Türkiye'de Aydın Olmak ve Hapse Girmek
Türkiye'de aydın sayılabilecek insanımız, ne yazıktır ki, pek fazla değil. Bu dün de böyleydi, bugün de böyle. Dün de aydın insan yaban sayılırdı, bugün de öyle.. Dün de aydınımızın en uğrak yeri hapishaneydi, bugün de hapishane.. Anlayacağınız çok büyük bir yol kat ettiğimiz söylenemez, dünden bugüne..
Türkiye'de aydın olmanın bedeli, dün olduğu gibi bugün de hapsi boylamak. Nitekim, yaşanmış bir olay bunu çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Yüzyılımızın en önemli dram yazarlarından bir tanesi olan Arthur Miller'ın bir Türkiye ziyaretinde yaşananları, Prof. Yalçın Küçük'ün ağzından paylaşıyorum: "O zaman kalabalıktık, bir yerde toplanmışlar, elliden fazla Türk aydını idiler ve Arthur merak etmiş, hapsi görenlerin sayısını öğrenmek için, nezaketen, az olduklarını düşünerek hapis yatanların ayağa kalkmalarını istiyor; iki kişi hariç bütün salon ayağa kalkıyor. Demek ki bizim aydın tarihimizde hapse girmeyenlerin aydın sayılmadıkları bir dönem var."
Ve sonrasında devam ediyor Yalçın Küçük: "Ancak hapislik üzerine sözlerim var; Goethe'nin bir sözü çok aydınlatıcı olmalı, bir dil bilen hiç dil bilmemektedir, diyordu. Bunu bir din bilen dinler konusunda bilgisizdir yollu uzatanlar da var. Ben de uzatabiliyorum, ne kadar uzun olursa olsun, bir kez hapse girenleri, hapse girmiş saymamayı ekleyebiliyorum. Önemli olan uzunluğu değil, girdikten sonra tekrar girebilmeyi göze alabilmektir."






