| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

Yazılar arşiv 01.2008 Other entries in 2008-01 resimler , videolar

Türk Milleti Zekidir, Mi Acaba?

Bir muhasebe yaptım, son dört beş yılımızı değerlendirdim. Ne kadar zeki olduğumuzu ölçmek maksadıyla.. Sattıklarımıza, aldıklarımıza; yaptıklarımıza, yapamadıklarımıza bir göz gezdirdim ve bol bol Aziz Nesin'i andım..

Şimdi efendim, son beş yılımıza bir bakalım. Türk Telekom'u çeviremediğimizden olsa gerek Arap'lara sattık, aynı şekilde Telsim'i İngilizlere; döndüremediğimiz Kuşadası Limanı'nı İsraillilere, İzmir Limanı'nı Hong Konglulara; sadece hortumla bildiğimiz banka sektörünü tekrar hotumlayamayalım diye olsa gerek Adabank'ı Kuveytlilere, Finansbank'ı Yunanlılara, OYAKBank'ı Hollandalılara, Denizbank'ı Belçikalılara, Türkiye Finans'ı Kuveytlilere, TEB'i Fransızlara, CBank'ı İsraillilere, Dışbank'ı Hollandalılara, Şeker Bank'ı Kazaklara sattık. Allah hızımızı kesmedi, duramadık: YapıKredi'nin yarısını İtalyanlara, Garanti'ninkini de Amerikalılara sattık. Bunlar sadece göz önündeki bir kaç sektör. Şimdi de asıl satış medya sektöründe olacak, malum AKP yönetimi yabancı uyrukluların bu noktada kapalı olan önünü de açıyor..

Hal böyleyken, bu kadar dev firmayı yabancılara kaptırmışken; hadi yiyorsa tekrarlayın Ulu Önderi: "Türk Milleti Zekidir!" İşte ben oraya kocaman bir "Mi Acaba?" koyuyorum, haklı olarak!

Türk! Öğün. Çalış. Güven.

üvenpark Ulu önder söylemiş vakti zamanında. Bugün de hala önemini ve güncelliğini koruyan bir söz "Türk! Öğün. Çalı. Güven." Çıkartacağınız anlam, alacağınız ders aşikar; yalnız gizli kalmış bir iki nokta dışında..

Bilmem, siz de bu sözü ilk duyduğunuzda garipsediniz mi? Ben garipsemiştim, daha doğrusu bir insanın çalışmadan kendisiyle övünmesine bir anlam verememiştim. Hatta bu sözün "Türk! Çalış. Öğün. Güven." olarak düzeltilesi gerektiğini bile düşünmüşlüğüm olmuştu zamanında ) Bugün geldiğim noktada ulu önderi çok iyi anlıyorum. Ne demek istediğini, bu sözün altında hangi amacın yattığını?

Bugün bu söze en az dün olduğu kadar ihtiyacımız var! Mustafa Kemal, Türk'ün öncelikle kendisiyle övünmesini istemişti. Kendisine güvenmesini. Bu sebepten çok söz söyledi, "Türk Milleti Zekidir!" gibi.. Tüm bunları Türk milletinin kendine olan özgüven eksikliğini yıkmak, Türk milletini edilgen bir konumdan etken bir konuma yükseltmek için yaptı. Bugün hala çalışmaya başlamak için önümüzde duran en büyük engel halkın kendisiyle övünmemesi, hatta kendisini eksik görmesi. Artık aklı başında kimse "Tapınak Şovalyeciliği", "ABD tırsaklığı" yapmasın! Dünyada uluslararası politikaya yön veren güç insan, ve bizler de insanız! Bu noktada kimseden eksiğimiz yok ama bunun farkına bir türlü varamadık, Mustafa Kemal bile bu farkındalığı tüm yurda maalsef yayamadı..

Uluslararası Dünya ve Azınlıklar

uluslararasıdunya1 Uluslararası Dünya tahmin ettiğimden çok daha hızlı bir şekilde gelişiyor. Şu an 16. üyemizi de kabul ettik. Üye profilimizi Uludağ, Yıldız Teknik, Orta Doğu Teknik ve Çukurova üniversitelerinden öğrenciler ve az da olsa öğretim elemanları oluşturuyor. Dosya depomuz ise gün geçtikçe gelişiyor, şu an itibariyla Prof. Dr. Tayyar Arı'nın 15 makalesi ve diğer hocalarımıza ait az sayıda makale ile hizmet veriyoruz. İlerleyen zamanda makale sayımız da aldığımız izinlerle artacak..

