| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

Yazılar arşiv 03.2008 Other entries in 2008-03 resimler , videolar

Mide Bulantısı..

Çocukluk yıllarımda büyüklerin ağzından çok duyardım "Sinirden midem kasıldı, yaşananlar midemi bunlandırıyor.." gibi lafları. Oysa o zamanlar benim midemin verdiği tek bir uyarı vardı, o da acıktığım anlamına geliyordu. Anlyamazdım bir insanın midesinin sinirden kasılmasını, yaşadıklarının midesini bulandırabilmesini.. Düşünüyorum da şimdi, demek ki o günlerde kurduğum o temiz dünyamda bu kadar iğrenç şeyler yokmuş..

Bugün Türkiye'de politika adı altında yapılan savaş artık bende de mide kasıntılarına sebep oluyor. Gazetelerin manşetlerini okumak, yapılan haksızlıkları ve ihanetleri görmek midemi ciddi ciddi bulandırıyor. Tüm bunlardan bıktık artık, bu gereksiz savaş sadece yurdum insanının zamanını çalıyor.. Gerginlik, korku salmayı bırakın artık; yurdum insanı hizmet bekliyor..

Kemalist Gençlik Platformu ve Org. Hurşit Tolon

hurşit_tolon Geride bıraktığımız Cuma gününde üniversitemiz çok değerli konukları ağırladı. Uludağ Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Topluluğunu'nun düzenlediği "I. Kemalist Gençlik Platformu Öğrenci Kongresi" pek çok üniversitenin temsilci öğrencileri ve davetlilerin katılımıyla gerçekleşti. Davetliler arasında E. Org. Hurşit Tolon, Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Şükran Soner ve Doç Dr. Hüner Tuncer vardı..

Org. Hurşit Tolon, yaptığı dış politika analizleriyle bugün yaşadığımız iç sorunlar dahil pek çok noktanın asıl sebeplerini ortaya koydu. ABD'nin içinde bulunduğumuz coğrafya ile ilgili planları açıkçası beni üzdü. Bu planların nasıl da tıkır tıkır işletildiğini, yaratılan sunni gündemlerle nasıl da yurdum insanının uyutulduğunu görmek acı birşey! Bill Clinton'ın başkanlığı sırasında yaptığı şu konuşma, günümüz Türkiye'sinin neden soyut sorunlar içerisinde boğulduğunu çok açık gösteriyor: "Küresel güç potansiyeli taşıyan hiçbir bölgesel gücün kuvvetlenmesine izin verilmemelidir. Birbirine coğrafi yönden yakın, bölgesel güçlerin birleşerek küresel güç haline gelmeleri önlenmelidir. Müttefikler (Burada söz konusu olan ülkelerden birisi Türkiye) de düşünülmeli, onların küresel güç olmaları önlenirken dünya nimetlerinden yararlanmaları sağlanmalıdır."

Herşey çok açık ve bir o kadar da acı. Yurdum adına, yurdum insanı adına üzülüyorum.. ABD ile stratejik ortaklık demek, (Ki ne kadar ortak olduğumuzu PKK militanlarının elindeki ABD menşeli silahlar çok iyi gösteriyor!) bölgesel güç konumunda ABD'nin ufak tefek işlerini kotarmaktan ibaret.Geçen aylarda artık maksimalist politikalar üretmek gereğini yazmıştım, bugün ne kadar da haklı bir tespit yapmış olduğumu görüyorum..

Üniversite Öğrencisi Dövmek..

aibü Yeni bir moda oldu, üniversite öğrencilerini dövüyor yurdum güvenlik güçleri. Daha geçen haftalarda Uludağ Üniversitesi'nde hastanelik edildi öğrenciler. Bugün Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nde öğrenciler joplar ve tüfek dipçikleriyle, yaptıklarına yapacaklarına pişman edildi. Yapmak istedikleri Irak'ın işgalini olayın 5. yıldönümünde protesto etmekti..

