| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

Yazılar arşiv 07.2008 Other entries in 2008-07 resimler , videolar

Televidyon: 21. Yüzyılın Televizyonu

Televidyo OdaTV.com yayın hayatına başladığı ilk günlerde Türkiye'de görsel internet haberciliğinin başladığını ve bundan duyduğum memnuniyeti yine bu satırlarda belirtmiştim. Gelinen süreçte iş sadece internetten görsel habercilik yapmakla kalmadı ve internetten yayın yapan televizyonlar kurulmaya başladı. İşte bunlardan bir tanesi Televidyon. Şu an için teknoloji ve bilişim ağırlıklı dört programla yayın hayatını sürdürüyor ama yakın zamanda yeni programlarla da karşımıza çıkacağına dair haberler alıyorum. Bu noktada Televidyon'un kapılarının herkese açık olduğunu da untumadan söyleyeyim; kendinize güveniyorsanız ve İstanbul'da ikamet ediyorsanız bu imkanı mutlaka değerlendirmelisiniz.

Televidyon'un dışında bu tür bir projeyi koordine eden diğer bir isim de Gökçen Karan. Gökçen Bey, uzun zamadır bir internet televizyonunun alt yapısını kurmakla uğraşıyor. Sanırım kısa zamanda onun projesini de görme mutluluğunu yaşayacağız.

Sektörde yaşanan bu olaylar bana umut veriyor. Sık sık görüştüğüm blog yazarı dostlarımın da bu internet televizyonu işine girecek olmasından da ayrı bir mutluluk duyuyorum. Umarım yeni açılan bu yolda herkes amacına ulaşabilir..

Oray Eğin'e Bel Altı Atışlar..

Oray Eğin Akşam Gazetesi'ni elime alınca ilk olarak Serdar Akinan'ı okurdum. Gerçi son zamanlarda pek sık yazmadığı için ve malum sebeplerden artık okumuyorum, okuyamıyorum. Serdar Akinan'ın sonrasında ise Oray Eğin geliyordu sıralamada, şimdi ise Oray Eğin birinciliği almış gibi görünüyor.

Oray Eğin'i kitlelerin tanıması bir televizyon programı vesilesiyle oldu. "Şarkı Söylemek Lazım" adlı bir yarışma programında jüri üyeliği yapmış ve toplumun pek de sempatisini kazanamamıştı. Oysaki Oray Eğin, o programdakinden çok daha fazla bir kişilik. Özellikle, gazteciliği adam gibi yapma telaşında bir insan! İşte bu telaşı yüzünden, doğru düzgün gazetecilik yapma arzusu yüzünden bugün ateş altında Oray Eğin..

Türkiye'deki cemaatçi yapılanma ve AKP hakkında yazdığı yazılar birilerinin hoşuna gitmemiş olacak ki malum camia şimdi de Oray Eğin'i hedef seçmiş kendine. Hemen her gün, yazılı olsun görsel olsun her türlü medya organında Oray Eğin'i karalamaya çalışıyorlar. Oray Eğin'in tek suçu ise Türkiye'deki cemaatçi yapılanmayı ve AKP'nin hayıra vesile olmayan icraatlarini gözler önüne sermesi! O malum camianın demokrasi anlayışı işte bu kadar! Kendileri gibi düşünmeyen, kendileri gibi yazmayan bir kalem bulunca; 32 kısım tekmili birden saldırıyorlar.

"Okan Yüksel Yazıyor.." Blog Editörü'nde..

"Okan Yüksel Yazıyor.." bugün "Blog Editörü /Blog Mania" tarafından tanıtılmış ve yorumlanmış. Abbasİnan'ın yazdığı tanıtım yazısında (Ulaşmak için tıklayın.)  blogumun içeriği üzerine çok güzel yorumlar yapılmış. Açıkçası, okurken çok mutlu oldum. Bir yılı aşkın süredir verdiğim, doğru düzgün haber-gündem blogu yaratma savaşını kazanmak üzere olduğumu gördüm.

