Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

Mart 2008 tarihli yazilar (sayfa 1)Mart 2008 tarihli diger ogeler resimler , videolar

Eşitim, Eşitsin, Eşit, Eşitiz, Eşitsiniz, Eşitler...

aydın_doğan Eşitlik hakkında çokça laf sarf edilmiş bunca zamandır. İnsanların eşit olabilirliği ya da olamazlığı üzerine bolca kafa yorulmuş. Bugün gelinen noktada,ben eşitliğe pek de inanmıyorum. Sadece olması gereken ama olması hiç de muhtemel olmayan bir ütopya olarak görüyorum eşitliği. Sadece nispeten daha eşit günlere gelebilmeyi umut ediyor ve bunun için çalışıyorum.

Bakunin güzel bir laf söylemiş zamanında: "Ekonomik eşitlik olmaksızın verilen politik eşitlik bir teranedir, bir sahtekarlıktır, bir yalandır." Bugün bu yalanın üzerine kurulmuş bir dünyada yaşıyoruz. Vergi rekortmenleri listesindeki 100 mükellefin geçen yıl ödediği vergi, 61 ilin beyanına dayanan vergi tahsilatından fazla. Hadi hepsini geçtim, sadece Aydın Doğan'ın tek başına ödediği vergi 33 vilayetten fazla.

Paranız oranınca gücünüz oluyor yaşadığımız sistemde ve bu sistemde böylesine bir dengesizlik olması eşitliği çok çoook uzaklara itiyor. Eşitlik tatlı bir ütopya, günümüz gerçeklerinden çok çok uzaklarda kalmış bir ütopya.. Hiçbirimiz eşit değiliz, ya çok çok ilerilerde ya da çok çoook gerilerdeyiz.

Peki ne yapmalı? Komünist mi olsak? Bu topraklar komünist olacak olsa yıllar önce olurdu, komünizmin çetin yollarına sapıp da bu halk için başınızı yakmaya değmez. Alan mutlu, veren mutlu. Siz komünist olmaya değil de Aydın Doğan olmaya bakın. Bu halk belki de bunu hak ediyor?!


İzmir Mitingi..

adnanmenderes Tayyip Erdoğan'ın her sert çıkışı bana Adnan Menderes'i hatırlatıyor. Birilerinin çıkıp Tayyip Erdoğan'ı halk adamı, halkı da Tayyip Erdoğan'ın adamı gibi göstermelerini bir türlü anlayamıyorum. Dedim ya, aklıma halk adamı atfedilen Adnan Menderes geliyor. Neden mi?

Yıl 1960, aylardan mayıs: yani Adnan Menderes'in asıldığı ay. Ayın başlarında büyük bir miting yapılıyor, Adnan Menderes o zamanların İzmir'inde iki yüz bin kişiye sesleniyor. Basın bu olayı haklı olarak büyütüyor ve hatta Adnan Menderes'e yakın yayın organları çoşuyor.

Ve ardından 27 Mayıs askeri müdahalesi geliyor. Adnan Menderes darağacına gönderiliyor, öldürülüyor. İzmir'de toplanan o iki yüz bin kişi arasından bir tek çatlak ses çıkmıyor. Bir Allah'ın kulu çıkıp da "Ne yapıyorsunuz?" demiyor. Dünyanın ve özellikle Anadolu toprağının kuralı böyle: Güçlüysen herkes seninle, yok değilsen: Tanrı yardımcın olsun. Felsefe bu, insanın yaşama güdüsü bu: Kral öldü, yaşasın yeni kral!

Üniversitelerde Öğrenci Kalitesi

amfi Daha önce de yazdığım üzere Uludağ Üniversitesi İİBF'de öğrenim görüyorum. Bugüne kadar derslerde anlatılacak pek çok şey yaşadım, bir çoğunu burada sizlerle paylaştım. Bugün de öyle yapacağım, yurdum üniversitelerini değil ama yurdum üniversitelisini yazacağım..

