fav. | | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

Üniversitelerde Öğrenci Kalitesi

amfi Daha önce de yazdığım üzere Uludağ Üniversitesi İİBF'de öğrenim görüyorum. Bugüne kadar derslerde anlatılacak pek çok şey yaşadım, bir çoğunu burada sizlerle paylaştım. Bugün de öyle yapacağım, yurdum üniversitelerini değil ama yurdum üniversitelisini yazacağım..

Ders, Devrim Tarihi. Konu, Atatürk Dönemi İktisat Politikaları. Hocamız konuyu anlattı ve ardından öğrencilere söz vermek istedi; günümüz iktisat politikaları hakkında neler düşündüğümüzü sordu. Amfi 200 kişilik ama çıt yok, nedense kimsenin yurdum ekonomisi hakkında söyleyecek en azından bir lafı yok! Utandım, ben söz istedim. Kendimce yorumlar yaptım, oturdum. Hoca sınıfa bakıyor, söz almak isteyen olup olmadığını soruyor tekrar. Çık yok 200 kişilik amfiden..

Hocamız aramızda iktisat öğrenimi gören olan olmadığını soruyor, yirmi otuz el kalkıyor. Hocamız onlara sorular sormaya başlıyor; Türkiye'nin güncel ekonomi politikaları hakkında ne düşünüyorsunuz, diyor. Cevaplar birer birer geliyor: "Hocam, büyüklerimiz bizden daha iyi biliyordur.." (Gülüşmeler) "Hocam, ben arkadaşımın dediklerine katılıyorum" (Gülüşmeler)..

Uludağ Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler noktasında en saygın hocalara ve eğitime sahip üniversitelerimizden birisi. Öğrenci noktasında ise, tüm yurdum üniversitelerinde de olduğu gibi vasat! Bu insanlar İktisadi ve İdari Bilimler okuyor, yarın Türkiye'yi bu insanlar yönetecek, ekonomiye bu insanlar yön verecek. Üzülüyorum onlar ve daha önemlisi yurdum adına. Yazık!

Yorumlar

  • Okan kardeşim merhaba öncelikle,
    sitene vaktim oldukça bakıyorum.

    Okuduğun üniversite ve aynı zamanda üniversitelerimiz
    hakkında güzel bir tespitte bulunmuşsun. Ne yazık ki: durum
    içler acısı, bugün ekonomiyi B Tipi Likit Fon ile Hisse Senedi
    dışında bilmeyen, bankacılık işlemlerini sadece fatura yatırmak,
    taksitleri ödemek için var olduğunu düşünen bir genç nesil var.
    bu durum gerçekten yazık.

    Nato Mermer, Nato Duvar. diye bir tabir var.
    Şuan üniversite gençliğinin büyük kısmı bu durumdadır.

    Öğretim görevlileri ne kadar işlerinin ehli insanlar olsalarda.
    Öncelikle öğrenci olarak bizlerin okuması, düşünmesi,
    sorgulaması ve şüphede kaldığı yerlerde sorması gerekli.

    Birşeyler kendiliğinden düzelmesini beklemek ahmaklıktır.
    Ahmaklığı anlamaksa erdemdir. Umarım gençlerimiz en kısa
    zamanda bu durumu kavrar.

    Yapılan yanlışlara, eleştirilerini yöneltebilirler.
    Görüşmek üzere. Saygılar.
  • Senenin başından beri, bu bahsettiğin konuda o kadar çok dert yanıyorum ki! Üniversite öğrencilerinin içlerinin \\\"bomboş\\\" olmasının başlıca nedeni \\\"daireleri karalayarak geleceğini belirleme\\\" sınavıdır. Öğrenciler anca test çözer, haberleri izlemez, gazete okumaz. Bu bilinçsiz üniversite öğrencilerinin oranı \\\'daha iyice\\\' üniversitelerde az; ama bizim üniversitede de bilinçlisini parmakla gösteriyorum!
    Sana da daha önce bahsetmiş olabilirim;; kosssskoca üniversite öğrencisi, ilerde ekonomiyi, politikayı vs. yönetecek... Günlük gazete okumuyor! Okuyanlar da ya spor gazetesi, ya \\\'bulmaca ekinin yanında hediye verilen gazete\\\'yi ya da \\\'boyalı basın\\\'ı takip ediyor! Düşünce gazetelerine talep neredeyse yok!!! Bizim üniversitedeki gazete bayiinin orada durup bir inceleme yaptım. O hafif gazeteler geldiği gibi bitiyor, düşünce gazeteleri ise iadeye veriliyor günün sonunda!!! İşin en kötü tarafı ne biliyor musun? Okuduğu en ciddi gazete \\\'bulmaca ekinin yanında hediye olarak verilen gazete\\\' olan, izlediği en ciddi program Türk dizisi olan, okuduğu en ciddi kitap bilmem kaç yıl öncesinin hoca zoruyla okutulmuş kitabı olan insanlar iktisat, politika, tarih, Türk Dili gibi derslerden en yüksek puanları alıyorlar! Biliyorum,, bunu sana 50 kere söyledim; ama kabullenmek zor!
    İş bu yüzden,, utanıyorum! Gençliğin \\\"boş\\\"luğundan utanıyorum!
  • Yazık gerçekten yazıktan öte rezillik kepazelik.
    Bir anımı anlatayım:
    Üniversitede yanlış hatırlamıyorsam sentaks dersindeyiz. Okutman Esin Eyüboğlu dersi işliyor. Anlatıyor, tahtaya yazıyor, vesaire..
    Bir kız \"hocam tekrar anlatabilir misiniz?\" diye kibarca ricada bulundu.
    Esin Hanım:
    \"Çocuklar burası üniversite. Lise- ortaokul havasından kurtulun. Biz size ders anlatmıyoruz. Çalışacağınız şeyleri kabataslak gösteriyoruz. Üniversitede siz her şeyi kendiniz araştıracaksınız.. ..\"
    gibi sözler söyledi.
    Bizim gençlik üniversitede genelde şöyle bir yol izler: Sınavlarda ne sorulacak, bunları bileyim, geçerli not alayım..
    Oysa üniversite asla böyle bir şey değildir. Bir konuda uzmanlaşmak ve uzmanlığını belgelemek için yol gösteren, kaynakları bildiren ve sunan bir yerdir.
    Bir sömestrde 50 sayfalık konu mu işlendi? Sen araştıracaksın bilgini 500 sayfaya yayacaksın. Bu bir örnek. Sözün gelişi. Ama böyle çalışmak gerekiyor.
    Ders konuları ile ilgili kitaplarla yetinmemeli. Onlar olmasa da olur, ben bilgimi ve tecrübemi en iyi nasıl geliştiririm diye öğrenci elinden gelenin en iyisini yapmalı.
    Atatürk \"fikri hür vicdanı hür irfanı hür\" nesiller istiyordu ama bakıyorum da yeni nesillerin bir kısmı uçkuru hür olmaktan başka bir şeyin derdinde değil; bunu çağdaşlık sanıyor. Bir kısmı ise aklını fikrini bırakmış \"abi\"lerinin telkinleriyle robot gibi hareket ediyor.
Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.