Böylesine değerlendirmeler okumak, insana güç veriyor; yazmak için güç topluyor insan.. Bu noktada Abbas İnan'a ve Blog Editörü ekibine en içten dileklerimle saygı ve sevgiler sunuyorum. Yaptıkları paylaşım için teşekkür ediyorum..

Kenan Evren, ABD'ye olan "bağımlılığımızı" anlatıyor..

Kenan Evren Ne kadar da habersiz mişiz dünyadan.. Oysa bizler ilkokul kitaplarında yazılanlardan ibaret sanıyorduk tüm dünyayı.. O kitaplarda yazan herşeyin kayıtsız, şarsız doğru olduğunu düşünüyorduk. Oysa daha biz o satırları okurken yalanlanmaya başlamış o kitaplarda yazılanlar..

Yıl 1995.. Kenan Evren TGRT ekranlarında halka şunları söylüyor, kitaplarımızda yazan tam bağımsızlığın aksine yurdum insanının ABD'ye olan bağımlılığını anlatıyor: "ABD'nin bazı girişimleri oluyor. İstekleri oluyor, bunları kabul ettikten sonra arkası geliyor. Parmağınızı veriyorsunuz kolunuzu kaptırıyorsunuz. (...) Çünkü ABD'ye çok bağımlı bir hale gelmişiz. Hem ekonomik olarak, hem de siyasi olarak."

Aradan 13 yıl geçti, acaba biz mi ilerleme kaydettik, yoksa ABD mi? Geçen 13 yılda nispeten daha özgür olabildik mi? Yoksa..

Süleyman Demirel'den Dış Borç Yorumu..

Süleyman Demirel Yıl 1991, Türkiye'de konuşlanmış olan "Çekiç Güç" ile ilgili ateşli tartışmalar yaşanıyor her politik ortamda. Dönemin başbakanı Süleyman Demirel, Çekiç Güç'ün Türkiye'den neden çıkartıl(a)madığını, Batı'yı neden karşımıza alamadığımızı kamuoyuna açıklamak durumunda kalıyor. Açıklamaları Milliyet Gazetesi'nin 9.12.1991 tarihli sayısına şöyle yansıyor: "Batı'yı, bilhassa ABD'yi yanımızdan fazla uzaklaştırmamamız gerekir. Bizim Batı'yle çok işimiz var. Batı'ya teslim olmamalıyız, ama işimizi de sürdürmeliyiz. Benim Batı'ya 50 milyar dolar borcum var. Ya "Öde!" diye üzerimize gelirse? O zaman ne yaparım?"

Bugün, yıl 2008.. Aradan 17 yıl geçmesine rağmen biz hala Batı'nın "Öde!" korkularıyla dış politikamıza yön veriyoruz. İşin daha da acı tarafı, zamanla bağımsızlığımızı daha fazla yitirmişiz. Özellikle 2000'li yıllarda Türkiye'yi tam anlamda Batı'ya bağımlı kılmışız. Sayın Demirel 50 milyar borcumuz için Batı'ya muhtaç olduğumuzu düşünmüş o yıllarda.. Acaba bugün itibariyle toplam dış borcumuzun 250 milyar doları aşması hakkında ne düşünüyor? Eminim, kaygılı ve üzgündür..

Türkiye'nin içinde bulunduğu durum içler acısı bir hal aldı. İşin daha acısı dünyadaki politik konjonktür de pek bizim lehimize değil. Kuzey Irak'ta yaşananlar, Türkiye'nin toprak bütünlüğünün zedelenmesine sebep olabilir. Çünkü artık diğer devletlerin ciddiye alacağı, en azından eskisi kadar ciddiye alacağı kırmızı çizgilerimiz yok. El birliğiyle sildi birileri bu çizgilerimizi! Artık ekonomimiz öylesine bağımlı ki, elimizdeki hiçbir kartın değeri de kalmadı. Bir çıkış yolu bulmalı, tam bağımsızlığı amaçlayan bir çıkış yolu..