Ajansların geçtiği ve internette dolaşan fotoğraflar iğrenç. İnsan baktıkça, utanıyor! Bu görüntüler artık yakışmıyor yurdum üniversitelerine, yurdum insanına! Ne iğrenç bir görüntüdür belki de lise mezunu bile olmayan bir erin üniversite öğrencisi bir genci elindeki silahla pataklaması!

Öğrencilerin hatası da yok değil; üniversite okuyan bir genç, basın açıklaması yapmadan önce belirli makamlardan izin alması gerektiğini bilmeli. Bu bilgisizliklerini gençliklerine verebiliriz de, bu olayların önüne geçmeyen büyüklerin neyine vereceğiz!? Olaylar sırasında orada bulunan AİBÜ Genel Sekreteri ya da rütbeli jandarma komutanları acaba yaşlarının olgunluğuyla hareket etmişler midir? Fotoğraflar pek öyle görünmüyor..

'AKP Kapanırsa Oyu Artar' Diyenler Ahmaktır!!

Yalcin_Kucuk1 İddia bana ait değil, hatta söz konusu "ahmak" ithamından nasiplenenlerden bile sayılabilirim. Sağolsun, Prof. Dr. Yalçın Küçük kapatma davası hakkında bir görüş bildirmiş ve aksi görüşü savunanları ahmak yerine koymuş. Kapatma Davası ve İki İsim adlı yazımda geçen "Açılan davanın sonucu ne olursa olsun AKP bundan yararlanmasını bilecek. AKP olası ekonomik krizi çok rahat bir şekilde dava üzerine atabilir ve seçimlerde aradığı malzemeyi de bu dava ile bulmuş olur." sözleri beni ne kadar ahmak kılar, orasını Sayın Küçük bilir..

Girizgah saglam oldu ama gelişme bölümünde Yalçın Küçük'ü harcayamayacağım. Yiğidi öldürüp hakkını vermek lazım, kendisi bilimsel veriler ortaya koymuş ve bu veriler ışığında AKP'nin ilerdeki olası bir seçimde oyunu arttıramayacağını iddia etmiş. Veriler ne derseniz; veriler yakın Türkiye tarihi. Küçük, daha önceki kapatma davalarının sonuçlarını ve bunun seçimler üzerindeki etkilerini koymuş: "Bizim tarihimizde böyle bir durum yoktur. Bunun bilimsellikle, gerçeklerle hiç bir alakası yoktur. 1960 yılıda Demokrat Parti kapatlımış, 1961'deki seçimlerde DP'nin devamı olan AP çok gerilerde kalmıştır. Bunun pek çok örnekleri vardır.."

Bu noktada bana bir özeleştiri yapmak düşüyor, insan yazıyorsa yazdığı şeyin tüm boyutlarını araştırıp yazmalı. Örneğin bir partinin kapatılması hakkında kalem oynatıyorsa insan, daha önce yaşanan emsal vakaları da göz önüne almalı. Ben bunu yapmadım, iddilarım doğru çıkacak olsa bile siz okurlara bir özür borcum var. Özür dilerim..

18 Mart Şehitler Günü

şehit2 Önemli bir günü geride bıraktık, tüm şehitlerimizin anıldığı kutlu bir gün 18 Mart. Geçen yıllarda törenlere katılır, şehit aileleriyle birlikte şehitlikte bolca zaman geçirirdim. Şehit ailelerinden pek çok şey öğrendim. Bu toprakların insanlarının metanetini, gencecik oğullarını toprağın altına gömseler de "Vatan sağolsun" diyebilecek vatan sevgilerini gördüm..

