Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

Yabancı Dille, Tarzanca Eğitim..

Yabancı Dille Eğitim Tansu Çiller, DYP genel başkanı ve başbakan olduğu vakitlerde İtalya'ya bir heyetle ziyarette bulunur. Daha sonrasında Tansu Çiller'in başında bulunduğu heyet, İtalyan bilim adamları ile de görüşmeler yapmak ister. Bunun üzerine bir toplantı organize edilir, Sayın Çiller "İngilizce bilmenin verdiği büyük gururla" sorar İtalya'nın en saygın bilim adamlarına: "Do you speak English?" Karşı taraftan tek bir İngilizce cevap gelmez, salona İtalyanca mırıldanmalar yayılır sadece.. Olay sonrasında Tansu Çiller, yanındakilere dönerek "Yahu bunlar ne biçim bilim adamı, İngilizce bile bilmiyorlar." der.

İşte onlar, o biçim bilim adamları oldukları için İtalya bizden çok daha fazla bilimsel yayın veriyor. İşte onlar o biçim bilim adamları oldukları için, İtalya'daki üniversiteler Türkiye'dekilerden çok daha saygın konumdalar! Artık şunu ciddi ciddi ortaya koymak gerekiyor: İnsanların düşünürken kullandığı, ana dilleri dışında dillerle eğitim yapmak ahmaklıktır! Yoğun İngilizce verilen bir kolejden, ardından da Anadolu Lisesi'nden mezun olmama karşın hala İngilizce düşünecek kapasitede İngilizcem yok. Çevremdeki İnsanlar da bundan çok uzak! Türkiye'de verilen İngilizce eğitimi ciddiyetten uzak, bu eğitim sonrasında insanlar İngilizce değil, ancak Tarzanca öğrenirler. Ve ben, Tarjanca olarak yüksek öğretimini yapmış öğrenciyi, çok açık yazıyorum, mesleki olarak eskik sayarım! O tarzancayla hiçbir bilimsel mantık öğretilemez, tam olarak kavratılamaz! Mesleki derslerini İngilizce almış, ana dili İngilizceden farklı olan hemen her öğrenci akademik anlamda eksik yetişmiştir! Eksiktir!

Bu sebepten bir an önce üniveristelerimizi bu aşağılık kompleksinden, bu büyük hatadan kurtarmalıyız. Türkiye'deki üniversitelerde eğitim dilinin sadece "Türkçe" olabileceğini ortaya koymalıyız. Ve, en önemlisi Prof. Oktay Sinanoğlu'nun da dediği gibi karıştırmamalıyız bilim adamı olmakla, tarzan olmayı: "Çünkü o (Tansu Çiller) karıştırmış, bilim adamı olmakla, Tarzan olmayı. Eğer İngilizce'yle bilim adamı olunsaydı, fizikçi olunsaydı, Tarzan fizikçi olunurdu!"

