| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

Yazılar arşiv 04.2008 Other entries in 2008-04 resimler , videolar

İşimiz Gücümüz: 1 Mayıs

1 Mayıs Daha Nisan'ı bitirmeden Mayıs'ın yankılarını duymaya başladık. Hükümetle sendikalar arasında Taksim savaşı başladı. Yaşananlara gülsem mi ağlasam mı karar veremedim. Bu ülkenin tartışacak, zamanını ayıracak daha önemli işleri olmalı. Yaşananlara bir anlam vermekte zorladım işin açıkçası..

Her iki tarafında yerine koydum kendimi.. Sendikalar Taksim'de diretiyorlar çünkü Kanlı 1 Mayıs'ta öldürülen arkadaşlarını anmak istiyorlar. Bunun için de geri adım atmaya yanaşmıyorlar. Hükümet cepesinde ise nedenini anlamadığım bir inat var. Ortaya sebepler koyamadan, yok efendim Taksim olmaz diyorlar. Bu noktada İstanbul Valisinden ortaya sebepler sunmasını bekliyorum. Aksi halde haksız konumuna düşecekler kendileri..

Ayrıca 1 Mayıs üzerindeki bu baskıyı da anlamakta güçlük çekiyorum. Bilmem hatırlar mısınız, bir zamanlar bu topraklarda Kürtçe şarkılar yasaklanmıştı ama mahalle aralarında bol bol duyardık Kürtçe ezgileri. Ardından yasak kalktı ve beklenenin tam aksine duymaz olduk, azaldı o Kürtçe ezgiler. Bugün 1 Mayıs'ın Taksim'de olması da böyle birşey, birileri insanları zorla Taksim'e yürütüyorlar. Vali Muammer Güler, dağıtırız hepsini diyor; bilmem farkında mı dağıtacağı insanlar düşman askeri değil: bizim insanımız! Yaşanacak her olayda, akabilecek her damla kanda süreci yönetemeyen malum isimler de sorumludurlar. Bir gün öncesinden not edelim!

Ultra "Azgın Teke" Hüseyin Üzmez!

Hüseyin Üzmez Yaşı ellileri aşmış bir erkeğin, kendisinden yirmi hadi olmadı otuz yaş genç insanlarla ilişki kurması kültürümüze açıkçası pek de yabancı değil. Selahattin Duman, bu tipteki erkeklere "azgın teke" yakıştırması yapmış ve bu yakıştırma oldukça tutmuştu. Benim şahsi olarak azgın tekelerle bir sorunum yok, sonuçta hukuksal olarak yaptıkları işlem bir suç unsuru içermiyor ve ilişki her iki "reşit" insanın rızasıyla oluyor. Etik olarak kabul etmeyebilirim ama bunu da "Ya şunların yaptıklarına bakın.." diyerek bu satırlara taşımaya gerek duymam.

Hüseyin Üzmez'in de kendisinden elli yaş küçük, genç bir kızla evlenmesi bu noktada olağan karşılanabilir. Sonuçta "azgın teke"lik toplumumuzca, maalesef, kabul görmüş bir kavram. Yalnız işin ölçüsünü kaçıran ve daha reşit bile olmayan bir kızla ilişki yaşan aynı ismi de tenkit etmeden edemiyorum. Hüseyin Üzmez'in "azgın teke"liğine belki tölerans gösterebilirim ama "ultra azgın teke"lik biraz fazla.. Böyle birşey ne insanlığa ne hukuka ne de kendisinin o çok çok sevdiği şeriata sığar! Kedisine de yazık etti, bağlı olduğu camiaya da..

Hüseyin Üzmez'le birlikte Emine Şenlikoğlu gibi isimler laik cumhuriyet sistemini "fahişe üretmek"le suçluyorlardı, bakalım şimdi kendi yedikleri haltı da laik cumhuriyete mi bağlayacaklar? Bağlamazlar demeyin, daha bugün Vakit yazarı Hasan Karakaya işi Ergenekon'a bağladı bile  Artık kurtarılması gerken bir kurum daha var, İslam'ı da kirli ellerden kurtarmalı!

