Toprak Olmak ya da Olmamak!
"Ellili yıllarda Hürriyet gazetesinin birinci sayfasında, Yahya Kemal'i en yeni şiirleri yayınlanırmış. Yahya Kemal öldüğünde cenazesinin ardında bir insan seli halinde akmış insanlar. İstanbul'da dükkanlar kapanmış. Kitapçılar vitrinlerine üstadın resimlrini asmışlar... Toplum, toprak gibidir, ne ekerseniz o filizlenir." yazıyordu Necati Güngör, Kaçakyayın'ın bilmem hangi sayısında.. Bugün gelinen noktada aldığım eğitimin de sayesine bu satırları daha iyi okuyabiliyorum. Evet, torpak gibiyiz ve bu de edilgenliğimizdir bizim. İnsan toprak gibi olmamalıdır, çünkü insan işlenecek bir metaryalden farklıdır; yani insan doğadaki taştan, ağaçtan veya demirden farklı olmalıdır!
Temennilerim bu yöndeydi ama yanıldığımı görüyorum artık. İnsan fazlasıyla edilgen, insan hayatının çok az bir noktasında etken olabiliyor ve o noktalar da edilgenliği arasında yok olup gidiyor. Şunu bir düşünsenize; bu ülkenin nüfusunun neredeyse tamamına yakını Müslüman. Eğer bu insanları birer bebekken ailelerinden alıp Hristiyan ailelere devşirseydik, çok çok büyük bir bölümü muhtemelen Hristiyan olacaklardı! E o zaman nerde kaldı, insanın etkenliği?!
Edilgeniz, hem de fazlasıyla! İşte bu noktada da eleştirisel bakış önem kazanıyor. Eleştirdiğimiz kadar etken, daha doğrusu kendimiz olabiliyoruz! Bu sebepten eleştirmeli inandığımız herşeyi! Hatta ilk başta en doğru bulduklarımızı, en inandıklarımızı eleştirmeliyiz. Aksi halde Kur'an bile okumadan kendini Müslüman sanan, dininden bir haber Allah Allah nidalarıyla insanları yakan birer zerzavat olmaktan ileri pek gidemeyiz. Belki kendinizi kandırabilir ve gönül rahatlığıyla günlerinizi geçirebiliriz ama unutmayın ki inandığınız Tanrı İslam'a göre de diğer dinlere göre de kanmaz! İslam'ı veya herhangi bir dini, hatta ideolojiyi kendi seçtiğimiz oranda sahiplenebiliriz! Hatta şunu da deneyimlerim bana gösterdi ki: anadan doğma Müslüman olan bir zatla, Hristiyan veya Yahudi dömesi bir Müslüman arasında dağlar kadar inanç farklı var! İnsan seçtiği şeye inanır, seçtirildiği değil! Bu noktada herkese okumak düşüyor, dinini aklının süzgecinden geçirmek ve o zaman da hala aynı şevkle inanıyorsa gerçek Müslüman olmak düşüyor, bilmem anlatabildim mi?





