Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

Şubat 2008 tarihli yazilar (sayfa 1)Şubat 2008 tarihli diger ogeler resimler , videolar

Kamer Genç Muhalefeti..

kamer_genç Kimi isimler vardır, hayatınızın her döneminde adını duyarsınız. Her zaman gündemdedirler ve her zaman birşeylerin savaşını veriyorlardır. Bu isimlerden birisi Kamer Genç. Kaç yıllarıydı tam hatırlamıyorum ama renkli kişiliğiyle daha çocukluk günlerimde yer etti hayatımda. Zamanında o kadar da ciddi bir isim olarak algılamazdım kendisini, sadece bir "doğasever" sanıyordum. Oysa gelinen noktada kendisinin yaptıklarını ciddiye alıyor ve özellikle takdir ediyorum. Muhalefet nasıl yapılır, bir insanın sesi nasıl tüm yurtta yankılanır ve bir insan nasıl tek başına direnebilir onca karşıt insana karşı.. İşte tüm bunları gösteriyor Kamer Genç..

Tunceli halkından bunca yıldır aldığı destekten midir, bilmiyorum: Kendisine oldukça güveniyor ve emin adımlarla ilerliyor. Muhalefet nasıl yapılırmış, meclis kürsüsü nasıl işgal edilirmiş gösteriyor yurdum politikacılarına. Genel başkan lütfuyla listeye ve ardından meclise alınan genel başkan vekillerine karşı millet vekilliği yapıyor kendisi. Tebrik ediyorum Kamer Genç'i ve odatv'nin kendisi için kullandığı güzel başlığı paylaşıyorum: Bu ülkede iki muhalefet var; biri hava muhalefeti, diğeri Kamer Genç muhalefeti!

Kaba Erkek Beyninden Belli Olur

beyin Blogum birgün bir haber ajansına abone olabilir mi, bilmiyorum? Ama şu an için ufukta böyle bir ihtimal görünmüyor ve ajanslardan ilginç haberler seçip yorum yapamıyorum. Tek yapabildiğim yurdum gazete editörlerininin seçkilerinden bir seçki yapmak. Nedense benim seçkilerim gazete editörleri tarafından lütfen yayınlanıyor ve olabildiğince küçük karelere sıkıştırılıyor. İşin garibi hepsi de bilimsel..

Akşam'da ve sanırım diğer pek çok gazetede de kaynaksız yayınlanmış bir haber; Kaba Erkek Beyninden Belli Olur başlıklı: Avustralya'da yapılan bir araştırmaya göre erkekteki kaba davranışlar beynin şeklinden ve yapısından kaynaklanıyor. 137 gencin kafa yapısını inceleten Melbourne Üniversitesi'nden Nicholas Allen, "Öfkeli karaktere sahip gençlerin beynindeki Amiglad bölgesinin büyüklüğüyle öfke ve kaba ruh hali arasında doğru orantılı bir bağıntı bulunuyor" diye konuştu.

Bu haberi okuyunca aklıma ilk Nietzsche geldi; onun sadece bedenin varlığını kabul etmesini ver herşeyi bedene bağlamasını destekler bir haber. İlk başta Nietzsche insanı çarpabilir ve insan pek mantık atfetmeyebilir Nietzsche'ye ama zamanla görür ki deli saydığı Nietzsche bir delinin söyleyemeyeceği kadar çok doğru söz söylüyordur. Bu noktada Nietzsche'yi haksız saymak pek olanaklı değil, beynimizin yapısı bizim kişiliğimizi etkiliyor veya daha basit bir örnekle yediğimiz bir çikolata bizi mutlu kılabiliyor. İçtiğimiz bir şişe vodka bize başka bir dünya yaratabiliyor. Bedenimiz etkileniyor ve hayatımızı genel anlamda etkiliyor. Bu noktada Nietzsche'yi haksız sayamıyorum ve genel bir çıkarımla beden diyorum, insan bedeninin değerini bilmeli diyorum. Bedenimizin değerini bilmeliyiz çükü, bu dünyada bedenimizle varız..

Ölüm Çiçekleri

Türkiye'nin üretken insanları arasında yer alan iki güçlü isim var: Soner Yalçın ve Cüneyt Özdemir.. Uzun zamandır Project adı altında pek çok program, web sitesi ve diziyle karşımıza çıktılar. 5N 1K, Oradaydım, Sağır Oda gibi televizyon yaratıları büyük ilgi gördü, ardından başladıkları odatv.com macerası da şu ana kadar çok iyi bir seyir izledi. Ve şimdi sırada Mart ayında Star Televizyonu'nda ekrana gelecek yeni bir dizi projeleri var: Ölüm Çiçekleri..

