N'aber?
Günler hızla akıp geçiyor, finalleri bile atlattım sayılır. Şunun şurasında bir Muhasebe kaldı. Ondan sonra ver elini Ankara ve tabii ki Adana..
Şu sıralar ruh halim değişken, örneğin şu anda çok ama çok yorgunum. Bacaklarım bile ağrıyor, uykum var, yurdun suları nedense iki saattir akmıyor, başımı yıkamadığım için yatamıyorum vs vs.. Tüm bu olumsuzluklara rağmen az önce yediğim çikolata beynime nüfuz etmiş olacak ki, içimde bir mutluk geziniyor. Hayata dair güçlü olmasa da mutlu hissediyorum kendimi, mutluyum..
Nedense bu halimi çok daha fazla seviyorum; hani yorgun olursunuz da elinizi ayağınızı bile zorla oynatırsınız. Tam o bitmişlik halinde ılıkça bir suyun altına girersiniz ve günün tüm yorgunluğunu üstünüzden atarsınız ya.. Offf işte bunu istiyorum ama su yok :((
Uzun zamandır megolaman olduğuma kanaat getirmiştim, bugün de haklı olduğumu düşünüyorum. Beni ve bana ait olanı seviyorum. İnsanlar neden utanır ki kendilerini sevmek ve saymaktan. Bu noktada bence komik olan megolamanlık değil, alçak gönüllülük gibi geliyor bana. Ayrıca alçak gönüllülük fazla yapmacık olmuyor mu, ay yok aslında ben o kadar iyiyim demek "iyi" sayılmak için yapılmıyor mu? Komik, şükür Montaigne de böyle düşünüyor.. Hem ne önemi var Montaigne'nin? Çok önemi var, okuyan insan düşüncemi kabullenmezse bir de Montaigne silahıyla atış yapıyorum. MEB de zaten hepimize Montaigne okutuyor, e bu haliyle herkes sayıyor ünlü deneme yazarını ve ben fikrimi benimsetmiş oluyorum..
Geçen yıllarda aktivistlik noktasında şüphelerim çok derinleşmişti. İnsan değişken bir varlıksa diyordum, neyin davasını güdeceğiz? Bugün düşündüğünü yarın düşünmezsen bugünkü düşüncen için verdiğin emekler ne olacak, diyordum? Ben cevabını bulamadan bu sorular çekip gitmiş beynimden?
Bugün büyüdüğümü hissettim. Tam 20'sine geliyorum ya, Allah kahretsin! Ben çocukluk günlerimi arıyorum, yarın ne yapsam diye düşündüğüm o güzel günleri. Bugünlerde maalesef yarın ne yapacağımı ben değil başkaları belirliyor :(( Öfff ya sıkılıyorum bazen, bazen de çok mutlu oluyorum. Yaşıyoruz işte, maksimalitemiz 100 yıl daha yaşamak; sonra ne ben sağ ne de siz. Hayat denen şu oyunda kolay gelsin hepinize. Her hatayı yapın ama asla hayat denen oyunda şu bedeninizi mutlu etmeme hatasına düşmeyin!
Daha da yazarım ama fazla yazınca okunmuyor yazılar. Mecbren kısa kesmek durumunda kalıyor insan, blogum bile beli bir yere kadar blogUM.. Sahiplik ekleri de yalancı zaten, kaç gün yaşıyoruz ki neye sahip olacağız? Doğa dönüyor, dönüşüyor; insan olmak büyük değer bu noktada, insan olduğunuzun değerini bence unutmamalısınız..