Halkımız yakın görünse de aslında bir o kadar da uzak şehidinin ailesinden! Bugün şehit ailelerinin onca sorunu var, saymaya kalksam buraya sığdıramam. En büyük sorunları, pek çoğunun almaları gereken haklardan yoksun bırakılması. Garip değilmidir, şehidinin ailesini bile sınıflara bölmek! Kimisini görmemek, maaş bağlamamak ve hiçbir sosyal yardım kampanyasına dahil etmemek? Bunlar bilinmese de yurdumun acı gerçekleri: bugün pek çok şehit ailesi hiçbir ayrıcalıktan yararlanamıyor.

Yurdun dört bir tarafına dağılmış Şehit Aileleri Derneklerinin başkanlarına bir sorunları olup olmadığını sorsanız, bunları sıralayacaktır. Bu yanlışın düzeltilmesi gerektiğine inanıyorum, aklım almıyor bir devletin şehitlerini sınıflandırmasını! Görev şehidi, terör şehidi ayrımı çok komik geliyor. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, milletvekillerini gazi sayan ama şehidinin ailesine sahip çıkmayan bir devlet söz konusu. Bugün şehit ailelerinin büyük bir bölümü zorluklarla geçiniyor ve hiçbirisi haklarını sokaklara çıkıp talep etmiyor, bunu yapmaya utanıyorlar. Umarım birileri de onları bu duruma düşürdüğü için biraz olsun utanıyordur! Geçen yıl tüm Şehit Aileleri Derneklerinin başkanları Tayyip Erdoğan'dan tüm bu sorunlarının çözümünü talep ettiler. Sayın Erdoğan Mehmet Akif'in bol şehitli mısralarını okurken hiç mi hatırlamıyor, o talepleri?!

Vurulduk Ey Halkım Unutma Bizi..

umumcu2401h Ne acıdır halkım adına, bir aydınının dört dizesinin ikisinde "Vurulduk ey halkım unutma bizi.." demesi.. Ne acıdır halkın için halkına rağmen bir şeylerin savaşını vermek, unutulacağını bile bile.. Unutulacaksın ey Uğur Mumcu, unutulacaksın niceleri gibi..

Bu toprakların karanlığında, elindeki titrek bir mumun aydınlığında ve birilerinin namlusunun ucunda yürümek ne korkunç şey. Elindeki titrek mum oluk oluk akan kanınla söndüğü vakit, o muma ateş verecek aydınlık gençlerin ardından gelmemesi ne acı şey ey Uğur Mumcu..

Bu topraklarda aydınlar her zaman yalnız kaldılar. Aydınımın ardında üç beş yiğit yürekten başka kimse olmadı. Bugün de aydınlarımın ardı boş, aydınlarım namluların ucunda tek başında veriyor savaşını.. Bu ne yiğitliktir, bu ne vatan sevgisidir ey aydınım..

Değer mi ey Uğur Mumcu, değer mi ey Necip Hocam? Eşin kanının aktığı topraklarda kalmak istemiyor ey Necip Hocam, gitmek istiyor aydınlık bir gelecek kurmaya çalıştığın şu çorak Anadolu toprağından.. Ey halkım, hiç mi dokunmuyor bir aydınının eşine sahip çıkamamak? Hiç mi acımıyor canın! 

Değmez ey Uğur Mumcu, değmez ey Necip Hablemitoğlu, değmez ey Bahriye Üçok, değmez ey Ahmet Taner Kışlalı, değmez ey Muammer Aksoy, değmez ey Gafar Okkan, değmez ey Yücel Özbilgin..

Kapatma Davası ve İki İsim

 AKP'nin ikici döneminde somut hiçbir icraata imza atamaması ve sadece polemiklerle gündeme gelmesi halkın AKP'ye olan bakışını büyük ölçüde değiştirdi. En azından çevremde AKP'ye destek veren insanlar değişiyorlar ve eski partilerine yavaş yavaş çark ediyorlardı. AKP aleyhine olan bu baş aşağı grafik hızla ilerlerken bunca zaman olmayan ne olduysa oldu ve AKP'ye kapatma davası açıldı. AKP'nin Cumhuriyetin ve Mustafa Kemal Atatürk'ün değerleriyle barıştığına kurulduğu günden bugüne hiç inanmadım, bugün de inanmıyorum. Bu noktada açılan davayı ve Cumhuriyet savcılarını kutluyorum. Ancak zamanlama oldukça geç ve yanlış. AKP dün ne yaptıysa, bugün de aynılarını yapmaya devam ediyor. Sayın Abdurrahman Yalçınkaya neden bunca zaman bekledi, anlamadım?