Ders, Devrim Tarihi. Konu, Atatürk Dönemi İktisat Politikaları. Hocamız konuyu anlattı ve ardından öğrencilere söz vermek istedi; günümüz iktisat politikaları hakkında neler düşündüğümüzü sordu. Amfi 200 kişilik ama çıt yok, nedense kimsenin yurdum ekonomisi hakkında söyleyecek en azından bir lafı yok! Utandım, ben söz istedim. Kendimce yorumlar yaptım, oturdum. Hoca sınıfa bakıyor, söz almak isteyen olup olmadığını soruyor tekrar. Çık yok 200 kişilik amfiden..

Hocamız aramızda iktisat öğrenimi gören olan olmadığını soruyor, yirmi otuz el kalkıyor. Hocamız onlara sorular sormaya başlıyor; Türkiye'nin güncel ekonomi politikaları hakkında ne düşünüyorsunuz, diyor. Cevaplar birer birer geliyor: "Hocam, büyüklerimiz bizden daha iyi biliyordur.." (Gülüşmeler) "Hocam, ben arkadaşımın dediklerine katılıyorum" (Gülüşmeler)..

Uludağ Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler noktasında en saygın hocalara ve eğitime sahip üniversitelerimizden birisi. Öğrenci noktasında ise, tüm yurdum üniversitelerinde de olduğu gibi vasat! Bu insanlar İktisadi ve İdari Bilimler okuyor, yarın Türkiye'yi bu insanlar yönetecek, ekonomiye bu insanlar yön verecek. Üzülüyorum onlar ve daha önemlisi yurdum adına. Yazık!

Zekeriya Beyaz Evinin Kapısını odatv.com'a Açıyor..

zekeriya beyaz Zekeriya Beyaz'ın evinden bize ne, diyebilirsiniz. Nitekim sizin yerinizde olsam ben de aynı tepkiyi verirdim, işin açıkçası pek de ilgilendirmezdi beni Zekeriya Beyaz'ın evi. OdaTv buna gerek duymuş olacak ki, böyle bir haber hazırlamış. Haberin videosunu buradan izlerken, şaşırdım. Bir profesörün, özellikle de televizyon televizyon dolaşan ve kitapları oldukça rağbet gören bir profesörün evi bu halde olmamlıydı. İşin açıkçası Zekeriya Beyaz'ın o orta halli evini görünce üzüldüm, ne bileyim çok daha lüks olmasını bekliyordum. Aynı şaşkınlığı geçen günlerde Ergenekon operasyonu sırasında gözaltına alınan İlhan Selçuk'un evi noktasında da yaşamıştım..

Bu ülkede ekonomik krizin falan geleceği yok, biz zaten uzunca yıllardan beri ekonomik buhranlar içerisindeyiz de haberimiz yok! Türkiye'nin adı en fazla geçen profesörünün, en saygın gaztecisinin ve pek çok değerli ismin evi öylesine sıradan ve basit ki insan üzülüyor.

Zekeriya Beyaz'ı pek profesör saymam, hatta fazla da ciddiye alınacak bir isim olarak görmem. Zamanında verdiği demeçleriyle Cumhuriyet değerleriyle bolca çelişmiş bir insan olması bakımından da hiç haz etmem. Ama, ne olursa olsun; bu ülkenin bir profesörü olarak görünüyor ve bence bu ülkenin profesörleri verilen üç kuruş maaştan fazlasını hak ediyor, en azından etmeli! Videoyu bağlantıdan izlediğiniz vakit, benimle aynı fikirde olursunuz sanırım..

Edebiyat Yarışması..

kalem Uludağ Üniversitesi, güzel bir etkinliğe daha imza attı. Üniversite öğrencilerine yönelik bir edebiyat yarışması düzenlendi. Deneme ve şiir alanlarında başvurular için son gün 31 Mart 2008. Ben de bugün bir denememle yarışmaya katıldım. Yarışmanın sonuçları gelecek aylarda açıklanacak. Şimdiden bir heyecan sardı içimi, bakalım sonumuz ne olacak?