Dizinin tanıtımı, yeteri kadar açıklıyor diziyi: Avrupa'nın göbeğinde 312 bin kişi öldü.. 35 bini çocuktu.. 50 bin kadına tecavüz edildi.. 2 milyon kişi evsiz kaldı.. 18 bin kişi hala kayıp.. Bosnalılar savaş sonrasında hep kelebekleri takip ettiler.. Biliyorlardı ki; o kelebekler tek bir çiçeğin üzerine konuyordu.. Ve o çiçek sadece Bosna'daki toplu mezarların üzerinde çıkıyordu.. Bu çiçeklerin adına ÖLÜM ÇİÇEKLERİ deniliyordu.. Bosna'da Ölüm Çiçekleri sayesinde 300 toplu mezar bulundu..

Babandır Baban..

Churchill pvctorys "Tarihte Lafı Gediğine Oturanlar" başlıklı bir forward e-posta aldım. Pek çok yabancı politika, sanat ve düşünce adamının tarihte kazıdıkları cevaplardan oluşuyordu. Mesela Churchill'in Avam Kamarası'ndaki bir konuşmasında, muhalif bir partiden kadın milletvekili, Churchill'e kızgınlıkla şöyle seslenir: "Eğer karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir karıştırırdım.". Churchill, oldukça sakin kadına döner ve lafı gediğine oturtur: "Hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi seve seve içerdim."

Bu noktada amacım bir paylaşımdan öte, bu güzel derlemeye yurdum tarihinden de birşeyler katmak.. Tarihimiz, bu noktada aslında pek de sönük sayılmaz. Benim aklıma ilk gelen olay Babanzade İsmail Hakkı Bey. Olay şöyle gelişiyor: Son Osmanlı Meclisi'nde, yoklama katibinin Babanzade İsmail Hakkı Bey'in adını yanlışlıkla, "Yabanzade" diye okuması üzerine, Hakkı Bey, oturduğu sıradan hem yanlışı düzeltmek ve hem de sinirini gidermek için son gücüyle bağırır: "Babandır Baban!" :))

Bir Gazetenin Anatomisi: Cumhuriyet

cumhuriyet_logo II. Dünya Savaşı üzerine okumalar yapıyorum son zamanlarda, tarihimizin saklı kalmış dönemlerinden birsi olduğunu gördüm II. Dünya Savaşı'nın. Bu noktada Cumhuriyet gazetesinin duruşu da oldukça ilginç. Bedii Faik, Cumhuriyet'i o zamanların Türkiye'sinin en sağcı ve hatta faşist gazetelerinden birisi olarak sayıyor ve hatta anılarında Cumhuriyet yazarlarından Peyami Sefa'nın faşist Alman kuvvetlerinin Fransızlar'ı alt etmesini radyodan dinlerken heyecandan bayıldığını yazıyor.

Bugün gelinen noktada ise Cumhuriyet çok daha farklı bir profil çiziyor. Sol'a yakın ve hatta Sol bir çizgide ilerliyor. Bu noktada Cumhuriyet'i küçük görmek falzaca küçülmek olacaktır. İnsanlar gibi kurum ve kuruluşlar da zamanla görüş değiştirebilir, olgunlaştıkça farklılaşabilirler. Benim burada örnek aldığım nokta Cumhuriyet'in Türkiye'nin en sol gazetesi olduğu zaman da en sağ gazetesi olduğu zaman da ilkeleriyle hareket etmiş olması. Cumhuriyet, hiçbir zaman boyanmadı ve mutfak takımı dağıtan gazeteler arasında girmedi. Her neyi savunduysa, ciddi bir şekilde fikirsel anlamda savundu. Ciddi fikir gazetesi imajını hiçbir zaman hırpalamadı.. Bedii Faik de anılarında bundan söz ediyor: Yalnız yine hemen söylemeliyim ki, Cumhuriyet, sağcı iken ne kadar ciddiyse, solcu olduktan sonra da o kadar ciddi kalabilmiştir! Hiçbir zaman rengarenk giyinmedi, hiçbir zaman fikir gazetesi görüntüsü ve havasını bozacak yollara sapmadı. Ve hiçbir devrede lotaryacı, kadar kısmet oyuncusu olmadı. / Biz yıllar sonra Dünya'da, bir kere, bazı dostların teşvikine uyarak piyango denediğimiz zaman, beni telefonla arayarak, yapılanın Dünya'nın ciddiyetine hiç uymadığını söyleyen de Nadir Nadi olmuştur. Bu noktada blogumda da bunu sunmaya çalışıyorum, fikirlerimi ciddi ve bel üstü sunmaya çalışıyorum. Bu da Bedii Faik'ten aldığım bir ders oldu bana..

