Karpuz Artık Kabak Tadı Veriyor..
Hayatımın büyük bölümünü Adana'da geçirince ve ailemin bir tarafı da Adana'lı olunca ister istemez tarıma karşı ilgi duyuyorum. Geçen haftalarda Ceyhan nehrinin hemen kenarında, Adana'nın iyice bir köyünde bulunan aile dostlarımızı ziyarete gittik. Ziyarette, pek tabii toprak ve su çerçevesinde sohbetler yapıldı. Karpuzun fiyatının düşmesinden ve hatta elde kalıp satılamamasından yakınıyordu herkes. Bu noktada suçluyu da başka yerde aramıyorlar, kendilerini suçlu görüyorlardı..
"Bu iş kabak tadı verdi artık.." diyorlardı ki aslında gerçekte de olan buydu: Yurdum çiftçisi kısa zamanda çok verim alabilmek için kabaklara karpuz aşılamıştı. Ciddi ciddi karpuzunuzdan kabak tadı alabiliyordunuz yani :) Bu yöntemle bir tonluk verim alınan topraktan 1,5 ve hatta 2 ton verim alınabildi. Doğa buna öyle ya da böyle müsade etse de iktisat böyle birşeyi kaldıramadı. Az olan değerlidir prensibi, bu sefer çok olan karpuza işletildi ve karpuz değersizleşti..
Şimdi tüm çiftçiler asıl suçlu olarak kendilerini ve biraz da olsa kabağı görüyorlar. Bence suç ne çiftçilerin ne de kabağın. Kabakla karpuz üretmek, fena bir fikir değil. Verim iki katına çıkıyor. Karpuz kabak tadı verebiliyor ama yine de verim iki katına çıkıyor. Böylelikle fazla ürünler ihraç edilebilir kanaatindeyim. İster 1. sınıf, isterse de kabaktan ötürü 2. sınıf kabul edilsinler; bu karpuzları Batı'ya olmasada Doğu'ya ihraç edebiliriz sanıyorum. O gün bana kabaklı ve kabaksız olmak üzere servis edilen karpuzlar arasında o kadar büyük bir tad farkı yoktu. Bunu bence acımasızca yargılamak yerine, oturup nasıl kullanabiliriz diye düşünmeliyiz..
Unutmadan şunu da söyleyeyim, tek gördüğüm kabaktan üretilmiş karpuzlar değildi. İster inanın, ister inanmayın; üzüm ağacı gördüm. Yurdum çiftçisi boş durmamış, söğüte üzüm aşılamış :) Üzüm sezonu da gelmişken, dikkat edin dedim..