Edebiyat yarışmaları, özellikle de gençlere yönelik olanları çok büyük önem arz ediyor. Türkiye'de edebiyata gönül vermiş gençler çoğunlukla ailelerinden olumsuz tepkiler alıyorlar. Sen doktor, mühendis ya da git öğretmen ol; ondan sonra yazarsın mantalitesiyle hareket ediyor ebeveynlerimiz. İşte bu noktada yarışmalar büyük bir misyon üstleniyor, yetkin gençler ailelerine birşeyler gösterebiliyor bu yarışmalar sayesinde: ben yazarak da başarılı olabilirim, diyebiliyor!

Umarım edebiyat yarışmalarının sayısı gün geçtikçe artar, genç yazarların buna fazlasıyla ihtiyacı var. Ayrıca organize edilen yarışmaların iletişim sorunları da oldukca can sıkıyor. Bu noktada hazırlanacak bir blog, oldukça ziyaretçi çeker sanıyorum. Edebiyat yarışmalarını, katılım koşullarını ve sonuçlarını konu edinen bir bloga ihtiyacımız var. Umarım birileri bunu yapar..

Kara Cuma Kapınızda..

doğu_perinçek Günler hızlı geçiyor, bir baktım ki Cuma kapıya dayanmış. İçimde bir korku, bir merak.. Bakalım bu gece kimlerin kapısı çalınacak, kimler sıcacık yataklarından alınıp soğuk emniyet bürolarına taşınacak? Kimlerin evleri talan edilip; kimlerin bilgisayarlarına, araştırmalarına el konulacak? Kimler Ergenekon'un karasına bulandırılacak, kimler karalanacak?

Bugün Türkiye'de yaşananlar ne demokrasiye ne de insanlığa sığar. Her zaman söyledim, bugün de söylüyorum: Birileri Ergenekon'u Türk aydın ve yazarlarını korku çemberine almak için kullanıyor! Doğu Perinçek bugün demir parmaklıklar ardında, bir partinin kapatılmasını demokrasiye sıdıramayan sözde-demokratlar neden kılını bile kıpırdatmıyor bir başka partinin genel başkanının yazdıkları ve söylediklerinden ötürü hapis edilmesine?! Sanırım birileri demokrasiyi savunmaktansa sadece bir zümrenin demokratik haklarının savunuculuğunu yapıyor. E bu da nasıl bir demokratlıksa?

Sözü uzatmayayim, başka mevzulara dalmayayim; sadece uyarmak istedim sizleri. Kara cuma kapınızda, bu gece kapınız çalınabilir: aman dikkat!

Estetik Yozlaşmaya, Dur Diyelim!

milli takım1 Milli takımın estetik yoksunu, yeni turkuaz formalarına tepki büyüyor. Nike'ın tasarladığı formaların kültürümüzden ve estetikten oldukça uzak olması eleştirilerin asıl iki nedeni. Hürriyet internet yayınında halka açık bir anket yapıyor, ankete buradan katılabilir ve tepkinizi gösterebilirsiniz.

Tepkiler sadece halkla da sınırlı kalmıyor, spor yazarları da yeni formalardan rahatsız. Can Bartu, Kazım Kanat, Turgay Şeren, Levent Tüzmen ve Aziz Üstel gibi spor basının önemli isimleri de yeni formadan rahatsızlar. Kazım Kanat Hürriyet'e verdiği demeçte çok yerinde bir açıklama yapmış: "Bu milli takım benim takımım değil. Rengi yeşil. Üstelik içinde oynayan oyuncu Marco. Ulusal değerleri bir kenara atamazsınız. Sırf moda olsun diye, sırf sponsorlar para kazansın diye forma rengini değiştirmek bir ulusa hakarettir. Böyle yüce değerler, yani kırmızı-beyaz forma ancak referandumla değişir. Halka soracaksın, o formanın bir hikayesi var."