Mehmetçik Sınır Ötesinde..

sınırötesi TSK sonunda adam akıllı bir sınır ötesi operasyona başladı. Mehmetçik yurt sınırlarını aşarak Kuzey Irak'taki kamplara ayak bastı. Bu PKK terörüne indirilmiş büyük bir darbe olur umarım. Tüm bunları olumlu karşılıyorum çünkü terörün en ufak bir olumlu noktasını bu yaşıma kadar göremedim. Yalnız tüm bu yapılanların biraz havada kaldığına inanıyorum, nitekim daha dün de TSK büyük operasyonlar gerçekleştirmişti ve Pamukoğu Paşa büyük başarılara imza atmıştı. Bu süreçte politikacılar işi her zaman TSK'nın sırtına bıraktılar ve unutmayı tercih ettiler. Onlar unuttukça PKK yeniden hortladı, yendien can almaya başladı..

Yapılan operasyon belki başarılı olabilir ama süreç noktasında pek de bir önemi olduğunu sanmıyorum. PKK politik olarak da bitirilmeli ve politikacılarımız artık PKK terörüne son verecek politikalara imza atabilmeliler. Aksi halde tarih onları yitirilen canlar için yargılayacaktır. Sadece bugün 7 canımızı yitirdik, artık gitmesin canlarımız..

Türk İşçisi Norveç Yolcusu..

şç Bir Norveç sevdasıdır, tutturduk gidiyor. Medya duyurdu öncesi, yurdum işsizinin hevesleri kabardı: Norveç'e ve AB'ye yurdundan önce gitme sevdası ateşlendi yurdum işçisinin. Yıl 2007 ve biz hala Avrupa'ya ayak işçisi yolluyoruz. İnsanımıza hala Avrupalı pisliği temizletmeye hazırız! Şükür, ki Norveç böyle bir talepleri olmadığını açıkladı da bir utanç daha yaşamadık!

Zeka, yönetim; yurt topraklarında insanını istihdam edebilmektir. İnsanını elin pisliğini temizlemeye yollamamaktır. Bu ülke o kadar ironik ki, bir yanda "Bir Türk Dünya'ya Bedel" sloganları, bir yanda Avrupalıların pisliğini temizlemeye hevesli olmaya mecbur kıldığımız milyonlar. Bu düzende yanlış giden birşeyler var!

Hazmedemiyorum, aynı topraklarda yaşadığım insanlarımın bilinmedik topraklara hizmetçi olarak yollanmasını! Bir Türk genci olarak başım dik yürümek istiyorum Avrupa'nın sokaklarında, yurttaşımın o insanların pisliklerini temizlemesini istemiyorum. Çalışmak ayıp değil ama yurdum insanını elin pisliğinin temizlikçisi kılmak ayıp! Üzülüyorum, kahroluyorum..

Ufuk Uras Mecliste Ama Meclis Hala "Ufuk"suz..

ufuk Prof. Dr. Ufuk Uras, 22 Temmuz 2008'de yaptığımız genel seçimlerde pek de alışık olmadığımız bir seçim hazırlığı yürüttü. Medyada pek çok ulusal partiden çok daha fazla adından söz ettirdi. Bu noktada Prof. Dr. Baskın Oran'la demokrasimize çok güzel bir renk kattıklarına inanıyorum. Ufuk Uras için haykırılan "Meclise Ufuk Gerek!" ve Baskın Oran için seslendirilen "Sesimiz Baskın Olsun!" sloganları çok güzel yaratılardı..

Bugün gelinen noktada Baskın Oran'ı meclis sıralarında göremesek de Ufuk Uras ÖDP Genel Başkanı olarak meclis sıralarında. Mecliste farklı bir ses diye yola çıkan hocamız aslında bu farklı sesi bizlere duyurabildi ama bir sorun var: Ufuk Uras, birşeyler söylese de sesi çok kısık geliyor.. O renkli seçim kampanyasına basının gösterdiği ilgi bugün Ufuk Uras'a gösterilmiyor ve Uras da bunu sağlayamıyor. Bu noktada Türkiye genelinde Ufuk Uras da "herkes gibi" bir konuma indirgeniyor.

Tüm bunlardan Türk solunun alması gereken ders ise, bu işlerin bir iki vekille yürütülemeyeceği. Türk solu kendini ifade etmek istiyorsa çok daha vekile ihtiyacı var, aksi halde Ufuk Uras'ın haykırışlarını yurdum insanının duyması çok zor.. Görünüyor ki bir tek Ufuk Uras'la meclise ufuk gelmiyor, hatta meclisteki "ufuksuzlar" daha da bir ufuksuzlaşabiliyor.

