Dördüncü Kuvvet Medya
Hukuk dersinde kuvvetler ayrılığını görürken hocamız çok güzel bir laf etti. Kuvvetler ayrılığı sac ayağı gibidir, tam üç noktası vardır; bunlar; yasama, yürütme, yargı, ordu ve medyadır :)) İşte o zaman anladık ki, Türkiye'de sac ayağı farklı bir anlama geliyor. Bunu garipsemek çok hatalı olacaktır, çünkü Türkiye'de ayrı olması gereken üç ana unsurdan yasama ve yürütme fazlaca birbirine yakınlar. Buna bir de medya dahil olunca ve medya patronları da yasama ve yürütmeden yarar görmek umuduyla bu saf'a katılınca haliyle karşılarını da boş tutmamak gerekiyor.
Bu ortamda medya en değişken konumda, ağır bir tabir olacak ama medyamız nerede avanta bulursa orada! Yani medyanın dördüncü kuvvet gibi bir fonksiyonu maalesef yok; medyamız kuvvet olmaktan ziyade, en kuvvetlinin koltuk değneği vazifesini görüyor. İşte tam bu noktada da tüm fonksiyonlarını yitiriyor. Gerçi bu son zamanlarda az da olsa değişti ve homojen olmayan bir medyamız oldu. Her görüşün kendisini ifade edebildiği küçük medya grupları oluşmaya başladı. Ama hala amiral gemimiz Hürriyet, en büyük patron Aydın Doğan..
Bu noktada dördüncü kuvvetimiz medya olmaktan ziyade Aydın Doğan denilebilir :) Aydın Doğan bu ülkenin isim olarak, belki de, en güçü iş adamı. Çünkü büyük bir medyası var ve medyanın asıl gücü, "yok"u var edip, "var"ı yok edebilmesinde. Bu noktada Turgay Ciner ve Mehmet Emin Karamehmet de görmemezlikten gelinemez elbette. Bu üç isim Türkiye gündemini değiştirme ve en önemlisi Türkiye'yi diledikleri noktalara sürükleme imkanına sahipler. Bu imkanları onları tarihe karşı sorumlu yapıyor, bunu önemserler mi; sanmıyorum: hepsi birer iş adamı çünkü!


