erkan_mumcuYerel seçimler ve patlaması beklenen ekonomik kriz öncesi AKP'nin eline büyük bir koz verildiğine inanıyorum. Kimse bunu yazmıyor, söylemiyor ama bu böyle. Açılan davanın sonucu ne olursa olsun AKP bundan yararlanmasını bilecek. AKP olası ekonomik krizi çok rahat birşekilde bu dava üzerine atabilir ve seçimlerde aradığı malzemeyi de bu dava ile bulmuş olur. Bu noktada başlıktaki iki isimden birisi Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu. Olayı benim gibi değerlendiren ender siyasilerden. Kendisi AKP hakkında açılan kapatma davasını, "Dava, son zamanlarda zor soluk alan AKP'nin oksijen çadırına alınmasıdır" diyerek en iyi şekilde değerlendirdi.

abdullatif_senerDiğer isim ise AKP'nin Che'si olarak görülen Abdüllatif Şener. Sayın Şener ne kadar da ince eleyip sık dokuyor farkında mısınız, bilmem? Kapatma davasında hiçbir şekilde adı geçmiyor ve buna karşın AKP'nin tabanında oldukça sempatik bulunan bir isim. Ayrıca diğer çevreler tarafından da oldukça kolay kabul görecek bir geçmişe ve vizyona sahip. Abdüllatif Şener, ilerleyen zamanda AKP'nin tabanını arkasına alabilir.. İddia değil, sadece olası bir tahmin.. Tahminim tutar mı, kesin birşey söyleyemem ama eğer tutarsa politika denen oyunda asıl kazanan Abdülatif Şener olacaktır. Politika da sanırım biraz bu, ince eleyip sık dokumak ve geleceği kurmak..

Haber Aşırmak..

Hürriyet'in internet yayınlarında yakın zamanda bir uygulama başladı. Hürriyet, özel haberlerinin diğer yayınlarda yer bulmasından şikayetçi olmasıdan olsagerek haberlerin altına "Dikkat! Haberin izinsiz kullanılması halinde yasal işlem yapılacaktır." ibaresi yerleştiriyor artık.

Küçük bir detay olsa da önemli, artık Türkiye'de telif haklarına önem verildiğinin bir göstergesi bu. Yeni yeni başlayan bu uygulama blog yazarlarını zamanla sıkabilir, çünkü yakında muhabirlerinin fotoğraflarını da paylaşmak istemeyecek gazeteler olabilir. Bu noktada görsel içerik bulma sorunu yaşanacak gibi görünüyor. Belki bu sorun Türkiye'de de tam profesyonel haber-yorum bloglarının doğmasına sebep olabilir. Kendi muhabiri, kendi yayın ekibi olan, ulusal ve uluslararası ajanslara abone bir blog yazarımız olsa, fena mı olur? Umarım ilk ben olmam..

16 Mart 2008, Gece 02:09..

3 Tüm gün, odamda tek başıma geçti, sıkıldım haliyle.. Çay demledim, sigaramı yaktım ve içimden birşeyler yazmak geldi.. Son günlere ve yaptıklarıma dair:

Üniversitede yeni bir topluluk kurmaya karar verdik. Adını daha önce de bahsettiğim Siyaset Bilimi hocam koydu "Politik ve Stratejik Araştırmalar Topluluğu". Kısa adı da POSAT olur diye düşündük. Tabii bende bir heyecan, bir heycan.. Sormayın, gitsin. Aklıma lise yıllarım geldi, Pozitif Düşünce Grubu geldi; seminerler, münazaralar, geziler..