Tartışma konularımız arasında Azınlıklar en önde koşanı, ardından ise Uluslararası İlişkiler Eğitimi geliyor. Azınlıklar noktasında söyleyecek çok sözüm olduğunu fark ettim, sonuçta Anadolu bu noktada fazlaca bereketli ) Şu an için çok güzel bir ortam oluştuğunu görüyorum, mutlu oluyorum. İnsanın önayak olduğu birşeylerin gelişmesi çok büyük bir mutluluk. Bu noktada teşekkürborçlu olduğum isimler de var, öncelikle makalelerini cömertçe paylaştığı için Prof. Dr. Tayyar Arı'ya, grubumuza üye olarak destek veren Yard. Doç. Dr. Mert A. Gökırmak'a ve özellikle gruba üye olup yazılarıyla destek olan tüm dostlara teşekkürler..

Divitt Edebiyat-Kültür

divitt Dün hayatımda ilk defa bir yerde yazmam için teklif aldım, öncesinde şaşırdım; biryerlerden teklifler gelmesini bekliyordum ama böylesine iyi bir yerde yazı hayatıma başlama fırsatı bulacağımı sanmıyordum. Sağolsun Mehmet Kadir Bey, beni orada yazmaya layık görümüş olacak ki kendisinden çok güzel bir davet aldım. Artık edebi yazılarımla Divitt'te olacağım. Herkesi de Divitt'e bakliyorum.

Oluşum içerisinde çok güçlü isimler var, onların yanında fazlaca sönük kalacağımın bilincinde onların ışıklarından birşeyler kapmaya çalışacağım. Umarım başarılı da olurum.. Şu an için öykü, deneme, anlatı  ve elbette TV-Sinema bölümleri bana cazip geliyor. Aralarından bir tercih yapacağım ve o alanda eserler vermeye çalışacağım.

İlerleyen zamanda Divitt'te çok güzel bir arşiv oluşturacağıma inanıyorum. Bu noktada blogumdan farklı bir yüzle karşınıza çıkacağım; yani artık hepinizi Divitt'e de beklerim.. Divitt için tıklayın.

Kara Tren Keşke Sadece Gecikse!

tren_kazası Yurdum insanı rekorlar kırıyor ve benim gibi gelişmeye böylesine susamış bir blog yazarı bunun farkına böylesine geç varıyor. Utanıyorum kendimden, nasıl oldu da TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman'ın rekorlarını göremedim? Üzgünüm, dedim ya utanıyorum kendimden..

Sayın Karaman öyle her Allah'ın kuluna nasip olmayacak rekorlar kırmış; inanması zor ama kendisinin dört yıllık görevi sırasında başında bulunduğu TCDD son 25 yılın en büyük üç tren kazasına sahne olmuş. Bu kazalarda 57 yurdum insanı ölürken, 204'ü de yaralanmış. Yaşanan maddi hasar ve zaman kaybı da cabasıymış!

Daha bu hafta içerisinde dahi 1 yolcu ve 1 de yük treni devrildi; kazanın can bilançosu ise 9 ölü, 30 yaralı.. Yaralıları geçiyorum, Allah acil şifalar versin. Ben yitip giden canları yazıyorum, o yaşanmamamış hayatların hakkını kim verecek? Kim ödeyebilecek?

Sizi bilmem ama ben Süleyman Karaman o görevde kaldığı sürece trene bineceğimi sanmıyorum. Bursa-Ankara seferlerim sırasında karayoluyla kesişen hızlı tren hattını ve görgüsüzce her bir yana yazılmış "Hızlı Tren" yazılarını gördükçe içim daha bir ürperiyor! Birşey yazmak istemiyorum, zaten siz ne yazacaklarımı anlamışsınızdır!

