Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

Uludağ Üniversitesi'nde Sağ-Sol Kavgası..

kavga Uludağ Üniversitesi, sonunda gündemin tam ortrasına oturdu; elbette istediğimiz şekilde değil! Sağ-Sol kavgası olarak yansıdı medyaya.. Ne kadar sağ, ne kadar sol ve en önemlisi ne kadar politik; işte işin orası meçhul..

Lisede öğretmenlerimiz veya ailem üniversite girebileceğim politik olaylar noktasında bolca uyarılarda bulunmuştu. Hatta çoğu zaman üniversitelerin politika yeri olmadığı, okuyup adam olma yeri olduğu dikte edilmişti. O zamanlar oldukça karşıydım, nasıl olurdu da yirmisinde veya daha ilerisinde bir genç politikadan uzak tutulabilirdi üniversitede? Bugün görüyorum ki, politika yurdum gencine bir iki beden büyük kaçıyor!

İdeoloji, bilgi ve altyapı yoksunu onlarca kişi politika yaptığını sanıyor yurdum üniversitelerinde. Sağ olsun, sol olsun her iki grup üyeleri de çoğunlukla dünyadan ve en önemlisi kendi ideolojisinden bi haber. Bilgi sahibi yapılmadan, fikir dikte edilmiş kişiler. Üniversitelerin politikanın yeri olduğu ve hatta politikanın asıl yerinin üniversiteler olduğu fikrimin arkasında duruyorum hala. Yalnız görüyorum ki üniversitelerimde olgunca politika yapacak öğrenci maalesef çok az. Herkes baskı oluşturmak, ve ezikliklerini bu baskıyla tatmin etmek peşinde!

Uludağ Üniversitesi özelinde ise çok mutlu oldum. 40 bin öğrenci arasında 150 oradan 150 buradan toplam 300 öğrenci ortya çıkmış. 39.700 kişiyi pek de sarmamış bu "politlik oyun". 300 arkadaşım kendince bir politik duruşun içerisinde görmüş kendisini. Kendilerince slogan atmışlar ve bence hak etmedikleri bir karşılık görmüşler. Üniversite öğrencisinin kafasına bir er'in jop indirmesi bence oldukça had aşımına giriyor. Keşke diyorum, Rektörümüz Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran işi joplar havalanmadan bizzat kendisi çözseydi?