Topluluk kurmak pek kolay değil-miş. Tüzük, amblem ve daha pek çok prosedür. İlk tüzüğümü Pozitif Düşünce Grubu için oturup kendim yazmıştım, geçen gece ikincisini de POSAT için kaleme aldım. Amblem ise, biraz daha fazla yordu beni. Üç dört saatimi aldı ve hala üzerinde çalışmayı düşünüyorum. Buna rağmen sağ üste ekliyorum ki yorumlarınızı alabileyim. Bu noktada lütfen eleştirilerinizi esirgemeyin.

Dersler ise hala bir kenarda beni bekliyor! Muhasebeyi anladık da ey Uludağ Üniversitesi; ne diye Türev, İntegral gösterirsin yurdum Uluslararası İlişkiler öğrencisine. Gördükçe midem kasılıyor, sinirlerim bozuluyor!

Karar aldım, üniversitede bazı hocalarımı boykot edeceğim. Bazı profesörler bile kitaptan birebir ders anlatıyor! Kendime olan saygım için o derslerde artık ben yokum..Eminim çok üzülecek hocalarım

Hayat felsefeme bir söz daha ekledim, daha doğrusu bir amaç daha: Hayatta insanların senden beklemediklerini yap! Evet, artık insanların beklediklerinin çok daha fazlasını yapacağım! Size de öneririm; mesela bir ilköğretim öğrencisiyseniz sizden beklemediğim birşey yapın, gidin Nietzsche okuyup anlayın! Bu dünyada farklı ve özel olmadıktan sonda sıkılıyor insan..

Pazar Kahvaltısında Gazete Okumak..

azetekahvaltı Oldum olası yemek yemek önemli bir iş olmuştur benim için. Sorarlar ya "Yaşamak için mi yersin, yemek için mi yaşarsın?" diye.. Ben yemek için yaşayanlar arasındayım. Yemek ve damak tadı çok önemli, şu dünyaya gelmiş giderken güzel birşeyler tıkıştırmalı insan ağzına..

Annem sağolsun evde hiçbir zaman kahvaltılar atlanmadı ve hatta hayatımın en önemli öğünü oldu kahvaltılar. Ama hiçbir zaman gazete olmazdı kahvaltı masamızda, evin ritüeli kahvaltı sonrası hala çay içilmeye devam edilirken babamın oturma odasında uzanıp günün gazetesini okumasıydı. Böyle bir düzende yetiştiğimden midir, bilmiyorum: kahvaltı masasında gazete gördüğümde şaşırıyorum. İki noktada da saygısızca karşılıyorum; birincisi gazeteyi yaratan muhabir ve yazarlar, ikincisi o sofrada sunulan güzellikler adına..

Kahvaltı sofrasında gazete okunması komik ve anlamsız. Karşımda dumanı tüten bir sucuklu yumurta dururken Hürriyet'in manşetinde olsam bile elimi gazeteye uzatacağımı sanmıyorum. Ayrıca gazete okumak da ciddi bir iş olarak algılanmalı artık yurdumda. Elde kalem ve makas tutarak okunmalı gazete, önemli haberlerin altları çizilmeli, gerekli bölümler kesilmeli ve dosyalanmalı.. Uzun lafın kısası ne kahvaltıya meze yapılmalı gazete, ne de gazeteye meze yapılmalı kahvaltı..

Ayrıca Not: Yazıda Hurriyet demişken, AKP'nin kapatılma davası gündemde bu kadar kaynarken acaba nedendir Hurriyet yazarlarının bu suskunluğu? Gündemde böylesine bir malzeme varken Bekir Coşkun'un "Arılar", Tufan Türenç'in "Yoksul Bir Gencin Başarı Öyküsü", Mehmet Y. Yılmaz'ın "Dünya Barışı İçin Karikatür" başlıklı yazıları ne kadar gazetecilik oluyor?

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.