Atilla Yayla'ya 1 Yıl 3 Ay

atilla_yayla Mahkemeler hala yavaş çalışıyorlar, ben haber başlığını okuyunca bunun Prof. Atilla Yayla'nın bir ikinci vakası olduğunu sandım. Oysa bu daha ilkinin, İzmir'de AKP'li gençlerin düzenlediği panelde sarf ettiği "Kemalizm ilerlemeden çok gerilemeye tekabül etmektedir. İleride bizlere, neden her yerde bu adamın heykelleri ve fotoğrafları var diye soracaklar." sözlerinden dolayı açılan davanın sonucuymuş. Kendisi adına üzüldüm dersem, işin açıkçası yalan olur )

Kimse ulusalcı ya da milliyetçi olmak zorunda değil, hatta ünlü şair gibi "Bayrakları bayrak yapan bayrak imalatçısıdır." da diyebilir insanlar; hepsine saygı duyarım. Bu noktada Atilla Yayla'ya da saygı duyuyorum. Kendince sözler sarf etmiştir, bence oldukça haksızdır; ama bu onun susturulmasını gerekli kılmaz. Bu noktada ulusalcı kesimden kendisine çok ağır ithamlar geliyor ve ben dahi üzülüyorum. Ama olanların hepsi bana, insanın dün yaptıklarının bugün karşısına çıktığını gösteriyor..

Atilla Yayla bu ülkenin tüm ulusalcı yazarlarını tetikçilikle suçlamıştı "Ben söz sarf ediyorum, siz kurşun sıkıyorsunuz." diyordu. Bugün, kendisine kurşun sıktığını iddia ettiği tüm ulusalcı aydınlarımızı aydınlanma yolunda şehit verdik. Nedense hep ulusalcı aydınlar kurşun yedi ama Atilla Yayla uzun ömrü boyunca hiç utanıp sıkılmadan onların kurşun sıktığını iddia edebildi..

Kurşunu bırakalım, insafa gelelim. O Atilla Yayla ki, bir suikast sonucu yitirdiğimiz Necip Hablemitoğlu gibi bir aydına "Necip Hapıyemişoğlu" ardından "Necip Hapıyutmuşoğlu" diyebildi. O Atilla Yayla ki Uğur Mumcu gibi bir aydınla alay edebildi! Ve şimdi de hapis cezası alıyor, üzülüyor muyum? Evet üzülüyorum, bu ceza ona az bile!

TSK'da Yaşanan İstifalar

aşa Son bir hafta içerisinde iki general TSK'ya emekli olmak üzere başvurdu ve şimdi her ikisi de emekli. Belki rütebeleri bu kadar yüksek olmasaydı gündemde bu kadar yer bulamazlardı ama her iki isim de general olunca işler elbette biraz değişiyor. Bu istifaların her ikisi de bence fazla soyut sebeplere dayanıyor, en azından ben bu yaşıma kadar böyle gerekçelerle görevinden ayrılan bir tek üst düzey asker hatırlamıyorum. Asker üyeleri oldukça fazla bir aileden de gelmemden ötürü, general iken bunun nasıl olup da bırakılabileceğini aklım almıyor!?

Bence tüm bu olup bitenin ardında su üstüne çıkmamış sebepler var. İleride tüm bunları öğrenebileceğimizi sanıyorum, zamanla göreceğiz..

Dünyayı Aslında İsrail Yönetiyor, Mu Acaba?

israil Son zamanlarda halka bu propaganda ediliyor, hemen herkes dünyanın gizli hakiminin İsrail olduğuna kanaat getirmiş durumda. Buna dün SKY TÜRK'te Mahir Kaynak'ın konuk olduğu Şimdiki Zaman programını izleyene kadar ben de şüphesiz inanıyordum. En azından İsrail'in bir süper güç olduğunu iddia edebilirdim. Bu noktada Prof. Dr. Mahir Kaynak'ın çarpıcı açıklamaları oldu ve ben de çarpılmasam da İsrail noktasındaki düşüncelerim sarsılmış oldu.

Örneğin, yapılan propaganda da ABD'nin İsrail karşısında aciz olduğu, aslında ABD yönetiminde İsrail'in etkin olduğu ileri sürülmekteydi. Bu noktada Mahir Kaynak'ın verdiği şu bilgi yeteri kadar çarpıyor insanı: "ABD'de 1970'li yıllara kadar Silahlı Kuvvetler, Dış İşleri ve CIA gibi kurumlara asla Yahudi kökenli insanlar alınmamışlardır." Hal böyleyken söz konusu propagandanın en azından ABD ayağı biraz havada kalıyor.

Bunun dışında İsrail'in devlet olarak varlığı bile sorunluyken, İsrail'e haddinden büyük misyonlar yüklemek de yanlış. Öyle ki, 21. yüzyılda sınırlarını duvarlarla korumak zorunda kalan tek ülke İsrail. Ondan da geçtim, İsrail dediğimiz devlet yürünerek geçilebilecek kadar az bir toprağa sahip. Hatta bu sebepten kendi pilotlarına uçuş eğitimini kendi dar hava sahasında veremediği için Türk Hava Sahası'nı kullanmak zorunda kalıyor.