Tansu Çiller Siyasete Geri Mi Dönüyor?

Tansu Çiller Doğru Yol Partisi'nin 3 Kasım seçimlerinde aldığı "kıl payı" yenilgi ardından parti genel başkanlığını Mehmet Ağar'a teslim eden Tansu Çiller politik hayata tekrar dönme sinyalleri veriyor. Mehmet Ağar'ın ardından parti genel başlanlık koltuğuna oturan ve Tansu Çiller'e yakınlığıyla bilinen Süleyman Soylu'nun koltuğu önümüzdeki süreçte Tansu Çiller'e bırakması bekleniyor.

Tüm bunlar gösteriyor ki Türk politik hayatında önümüzdeki süreçte merkez sağ kuvvetlenecek ve bu da merkez dışı partilerden oldukça oy çalacak. Tansu Çiller'li güçlü bir Demokrat Parti özellikle iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin oylarını hırpalar. Mecliste bir DP olması aynen MHP'nin yaptığı gibi AKP'nin manevra alanını kısıtlar. Devlet Bahçeli örneğinde olduğu gibi faydacı politikalar izlenirse halka da seçecek alternatifler sunulmuş olacaktır.

Tansu Çiller'in icraatları noktasında pek bilgi sahibi değilim, buna karşın kendisinin rejimle kavgalı birisi olmadığını düşünüyorum. Türkiye'nin bölünmez bütünlüğüne de laik yapısına da kuvvet katacak bir lider olacaktır kendisi. Nitekim PKK terörü karşısında en büyük atılımları yapan ve şehit ailelerine en fazla destek sağlayan başbakan olma özelliğini taşıyor Tansu Çiller. Zaman ne gösterir bilinmez ama ben Tansu Çiller'in aktif politika içerisinde Türkiye'ye yararlı olabileceğine inanıyorum. Bekliyelim, görelim..

Devlet Geleneği ve Ermenistan'da Bayrağımızın Çiğnemesi

Ermenistan Bayrak Dünya üzerinde kurulu yüzün üzerinde devlet ve her devletin kendince gelenekleri mevcut. Türkiye Cumhuriyeti Devleti de kendisine has geleneğini oluşturabilmiş devletlerden bir tanesi. İmparatorluktan gelen ve Cumhuriyet'le modernleşen pek çok geleneğimiz mevcut.

Bu noktada son günlerde Ermenistan'da yaşanan bayrak yakma ve çiğneme vakasını değerlendirmek istiyorum. Ermeniler yine bilindik soykırım iddialarıyla tüm dünyada etkinlikler düzenlediler ve bu etkinlikler sırasında ellerine geçirdikleri Türk bayraklarını yaktılar, parçaladılar ve hatta çiğneyip üzerilerinden geçtiler. Biz bu manzaraları Anadolu toprağında hiçbir zaman yaşamadık, biz dost olsun düşman olsun hiçbir devletin bayrağını ayağımızın altına almadık, çiğnemedik. Daha geçen aylarda, Genelkurmay Başkanımız başka bir devletin bayrağı işli bir kutlama pastasını kesmeyi nezaketle reddetti. Bayrağa saygı bizim geleneklerimizde olan birşey, bu noktada her yurttaşımız geldiği gelenekten dolayı kendisiyle gurur duymalı..

Bize milli eğitim sistemi içerisinde bunu öğrettiler; kimin olursa olsun bir bayrağa asla basılmaması gerektiğini, bayrağın kutsal olduğunu öğrendik. Keşke bayrağımızı çiğneyen o insanlar da böylesine yüce bir değeri kavrayabilmiş olsalardı?!

Nihat Genç'ten SKY TÜRK'e Veda..

