketine dönen bir üniversite öğrencisiydim bugün. Gözlerim ÖSS telaşındaki Okan'ı aradı ve bir kez daha hüsran.. Bu hüsran o kadar acı ki, hayat gelip geçiyor diyor bana: hayat gelip geçiyor! O Okan artık olmayacak diyor, o Okan artık olmayacak! Yarın da bu satırları yazan Okan olmayacak.. Hal böyleyken biz var mıyız acaba?





