Kızılcıklar Olmuş...
Bir haftadır evimden uzaktaydım ama sonunda evime ve rahatıma kavuştum. Tam 2000 km yol yaptım, bildiğiniz üzere önce Bursa'ya ardından da Adana'ya gittim. Bursa izlenimlerim iyiydi, Adana ise daha iyi oldu.
Bürücek sonbahar havsına girmiş; kızılcıklar, üzümler ve cevizler olmuş. Hal böyle olunca bol bol kızılcık topladım ve tabii topladığımdan fazlasını mideme indirdim :))) (Bkz. Fotoğraf) O sırada da sık sık "Kızılcıklar oldu mu, selelere doldu mu..." edebiyatı yaptım :))) Ablamla bol bol güldük, başlık da buradan geldi...
Bürücekte sadece gülmedim de, o ortamda insan düşünmeden edemiyor zaten. Bol bol düşündüm. İnsanları anlamanın en iyi yolunun insanlardan uzakta kutu bir köşede düşünmekten geçtiğine inanırdım geçmişte, geride bıraktığım son bir kaç gün bu düşüncemin fazlasıyla doğru olduğunu gösterdi bana. İnsanı en iyi insansız bir ortamda anlayacağımı Bürücek'te beynimde çam ormanlarından seriplen oksijen meşk ederken gördüm ve kendimce pek çok yorum kattım "insan"a...
Mutlu ve toplumun içerisinde kendisini kaybetmiş bir zattan hiçbirşey olmayacağına, bu noktada da birşeyler olmak amacında olduğum için sık sık inzivaya çekilmeye karar verdim. Artık düzenli olarak yalnız kalmaya ve düşünmeye çalışacağım. Bu süreçte de bol bol okuyacak ve yazacağım. Uluslararası ilişkiler okumamın da bu noktada yardımlarını görmeyi umuyorum. Hayat denen şu yolda öğrenmeye, paylaşmaya ve en önemlisi mutlu günler geçirmeye heves ediyorum. Yüz yıl önce olmadığımın ve yüz yıl sonra olmayacağımın bilincinde gönlümü eğlendirmeye gayret ediyor, gelip geçen günlere anlamlar yüklemeye çalışıyorum.





