Pazar Kahvaltısında Gazete Okumak..
Oldum olası yemek yemek önemli bir iş olmuştur benim için. Sorarlar ya "Yaşamak için mi yersin, yemek için mi yaşarsın?" diye.. Ben yemek için yaşayanlar arasındayım. Yemek ve damak tadı çok önemli, şu dünyaya gelmiş giderken güzel birşeyler tıkıştırmalı insan ağzına..
Annem sağolsun evde hiçbir zaman kahvaltılar atlanmadı ve hatta hayatımın en önemli öğünü oldu kahvaltılar. Ama hiçbir zaman gazete olmazdı kahvaltı masamızda, evin ritüeli kahvaltı sonrası hala çay içilmeye devam edilirken babamın oturma odasında uzanıp günün gazetesini okumasıydı. Böyle bir düzende yetiştiğimden midir, bilmiyorum: kahvaltı masasında gazete gördüğümde şaşırıyorum. İki noktada da saygısızca karşılıyorum; birincisi gazeteyi yaratan muhabir ve yazarlar, ikincisi o sofrada sunulan güzellikler adına..
Kahvaltı sofrasında gazete okunması komik ve anlamsız. Karşımda dumanı tüten bir sucuklu yumurta dururken Hürriyet'in manşetinde olsam bile elimi gazeteye uzatacağımı sanmıyorum. Ayrıca gazete okumak da ciddi bir iş olarak algılanmalı artık yurdumda. Elde kalem ve makas tutarak okunmalı gazete, önemli haberlerin altları çizilmeli, gerekli bölümler kesilmeli ve dosyalanmalı.. Uzun lafın kısası ne kahvaltıya meze yapılmalı gazete, ne de gazeteye meze yapılmalı kahvaltı..
Ayrıca Not: Yazıda Hurriyet demişken, AKP'nin kapatılma davası gündemde bu kadar kaynarken acaba nedendir Hurriyet yazarlarının bu suskunluğu? Gündemde böylesine bir malzeme varken Bekir Coşkun'un "Arılar", Tufan Türenç'in "Yoksul Bir Gencin Başarı Öyküsü", Mehmet Y. Yılmaz'ın "Dünya Barışı İçin Karikatür" başlıklı yazıları ne kadar gazetecilik oluyor?