Nihat Genç Az önce Nihat Genç'in Sedar Akinan'la hazırladıkları "Ne Var Ne Yok" adlı programın sonlandırıldığını duydum. SKY Türk, Yalçın Küçük'lü Kalemler ve Kılıçlar'dan sonra şimdi de Nihat Genç'li Ne Var Ne Yok'u ekranlarından aldı. Bu noktada SKY Türk'ü yargılamak pek doğru olmayacaktır, tüm bu yaşananlar eziliyoruz naraları atan iktidarın Cumhuriyetçi sermaye sahiplerini ezme ve yıldırma politikasıdır! Yalçın Küçük de Nihat Genç de aynı doğrultuda yorumlar yapmışlardır: Her ikisi de bağlı bulundukları yayın grubunun hükümet tarafından maddi baskı altına alındığını, bu baskıdan yayın grubunu kurtarmak için yayından çekildiklerini açıklamışlarıdır! Yapılanlar bir devrimdir, bu devrime sessiz devrim diyen sağırlar ve körler artık tarafını seçmelidirler! Yaşananları anlamamak için ya işbirlikçi ya da salak olunmalıdır, üçüncü bir seçenek yoktur. Prof. Yalçın Küçük'ün söylediği gibi bugün Türkiye'de yaşananlar bir iç savaştır! Bu savaşın tarafı olmamak bu vatana, bu toprakların insanına ihanettir!

Bu savaşta ne yapılması gerektiği bellidir: Gerici eğitim kurumlarının karşılarına Atatürk'ın devrimlerinin ışığıyla aydınlanan eğitim kurumları, dersaneler dikmek gerekmektedir! Üniversitelerde yurtlar açmak ve yurdum insanını tarikat everinden kurtarak insanıma bilimin aydınlık ışığında bir yaşam sunulmalıdır! Yeşil sermayenin karşısına allı kırmızılı milli bir sermaye var etmek, doğru düzgün bir medya kurmak gerekmektedir. Evet, çok geç kalınmıştır ama biz düşman boğazımıza dayandığı vakit Kurtuluş Savaşı vermeyi akıl edebilen bir milletiz. Şimdi de geç idark ettik ama geçmişe bakınca sonumuz hayırlı olur diyebiliyorum..

Beşiktaş'ta Bir Tayyare Fabrikası

Nuri Demira "Beşiktaş'ta Bir Tayyare Fabrikası" yakın geçmişimizin önemli isimlerinden Nuri Demirağ'ı ve özellikle havacılık çalışmalarını konu alan bir belgesel. Belgesel yakında vizyona girecek ve umarım kitlelere istenildiğinde neler yapılabileceğini gösterecek..

Nuri Demirağ şu "Biz de bir zamanlar uçak üretiyormuşuz.." söyleminin gerçek kahramanı. O uçakları üreten isim işte, Nuri Demirağ! O günden bugüne unutulmaya yüz tutumuş bir iş adamı, üretim adamı Nuri Demirağ. Kendisinin yaptıkları sadece uçak üretmekle de sınırlı kalmadı, çok geniş bir çerçeve dahilinde pek çok ilke de izma attı kendisi: İlk muhalefet partisini kurdu, Ankara'nın doğusuna ilk demiryolunu yaptı, ilk yerli paraşütü ve ilk yerli sigara kağıdını üretti, ilk şehir ve köy planlarını hazırladı Nuri Demirağ. Bunlarla da sınırlı kalmadı ve yurdum kalkınma hareketine uçak fabrikasının yanında şu hizmetleri oldu: Bursa'da Merinos, Karabük'te demir-çelik, İzmit'te selüloz ve Sivas'ta çimento fabrikalarını kurdu.

