Medya'nın Devşirilmesi: Almanya ve Türkiye..
Yeni Harman dergisi, yine dolu dolu bir sayıyla karşımıza çıkmış. Son sayısında Özgür Atak'ın "Hitler'in Ayak Sesleri Gelirken Alman Medyası" başlıklı yazısı ise özellikle dikkate değer. Atak, yazısında Hitler'in medya ile olan ilişkisini çok güzel ortaya koyuyor: "Bu emin adımlarla yapılan yürüyüşte gayri resmi araçlar da kullanılır. Medya, her açıdan bu araçların en önemlisidir. Medya bu önemi nedeniyle, büyük sermayedarlar tarafında işletilen bir araçken, sermayedarların yakın durmayı tercih ettikleri siyasi yapının da bir anda sözcüsü, seslenme aracı haline gelirler. Üstelik en can sıkıcı yanı da bütün bu "sahibinin sesi" rolünü tarafsızlık iddiasıyla yaparlar. Giderek, iktidarın gücüyle de orantılı olarak, birer propaganda aygıtına dönüşen medya organları hükümetin siyasi ve ekonomik emelleri doğrultusunda onu sürekli destekleyci ve bir tek görüş doğrultusunda halkı sürekli yönlendirici görevini üstlenirler. / Almanya'da iktidara gelen Nazi Partisi uygulamaya koyduğu yasayla politik icraatlarına son sürat devam ederken sahip olduğu, topluma seslenme araçlarının dışında daha genel propaganda mekanizmalarına ihtiyaç duydu. Bu süreçte Alman medyasının tamamına yakını son derece kısa bir sürede, tiraj dikkate alınarak %96'sı (Larousse / II. Dünya Savaşı Ansiklopedisi), hükümetin dümen suyuna giriverdi."
Bugün Türkiye'de yaşanan durum bana biraz olsun Almanya'yı hatırlatıyor. Bunu da garipsemiyorum, medya neredeyse tüm dünyada bu noktada. Yerel olsun, ulusal olsun ve hatta uluslar arası olsun her medya organı maalesef birilerinin adamı konumundan öteye ekseriyetle geçememekte. Bu günümüz demokrasiylerinin en önemli sorunlarından bir tanesi. Bu sorun özellikle bizim gibi, demokrasiyle yeni yeni aşina olan yapılar için hayati bir öneme sahip! Bunu aşmamız gerekmekte, aksi halde Almanya'nın o utanç tarihi bizim topraklarımızda da tekerrür edebilir?!