Bursa Kent Müzesi..

100_4814a Bugün ikinci öğretim öğrencisi olmanın faydasıyla sabahı Bursa Şehir Merkezi'nde geçirdim. Bursa'nın büyük bir özelliği olan Bursa Kent Müzesi'ni Bursa'lı dostum Serhat'ın rehberliğinde gezdim. Çok iyi bir fikir ve bir o kadar güzel uygulama Bursa Kent Müzesi. Bursa hakkında pek çok bilgi, belge, fotoğraf ve görüntü kaydı arşivine ulaşabiliyorsunuz. Batılı olmaya meraklı yurdum belediye başkanlarına da güzel bir örnek oluşturuyor, Batı'ya nasıl yaklaşacağımızı gösteriyor..

Müze içerisinde Bursa tarihinden, Bursa'nın bugününden, entellektüel yapısından, kültüründen, sanayisinden ve doğal yapısından pek çok detayı sergilerde görüyorsunuz. Bursa'da zamanında yapılan meslekler özel bölümlerde üşenilmeden tekrar yaratılmış. Kendinizi bundan yıllar öncesinde bir Bursa çarşısında dolaşıyor gibi hissediyorsunuz. Hatta daha da eskilere gidip, Osmanlı'nın kuruluşunu gözleyebiliyor, yaptığım gibi Osman Bey ile karşılıklı fotoğraf çektirebiliyorsunuz.

Müzede Müzeyyen Senar ve Zeki Müren'e de ait bölümler mevcut. Bursa'yla özdeşleşmiş her iki ismin şarkıları eşliğinde özel eşyalarını görebilirsiniz. Tüm bunların dışında Bursa'nın el işçiliğiyle yapılmış havlularının, çeyiz sandıklarının, gelinlik ve damatlıklarının ve burada sayamadığım onca yaratısının içinde kaybolabiliyorsunuz.

Bursa Kent Müzesi, yurdum müzeleri gibi Pazartesi günleri ziyaretçilere kapalı. Diğer günler mesai içinde ziyaret edebilirsiniz, giriş çok cüzi bir ücretle oluyor. Burada da şehir içi taşımacılıkta kullandığınız Bukart'larınız ile giriş yapabilmeniz çok hoş. Umarım bu güzellik zamanla tüm kentlerimize yayılır ve her kentimizin kendisine has bir müzesi olur..  Daha detaylı bilgiye www.bursakentmuzesi.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

ABD'nin Yeşil Kuşak Politikaları ve 21. Yüzyıl..

sam_amca ABD'nin "Yeşil Kuşak" diye adlandırılan "Ilımlı İslam" projesi üzerine yazacağım bugün, genel bilinene dair eleştirilerimi ve sorularımı ortaya koymaya çalışacağım. Malumunuz politika ile ABD kendine zarar vermeyecek bir İslam yaratma peşindeydi ve zamanında bunu yaptı. Bugün gelinen noktada hala aynı düşüncede olduğunu sanmıyorum, ABD'nin İslam'ı kendi çıkarına kullanma dönemi bitmemiş olabilir ama ABD kullanmak için artık ılımlı bir İslam var etme hevesini, bence, büyük ölçüde yitirdi..

Bunun belli başlı sebepleri var ve bence en önde geleni de İslam'ın ılımlı başlasa da ilerleyen zamanda sertleşerek ABD karşıtı bir tutum sergilemesi. Bu ABD politikalarını oldukça olumsuz etkileyen bir sonuç doğuruyor. Bu sebepten ABD'nin artık bir İslam fobisi olduğuna inanıyor ve bu noktada Ilımlı İslam'ın artık ABD'ye pek de sıcak gelmediğini iddia ediyorum.

Haklı olarak, ılımlı sayılan İslami partilerin iktidarlarının ABD tarafından desteklendiğini belirtecek ve bunun sebebini soracaksınız. Ben de size cevap olarak hangi İslami parti diye soracağım. Türkiye'de İslami bir parti göremiyorum, sadece öyle görünen ama ölen haçlı askerlerinin ruhlarına fatiha okuyabilen bir garip parti görüyorum. ABD birilerini asla Ilımlı İslam uğruna desteklemiyor bu topraklarda, destekleme sebebi ABD'nin Ortadoğu taşeronluğunu üstlenmeleri.. Ilımlı İslam dönemi ve rantı kapanmıştır sanıyorum, artık taşeronlar pastadan büyük payları kapıyorlar..

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.