İki Yeni Proje: "Sınırlar Arasında" ve "Kitap Okudum"

23 Temmuz 2008 itibariyle iki yeni projeye başladım. "Okan Yüksel Yazıyor.." blogumun yanı sıra bundan böyle "Sınırlar Arasında" ve "Kitap Okudum" adlı iki ayrı blogla da karşınızda olacağım.

"Sınırlar Arasında" tamamen akademik kaygılarla oluşturulacak bir blog. Gördüğüm uluslararası ilişkiler öğreniminin yansımalarını sunacağım. Dünya'da gelişen olaylara bakış açımı, uluslararası literatüre dayandırarak ve uzun uzadıya yazacağım. Bu noktada, pek tabii çok sık güncelleyemeyeceğim "Sınırlar Arasında"yı..

"Kitap Okudum" adlı blog ise, "Sınırlar Arasında"dan oldukça farklı bir yapıda olacak. Burada, daha öncesinde okuduğum kitapların önemli satırlarını paylaşacağım. Bilgisayarımda uzun süredir bulunan "Altı Çizilecek Satırlar" adlı klasörü bu blog aracılığıyla sizlere sunacağım. Böylece internetin bilgi denizine düşünceler serpiştirmenin yanı sıra değer verdiğim kitapları sizlere önerme ve tanıtma imkanını da yakalamış olacağım.

"Sınırlar Arasında"yı iki haftada ya da ayda bir güncellemeye çalışacağım. "Kitap Okudum"da ise bu süre çok daha kısa olacak, her hafta yeni bir kitapla karşınıza çıkacağım. Umarım her iki projede de başarıyı yakalarız, umarım başarı her zamanki gibi yakınım(ız)da olur..

Stratejik ve Ekonomik Olarak Ham Petrol ve Gaz Taşımacılığı

Boru Hattı Sanırım ilk olarak lisede sözü edilmeye başlandı Anadolunun stratejik konumundan. Hep beraber öğrendik Anadolu'nun ne kadar da önemli bir toprak olduğunu.. Fakat, nedense bu bilginin ayrıntılarına pek inilmedi, Anadolunun neden bu kadar önemli olduğu pek anlatılmadı. Sadece önemli olduğu söylendi ve geçildi..

Bugün gelinen noktada bir uluslararası ilişkiler öğrencisi olarak bu önemi çok daha iyi anlıyabiliyorum. Denizlere ulaşmak ve birilerinin denizlere ulaşmasına aracılık edebilmenin önemini fark edebiliyorum artık..  Bu noktada Türkiye'nin bir ulaştırma potansiyelinin olduğuna inanıyorum.. Doğu'nun yeni zenginliklerini, yani petrolünü ve doğal gazını Batı'ya sunabileceğimizi düşünüyorum. Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı'nı ve çok daha öncesinde inşa edilmiş olan Yumurtalık Boru Hattı'nı bu noktada çok ciddiye alıyorum.

Türkiye gelecek planlarında boru ile yapılan bu karlı taşımacılığa özellikle yer vermeli. Bu işin ekonomik getirileri, bizi petrol piyasasından oldukça nemalanır bir hale getirecektir. Ayrıca dünya petrolünde az da olsa söz sahibi olabilme olanaklarımız da bu yolla doğacaktır. Dünyamızın en stratejik maddesine, petrole yön vermek ilerleyen yıllarda Türkiye'nin elini güçlendirecektir. Bu noktada mevcut projelerin genişletilmesinin ve yeni projelerin temellerinin atılmasının gerektiğini düşünüyorum. Dilerim, Türkiye bu potansiyeli değerlendirir..

Ergenekon'da 7. Dalga..

Pazartesi günü Prof. Yalçın Küçük'ün konuk olduğu Teke Tek programında halka bir soru soruldu. Soru mealen şöyleydi: "Ergeneon soruşturmasının sulandırıldığını düşünüyor musunuz?" Soruya "evet" ya da "hayır" yazarak cevaplar verilmesi istendi. Binlerce insan evlerinden cep telefonları aracılığıyla ankete katıldılar ve programın sonunda anketin sonucu belirlendi. Türk halkının tamı tamına %93'ü soruşturmanın sulandırıldığına kanaat getirmişti.