Nuri Demirağ gibi bir ismi tanımak ve onu örnek almak sanırım her Cumhuriyet gencinin görevidir. Bu noktada en azından www.nuridemirag.com bağlantısına bir göz atmanızı öneririm. Bugün her zamandan çok daha fazla ihtiyacımız var Nuri Demirağ gibi özgüveni yüksek insalara. Kendimizi aşağılık saymaktan, biz birşey yapamayız inancından sıyrılmanın zamanıdır. Kendisi 1942 yılında şunları söylüyor: "Bizim çocuklardan, gelişigüzel birini çağırıp: 'Dünyanın en iyi tayyaresini yapar mısın?' diye sorunuz. Size, mümkün değil 'yapamam' cevabını vermez. Çünkü 'yapamam demek, benliğimden, varlığımdan vazgeçtim. Aczimi zaafımı kabul ettim.' demektir. Halbuki Türk aciz değildir ki aczi kabul etsin." Bugün acıdır ama aciz olduğunu kabul edenler var, işte biz onlardan değiliz. Hedefimiz dünyanın en iyi uçaklarını yapmak; en yüksek binalarını, en uzun köprülerini inşa etmektir. Bu hedefler aracılığıyla Anadolu halkını medeniyetin zirvesine taşımaktır..  Benim hayat misyonumun bir parçasıdır Nuri Demirağ..

Patlamış Mısır, Nasıl Patlar?

Geçen hafta Emre dostumla msn'de bloglar ve blog yazarları üzerine yazışırken kendisinin çok güzel bir projesini öğrendim. Hedefim Bilgi başlığında bir blog oluşturmuş Emre, blogunda insanların bilgiye kolaylıkla ulaşmalarını amaç edinmiş. Aklımıza takılan, merak ettiğimiz ama aslında pek de üzerinde durmadığımız sorulara cevaplar bulmuş Emre..

Blogunda oldukça farklı sorular ve cevapları sıralanıyor şu an: "Elma kesilince neden kararır?", "Diyet kola suda neden yüzer?", "Bira içenler neden tuvalete sık sık giderler?" gibi.. Siz de bir an olsun düşünmüşseniz bu tür soruları, Hedefim Bilgi Blog'a bir bakın derim: www.hedefimbilgi.com

Ispatra'daki Uçak Kazasıyla İlgili Korkunç İddia

Uçak Kazası Isparta'da yaşanan, Prof. Dr. Engin Arık ve beş fizikçi arkadaşının da aralarında bulunduğu pek çok vatandaşımızı kaybettiğimiz kazayla ilgili olarak korkunç bir idda ortaya atıldı. NTV'ye konuşan Türkiye Fizik Derneği Başkanı Prof. Dr. Baki Akkuş, kazanın son derece şüpheli olduğunu belirterek şu açıklamada bulundu: "Rahmnetli Engin ARIK; Türkiye'de bir hızlandırıcı merkezi kurmaya çalışıyordu, sonra bu üzücü uçak kazası yaşandı ve 6 bilimcimizi şehit veredik. Bu insanlar çok önemliydi. Önümüzdeli birkaç ay içinde, Ankara'da bu merkezin temeli atılacak. Merkez, Avrupa'daki CERN'in yavrusu olacak. Bu konuda çok ciddi engellemelerle karşılaştık ve mücadele verdik. Bu engellemeler sonucunda da uçak kazası meydana geldi. Biz engellemelerle ilgili dosyayı Cumhurbaşkanına verdik. Büyüklerimiz gerekeni yapacaktır. Bu çok ciddi bir konu ve daha fazlasını açılayamam.."

İddialar gerçekten korkunç. İnsan inanmak istemiyor ama inanmamak da pek elde değil. Sonuçta birilerini engellemek amacıyla uçakların düşürülmesi çok da yabancı olduğumuz bir durum değil. Nitekim değerli vatansever Orgeneral Eşref Bitlis'i de hava şartlarının uygun olduğu bir gecede uçağının motlarlarının donması sonucu kaybetmiştik?! Bilmem farkında mısınız ama bu ülkeye ciddi anlamda hizmet vermeye çalışan insanlarımızı birer ikişer faili meçhul bir biçimde kaybediyoruz. Eşref Bitlis, ASELSAN'da çalışan genç mühendislerimiz ve şimdi de bu hocalarımız.. Üzülmemek elde değil..