Demokrasi Dikte Etmek..

buthan "Barışçıl Ejderhanın Ülkesi" diye bilinen Butan Krallığı 100 yıldır mutlak monarşi ile yönetilen bir ülke. Ülkenin kralı 28 yaşındaki Kral Jigme Keşar Namgyal Wangchuck artık ülkede birşeylerin değişmesine karar vermiş olacak ki ülke seçime hazırlanıyor. 600 bin kişinin yaşadığı Butan'da 300 binden fazla seçmen sandık başına gidecek. Seçilecek Ulusal Mecliste 47 milletvekili Butan'lıları ülke politikaları noktasında temsil edecek.

Seçim heyecanı Butanlıları sarmış görünüyor, seçime katılan Demokratik Halk Partisi ve Butan Barış ve Refah Partisi'nin halka verdiği sözler benzer: Ekonomiyi geliştirirken Butan'ın mirasına saygılı olmak..

Butan'ı demokratik günler bekliyor kapıda; umarım demokrasileri Batılı güçlerin amaçlarına hizmet etmez. Demokrasi öyle bir hal aldı ki, artık halk kendi çıkarlarına yabancılaştırılarak başkalarının savaşını vermeye başladı. Bu noktada Butan'a hayırlı olsun mu demeli, geçmiş olsun mu? Açıkçası ben bilemedim..

Ayrıca Buthan hakkında pek çok bilgi içeren güzel bir site buldum. İlgilenirseniz, tıklayın.

Üniversitelerde Gerilim Tırmanıyor!

üniversite1 Üniversitelerde gerilim gün geçtikçe tırmanıyor. Dün, İktisat dersinde hocamız konuyu açıp üniversitelerdeki gidişattan kaygılandığını söylemişti ki bugün Ankara Üniversitesi'ndeki kavgayı ve eğitime 31 Mart'a kadar ara verildiğini duyduk. Açıkçası şaşırmadım, yaratılan politik gerginliğin yansımaları bütün bunlar. Dün de olmadıkları gibi, bugün de gençler suçlu değil; suçlu olanlar ne yazık ki yaşını başını almış politikacılar!

Gelecekten kaygılanıyorum. Eğer bir kargaşa patlak verirse, bu dün yaşananlardan çok daha kötü olacağa benziyor. Kenan Evren felsefesinin sonucu düşünce özürlü nesiller yetişti, bugün yaşanabilecek bir çatışma gelecek kurma hayalinden ziyade bir ego tatmini olacak. İnsanlar eziklikleri, egoları oranınca taraftar ve şiddete eğilimli olacaklar! Gruplara düşünceler dikte edilecek ve bu edilgen gruplar edilgen eylemleriyle Türkiye'nin zamanını çalacak.

Çok önemli bir virajı alıyoruz ve artık birileri şu yurdum arabasını doğru düzgün kullanmasını öğrenmiştir umuduyla yazımı bitiriyorum. Saygı ve sevgi ile..

Estetik Yozlaşma ve Milli Takım

Milli Takım Milli takımın sponsorluğunu üstlenen Nike, futbolcularımız için iki yeni forma hazırlamış. Formalar kamuoyula daha yeni paylaşıldı, ben açıkçası estetik bir kıyım gördüm! Estetikten böylesine yoksun bir formayı ne yurdum insanı ne de yurdum futbolu hak ediyor! Biz estetikten böylesine uzak bir toplum değiliz ve bunları hak etmiyoruz..

İşin içine girince sadece estetik yoksunlukla da sınırlı kalmıyor hatalar, işin içinde mantık hataları da bolca var. Milli takım, iç saha maçlarında kırmızı-beyaz formayı; deplasmanda ise turkuaz renkli formayı kullanacakmış. Dışarıda Türk'e turkuaz rengi atfeden kaç insan var acaba? Bizi "turkuaz" ile tanıyan kaç millet var dünyada? Dışarıda futbolcularımıza kırmızı-beyaz renkleri giydirmemenin nasıl bir mantığı olabilir?

Madem estetikten böylesine yoksunsunuz, bari bırakın da işi bilen insanlar yaratsınlar yurdum futbolunun vizyonunu! Olmadı bırakın, biz çizelim!

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.