Tüm bu sebeplerden ve Yahudiler Hitler'in elinden henüz yeni yeni kurtulmuşken onlara biçilen dünyanın en güçlü devleti misyonunun İsrail'e bir iki beden büyük geldiği kanısındayım. Ama bu da demek değildir ki İsrail güçsüzdür! Hayır efendim, güçlüdür; hatta acıdır ama bizden çok daha güçlüdür ama gücü belli bir noktaya kadardır. O noktanın ötesi ise teferruat..

Yahoo Groups: Uluslararası Dünya

uluslararasıdunya1 Yeni bir, akademik telaşın içerisine girdim. Yahoo Groups ile bir grup oluşturdum, adı: Uluslararası Dünya. Hedef; uluslararası ilişkiler öğrenimi gören üniversite öğrencilerini bir araya toplamak, güncel olay ve olgulardan akademik çıkarımlar ve entelektüel faydalar sağlamak. Bu noktada blogumun tüm okuyucuları da davetliler. Sayfanın en altında "Yahoo! Groups, Join Now!" yazan mor kutucukta "enter email adress" yazan bölüme elektronik posta adresinizi yazarak gruba üye olabilirsiniz.

Şu an için üç temel hedefim var; 1.si Türkiye genelinde uluslararası ilişkiler öğrencilerinin birlikte olabilecekleri ve akademik tartışmalar yapabileceği bir ortam oluşturmak, 2.si grubun 100 MB'lık kocaman dosya deposunu Uluslararası İlişkiler Makale Arşivi haline dönüştürmek (Bu noktada hocalarımızdan izin ve taleplerimiz olacak.) ve 3.sü hocalarımızı da grubumuza dahil ederek daha akademik bir ortam var edebilmek. Umarım ilerleyen süreçte başarılı oluruz. Bu noktada aynı alanda öğrenim görmemiz bakımından Katre ve AjandaTR dostlarımın da yardımlarını bekleyeceğim.

Yüksek Mimari, Geçmişimiz ve Bugünümüz

divriğ ulucami Kayra bloguma yorum yazmış, ben de bunun üzerine meraktan olsa gerek kendisinin blogunu ziyaret ettim. Kaşıma çok ilginç birşey çıktı; Sivas'a bağlı Divriği'nde mükemmel bir mimari yatıyor: Divriği Ulu Cami..

Mimari bu kadar mı mükemmel olur, bu kadar mı detaylı işlenir o taşlar? Gözlerime inanamadım, Anadolu topraklarında böylesine bir güzellik olması beni çok etkiledi. Mengücekoğulları Beyi Ahmet Şah tarafından 15 yılda yaptırılmış bir eser Divriği Ulu Cami. Öylsine güzel bir mimariye sahip ki, UNESCO tarafından taa 1985 yılında korunması gereken dünya mirası listesine alınmış.

Mimariyi daha da farklı kılan nokta Ağustos aylarında caminin Batı Kapısı'nda beliren namaz kılan insan silüeti. Bu mükemmel bir detay, ya da raslantı; bilemiyorum. Ama onca taş işçiliğinin ve estetiğin ardından bunun da zamanın iş bilen ustalarının elinden çıkmadığına inanmak biraz zor. Bu noktada bizi ve mimariyi düşünüyorum da; nerden nereye, diyorum! Evet, nerden nereye?

Bugüne kadar mimari denildiği zaman aklımda hep Avrupa imgelenirdi, oysa artık bu noktadan sonra bir de Sivas Divriği Ulu Cami imgelenecek. Düşünüyorum da bizler potansiyellerimizin çok altında yaşıyoruz. Anadolu'nun bizden önceki sakinleri bu çorak toprağa mimari eserler serpiştirmişler. Peki şimdi, son on beş yıldır yapılan hangi yapıyı geleceğe taşıyacağımızı düşünüyorsunuz? Yeni inşası biten ve yüksek bir mimari görebildiğiniz kaç yapı var mahallenizde, şehrinizde ve acı ama ülkenizde? Sanırım biz zamanla fazla gerilemişiz ve işin daha da acı olanı yüksek bir medeniyet var ettiğimiz günleri de çoktan untup gitmişiz!

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.