Kaza Tespit Tutanağı

Trafik Kazası 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği çerçevesinde maddi hasarlı kazalara karışan araç sürücüleri artık kendi tutanaklarını hazırlayabilecekler. Uygulama teorik olarak kısaca böyle, insanlar yaşanan kazaları trafik polislerini aracı kılmadan tutanaklara geçirecek ve en kısa zamanda söz konusu tutanağı gerekli mercilere ulaştıracaklar.

Bu noktada yurdum trafiği büyük komedilere ve daha da önemlisi büyük kavgalara gebe.. Trafik polisinin önünde bile hiç çekinmeden yumruklaşan yurdum sürücüsü, polisler olmadan neler neler yapar düşünmek bile istemiyorum. Ayrıca, Kaza Tespit Tutanağı denildiği vakit aklıma bir anektod geliyor: Yurdum trafiğinde içip içip güzelleşmiş iki alkollü sürücü birbirlerine çarptıkları vakit, bir güzel arabalarının kapılarını açarlar ve hep bir ağızdan her sarhoş gibi haykırırlar: Biz sarhoş değiliz! Bu durumda kaza tespit tutanağının ne gibi geçerliliği kalabilir?

Uygulama 1 Nisan 2008 tarihinden bugüne uygulamada ve ben sadece internet yayınlarında iki kez tespit tutanağından çıkan kavga gördüm. Bu noktada da işin açıkçası kaygılıyım. Umarım yurdum insanı bu işi güzellikle halledebilir.

Not: Kaza tespit tutanağını .pdf formatında bilgisayarınıza indirmek veya nasıl birşey olduğunu görmek için tıklayın.

Türkçe Blog Kitabı: Türkçe Bloglamak!

Kita Hazırladığım blog kitabı hakkında arkadaşlardan merak dolu mesajlar gelince, kitabın oluşum aşamalarını sizlerle paylaşmaya karar verdim. Hala büyük bir istek ve inançla çalışıyorum. Birçok bölümü tamamladım ama hala yolun başında sayılırım. Öncelikle konu başlıklarını belirledim; Blog Nedir Ne Değildir, Dünya'da Blog Yazarlığı ve Gelişimi, Türkiye'de Bog Yazarlığı ve Gelişimi, Blog Türleri ve Özellikleri, Haber-Yorum Blogları ve Özgür Medya, Türkiye'de Sosyal Blog Ortamları, Blog Yazarlığı ve Maddi Kazançları, Nasıl Bloglamalı? ve Blog Yazarlarıyla Söyleşiler kitabın dikkat çeken başlıkları..

Daha önce de belirttiğim gibi, kitabı ücretsiz yayınlayacağım için maddi olanaklarım da olukça kısıtlı. Özellikle "Dünya'da Blog Yazarlığı ve Gelişimi" noktasında Türkçe kaynak sıkıntısından dolayı çeviri metinlere ihtiyaç duyuyorum. Çevirileri de Anadolu Lisesi'nden kalma İngilizce'mle  yapmak durumundayım, bu da işin açıkçası çok zaman alabiliyor. Bu noktada kaynak iletilerinizi bekliyorum, okan_yuksel@yahoo.com adresini kullanabilirsiniz bu noktada.

Blog Yazarlarıyla Söyleşiler bölümünde ise Türkiye'nin önde gelen blog yazarlarıyla röportajlarım olacak. Şu an Hüseyin Korkmaz (Hussoloji), Eda Suner, Gaykedi, Vepa, LeoTheMaster ve Mert Ulaş ile iletişim halindeyim. Bu noktada daha pek çok blog yazarıyla bloglar hakkında yaptığım söyleşileri yayınlayacağım.

İlerleyen zamanda gelişmeler oldukça sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Kitabın adı noktasında ise hala tam bir karar verebilmiş değilim, ben "Türkçe Bloglamak!" olabilir diye düşündüm ama bu noktada da tekliflerinizi bekliyorum. Saygı ve sevgiler..

 
Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.