Yorumlar

  • Merhaba Okancım, yazılarına pek yorum yapamıyorum ama sürekli,ilgiyle takip ediyorum. Ancak bu yazın üzerine ben de birkaç satır karalamak isterim: Öncelikle şunu belirteyim ki, Tansu Çiller'in konuştuğu dilin Tarzanca olduğunu zannetmiyorum. Çünkü kendisi Türkiye'nin en saygın ve yabancı dil konusunda çok iyi olduğunu düşündüğüm üniversitesinden biri olan Boğaziçi Üniversitesi mezunu! ( Yanlış anlama, Tansu Çiller'i siyasi olarak desteklemediğimi çok iyi bilirsin:)
    İkinci olarak, yabancı dilde alınan eğitimin verimi kişiden kişiye farklılık gösterir. Çünkü, İngilizce anlatılan bir ders elbette anadilimiz kadar açıklayıcı olmaz. Bu yüzden, bu dersler sınıfta öğrenilmez. Bu dersleri anlayabilmek için önce temel bir İngilizce bilginiz olmalıdır. Ardından hocanın derste anlattıkları üzerine sizin ayrıca çalışmanız gerekir. Yani konunun bir kısmını sınıfta öğrenirsiniz, geri kalan kısmını evde tekrar ederek,çalışarak öğrenirsiniz. Ve son olarak, Türkçe kaynak kullanırsanız pekala herşeyi anlayabilirsiniz.
    Yani genel anlamda, eğitimini yabancı dilde almış bütün insanları akademik yönden eksik sayman "ayıp" kategorisine girer. Yabancı dilde eğitim vermiş pek çok köklü okuldan mezun olmuş ve bugün bizlerin hocaları olan değerli akademisyenlere bir özür borçlu olduğunu düşünüyorum. Ve de yabancı dilde eğitim alan biz öğrencilere:)
    Çalışmayı sevmeyen öğrenci için yabancı dilde eğitim almak angaryadır. Ama çalışmayı,araştırmayı,öğrenmeyi seven biri için yabancı dilde okumak literatürü takip etmek açısından çok önemlidir.
    Bizim alanımız, yani Uluslararası İlişkiler disiplini, Türkiye'de yeni sayılabilecek bir disiplin. Bu yüzden başvurduğumuz pek çok kaynak, yabancı. Çoğunlukla İngilizce... Bu yüzden, ben temel derslerimi İngilizce aldığım için mutluyum. Hem Türkçe hem İngilizce kaynaklara başvurabiliyorum. Çünkü derslerde temel kavramları öğreniyorum. Bu avantaj, ilerde meslek yaşamımda büyük kolaylık sağlayacaktır. Ve eminim, yıllar içindeki tecrübelerimle beraber, çalıştığım disiplinde, gerektiği yerde "İngilizce düşünmeyi" de öğreneceğim...
    Oktay Sinanoğlu'nun kitabına gelirsek, ben de "By By Türkçe" adlı kitabı okumuştum. Evet, dilimizdeki yabancı sözcüklerin temizlenmesini ben de isterim. Günlük konuşma dilimiz, anadilimiz Türkçe. Bunu inkar etmeyi asla ama asla aklımızdan geçirmedik. Ama aradaki ince farkı görmek gerekiyor... Bizler anadilimizi kirletmek için değil, bilgilerimizi arttırmak için farklı dillerde eğitim alıyoruz. Gönül isterdi ki, pek çok Türkçe yayın,makale,kitap olsun... Bizler de başka dillerde araştırma yapmaya gerek duymayalım.Bilmem anlatabildim mi?!
    Sevgiler
  • Yani şimdi siz, pek çok öğrenci ve değerli hocaya hakaret etmiş olmuyor musunuz? Niye akademik anlamda eksik yetişsinler? Bir sürü değerli bilim adamına laf etmişsiniz. Halbuki yazılarınızı okuyan biri olarak, ve siz de üniversite öğrencisisiniz, böyle bir yorum yapacağınız hiç aklıma gelmezdi. Bence düşünmeden yorum yapan ve önyargılarıyla yaşayan bir öğrenci akademik anlamda eksik sayılır!
    Kusura bakmayın!!!!!!!!!!!!
  • İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu olarak, Türkiye'de yabancı dilde eğitimin eleştirilecek çok yanı olduğunu söyleyebilirim. Ancak yabancı dilde eğitimin ahmaklık olduğu konusu... Bence çok önyargılı bir yaklaşım.

    Sorarım sana Okan, bu ülkede insanlar Türkçe'yi ne kadar biliyor ki İngilizce'yi, Fransızca'yı, Farsça'yı, Latince'yi çok iyi bilsinler? Bu dillerde alınan eğitimi çok iyi kavrasınlar? Kavrayan var elbette ama sayısı az, kabul, ama bunun sebebi yabancı dilde eğitim almak zor olduğu için değil, eğitim sistemimiz her an atmaya hazır bir sigorta gibi olduğundandır.

    Eğitim sistemi, tabiri caizse, kevgir gibi Okan. Eleştiriye buradan başlamak gerekiyor bence. (Eskiden süper lise diye tabir edilen) ingilizce ağırlıklı eğitim veren devlet lisesinden mezun oldum, üniversitede de ingiliz dili ve edebiyatı okudum. Hiçbir sakatlığını da görmedim kendi açımdan.

    Bu ülkede öğretmenler adam gibi yetiştirildiği zaman...

    Bu ülkede öğretmen çıkıp bir de sınav kuyruklarında öğretmen olabilmek için yırtınılmadığı zaman...

    Bu ülkede ezberci eğitimden vazgeçildiği zaman...

    Bu ülkede "düşünmenin, sorgulamanın" çok şey olduğu kavranıldığı zaman...

    Bu ülkede öğrenmenin sadece ders kitabı okumak değil, aynı zamanda "denemek-yanılmak, gezmek ve görmek" demek olduğu anlaşıldığı zaman...

    İşte o zaman Okan, eğitimin hangi dilde alındığı o kadar da önemli olmaz...
Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.