Yorumlar

  • Okan bence de keşke joplar inmeseydi kafalara. Hani insana insan gibi karşılık verilseydi. Çoğunluk oldukları için azınlıkları(az sayıda olanlar) dövmeselerdi.
    Ama kendini bilmezler hep kendini bilmeyecek. Hani ben utandım bu üniversitede okuyup öyle kavga çıkmasından. Sen gidip 80-90 kişi demir sopalarla insanları öldüresiye döversen. Onlar da toplanır slogan atar, karşılık arar. Düzen bu!
  • Türkiye'de gençlerin siyaset ile ilgilenmesi yıllardır süregelen ve tartışılan bir olgu! Bak bugün 12 Mart! Tarihin ne garip cilvesi bu Okan, 37 yıl sonra hala üniversitelerdeki sağ-sol çatışmalarını konuşuyoruz.
    Bence aradan bunca yıl geçmesine rağmen \"Aman gençler siyasetten uzak dursun, okumasın,tartışmasın ne gereği var bunların?!! Okuyup da başını belaya mı soksun?! Siyaset ile uğraşıp \'anarşik\' mi olsun?!\" diyen büyüklerin suçu var. Politik kültürün ne olduğunu, bir birey olarak gençlerin haklarının-ödevlerinin ne olduğunu öğretmeyen eğitim sisteminin suçu var! Gençler siyasete bulaşmasın da neyle uğraşırsa uğraşsın diye zihniyet televole kültürünü politik kültüre tercih etti. Gençlerin okuyup düşünmesini ve tartışmasını istemediler çünkü, kendilerinin politikayı nasıl sadece \"maddi çıkar\" için kullandıklarını kimsenin anlamasını istemediler.
    İşte 37 yıl önce gençlere politik kültürü öğretselerdi, gençlere işkence ve dayak yerine akılcı telkinlerle yaklaşsalardı; bugün gençler hala ne yaptıklarını bilmeden didinmeye çalışmazlardı... Toplumda tüm siyasi görüşler yerini bulurdu. Taşlar yerine otururdu bunca yıl içinde. Kavga-gürültü kopmazdı. Bakın Amerika\'da üniversitelerde politik oluşumlar çok düzenlidir, gençler öğrenci konseylerinde yer alarak politik kültürün ne olduğunu öğrenirler. Hatta geleceğin siyasetçileri üniversitelerdeki bu öğrenci oluşumlarında yetişirler. Beğenmediğimiz George W. Bush bile Yale\'de bu tür politik oluşumların içinde yetişmiş, bulunduğu yere gelmiştir. ( Politik görüşleri ayrıca tartışma konusudur, karıştırmayalım orasını:)
    Neyse bu konu yaz yaz bitmez. Siyaset okuyan bir öğrenci olarak \" Politika bizim için iki beden büyük\" dememelisin Okancım. Bu elbise bize iki beden büyük değil, aksine iki beden küçük! Ve büyükler bu elbiseyi bizim için genişletmeye çalışmıyorlar. Biz de bu elbisenin içine girebilmek için didinip duruyoruz ve ister istemez elbise orasından burasından yırtılıyor! Haksız mıyım?!
  • Politika ya da siyaseti kantinde karşılıklı sandalye fırlatmak ya da meydan da karışıklı taşlaşmak sanan karşıt görüşlü öğrenciler oldukça bu manzaralar da olacaktır... Çok acı, o ayrı tabii...
  • Okancığım bu arada ben ''Okan tekrar siyaset yazmaya başlasın'' diye bir kampanya başlatacağım yakında...
    Haberin olsun... Böyle ince zeka ürünü, politik esprilerle bezenmiş, hafif laf sokan yazılarını özledim ben...
    Zaten bu tip yazar kıtlığı çekiyoruz, bir sen vardın siyaset gündemini okuduğum...
    Umarım bu yazıların böyle devam eder... Seni okurken gazete almıyordum,
    ne zaman sen siyaset gündemini taşlamamaya başladın ben yine gazete almaya başladım,
    o köşe yazarlarını okudukça daha çok sinir krizine girdim, psikolojimi bozdum...
  • uludağda çıkan olaylar öyle bir iki günde yaşanan olaylar değildi arkadaşlar yurtta kalan öğrenciler üzerinde oluşan baskının bir tezahürüydü.okula silahla giren insanları tehdit eden ve bazı düşüncüleri zorla dikte etmeye çalışan bu insanlar sonunda çardakta oturan 4-5 kişiye saldırıp darp etmişlerdir buna değil solcular içinde bi nebze olsun insaniyet hissi olan herkez tepkisini dile getirir..............
  • berbat birsey
  • erdem özkan
    06 Nisan 2008 
    ben erdem özkan.eğitim fakültesi reisi emrah reisin kardeşiyim pkk lılardan ölü olsaydı daha iyi olurdu.davamız sonuna kadar devam edecektir yilmayacağız yıkılmayacağısz. '''''ALLAHA,VATAN,MİLLETE,BYRAĞA VE KUR'ANA YEMİN OLSUN.ŞEHİTLERİM GAZİLERİM EMİN OLSUN.ÜLKÜCÜ TÜRK GENÇLİĞİ OLARAK FAŞİZME,KOMİNİZME KAPİTALİZME VE EMPERYALİZME KARŞI MÜCADELEMİZ SON NEFES SON DAMLA KANA KADARDIR.MÜCDELEMİZ MİLLİYETÇİ TÜRKİYEYE TURANA KADARDIR.MÜCADELEMİZDE HİÇ BİR ENGEL KALMAYACAĞIZ BAŞARACAĞIZ,BAŞARACAĞIZ YILMAYACAĞIZ,YIKILMAYACAĞIZ TANRI TÜRK'Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN.'''''' HEDEF : TURAN
    REHBER: KUR'AN
Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.