Türk halkının sulandırıldığına böylesine inandığı, ciddi görmediği bir konuda artık yazma gereği duyuyorum. 8., 9. ve hatta 10. dalga da gelebilir; ciddiye alacağımı ve ne yazık ki bu davadan birşeyler çıkabileceğini sanmıyorum?!

Sinanoğlu'undan Küreselleşme Yorumu..

Futbol Topu Şu son zamanlarda ilgi ve alakamı yoğunlaştırdığım önemli isimler arasında Prof. Oktay Sinanoğlu var. Bir zamanlar sık sık sinanoglu.net'i ziyaret eder, yazılan söylenen ne varsa dikkatle incelerdim.. Bugünlerde de Oktay Sinanoğlu'nun kitaplarıyla haşırneşirim. Kitaplarda sizle paylaşmam gereken pek çok nokta var, artık bunları zaman içerisinde sizlere suncağım..

Bugün Oktay Sinanoğlu'ndan konuyu açmamın sebebi, kendisinin küreselleşme yorumu oldu. Yoruma katılır mısınız, katılmaz mısınız bilmiyorum ama benzetmeye eminim siz de hakkını vereceksinizdir: "Dünyada küreselleşip de herkesin kendi dilinden, dininden, kültüründen vazgeçtiği de tamamen yalandır. Kimsenin bu manada küreselleştiği yok. Çünkü çok küreselleşirsen, küre olursan, futbol topuna benzersin, gelen giden bir tane çakar, yuvarlanır gidersin.."

Sanırım Türkiye'nin son zamanlardan ziyade on yıllardır içinde bulunduğu sorunun kaynağı da bu. Biz küreselleşme adı altında bir takım ağbabalarının ayaklarına futbol topu ediliyoruz, ve Sayın Sinanoğlu'nun da dediği gibi gelen de giden de bir tane çakıyor.. Olan ise yurdum insanına oluyor..

Lost 5.Sezon İzlenimleri..

lost Dünyayı kasıp kavuran Lost çılgınlığı dizinin 5. sezonunda da süreceğe benziyor. Türk medyası pek görmese de dizinin 5. sezon bölümleri hakkında pek çok detay uluslararası medyaya servis ediliyor. Servis edilen bilgilere bakınca 5. sezonun da en azından önceki sezonlar kadar aksiyon ve görsellik dolu olacağını söyleyebilirim..

Öncelikle 5. sezonun genel içeriğini belirtmek gerekiyor. 5. sozunun ana konusu adadan kurtulan isimlerin neden adaya tekrar dönmek zorunda oldukları üzerine inşa ediliyor. Sanırım adaya dönüş ve tekrar adada yaşam için 6. sezonu bekleyeceğiz. 5. sezonun öne çıkan isimlerinin Charlotte ve Daniel olacağı sanılıyor.

Ayrıca çok şaşırtıcı bir şekilde hem kahraman doktorumuz Jack'in hem de Claire'in babası olduğunu öğrendiğimiz Christian Shephard bu bölümün en önemli isimlerinden birisi ve daha da öncemlisi neden bu kadar önemli olduğu bu sezonda açığa çıkacak. Claire demişken, şunu da belirteyim; Claire'ın 5. sezon içerisinde olmama durumu söz konusu. 6. sezonda kendisini göreceğiz.

Benim esas adamım John Lock'un ölümünün (Ki ben hala ölmemesi gerektiğine inanıyorum, nasıl ölür John Lock?!) ardındaki perde, onun adada "sıradaki lider" yapılması ile ilişkilendirilerek aralanacak. Lock'un neden öldüğü açığa kavuşacak.. 17 bölüm olması planlanan dizinin bu sezonunda da esrarengiz "Blacksmoke"a bir açıklık getirilmeyecek. 

Tüm bunlar servis edildiğine göre kısa zaman sonra Lost'un 5. sezonu piyasada olacaktır. Fazla ciddiye almadan çerez tadında izlemenizi öneriyor ve iyi seyirler diliyorum..

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.