Hata Yapmak ve Bilimsel Serüven Üzerine Deneme
Hayatta vazgeçemediğimiz şeylerden birisi hata yapmak, istesek de istemesek de zaman zaman hatalar yapıyoruz. Pek çoğumuz bu hatalarla değerlendiriyoruz kendimizi ya da diğer insanları. Hataları büyüdükçe, hata sahibini küçültüyoruz.. İşte bu sebepten dolayıdır ki bazen hata yapmamak için iş yapmaktan, üretmekten bile korkuyoruz.
Oysaki hata yapmak gereğinden fazla büyütülüyor. Ben hata yapmayı önemsemiyorum, hatalarımı da seviyorum. Çünkü en az doğrularım kadar hatalarımla da insanlığın o yüksek serüvenine katkılarım oluyor. Bilim çoğu zaman hatalarla kazanıyor. Bunu Yalçın Küçük, kendince özetliyor: "Ben bir görüşümün yanlış çıkmasından üzülürüm. Ama bilim kazanır. İyi olur."
Ayrıca çok üretmek, çok hataya da sebep oluyor. Bu sebepten bizim bir takım aydınlarımız üretmeden, eleştiriyorlar. Çünkü ürettikleri vakit, kendilerinin de hata yapacaklarını biliyorlar. Oysa ürten insanın hatası yararlıdır, gelişime açlan bir yoldur. Üreten insan hataları yüzünden eleştirilmelidir ama asla asılmamalıdır! Ürtim olan yerde hata kaçınılmazdır ve hata yapacağım diye üretmemek asıl ahmaklıktır! Balçiçek Palamir bunu bir mülakatında, sanırım Yeni Harman'dı, çok güzel kabullenmiş: "Üreten insan hata yapar, ben de yapıyorum."
Ayrıca hata yapmaktan korkmak, kendini fazla önemsemektir. Hata yaparak kendinden birşeyler vereceğini düşünmek kendini öncelikli görmektir. Oysa ben hiçbir zaman kendimi bu denli önemsemedim. Tartışmalarda bile kendi tarafımda değil doğrunun tarafında oldum. Kendi savımı doğru olduğu için değil doğruya ulaşma yolunda olduğu için savundum. Kendimi ve düşüncelerimi gereğinden fazla önemsemediğim için düşüncelerim yanlış çıkınca daha fazla mutlu oldum.
İşte günümüz gençliğinin sorunu da tam olarak bu. Tam yapılanamamış kişiliklerin içinden bir türlü çıkamıyorlar, hayata sadece kendi bedenlerinden bakıyorlar. Oysa ben daha yüz binlerce güzel insan bunların çok ötesinde. Hayata o bilimsel serüvenin bir parçası olarak bakıyoruz, o kutlu ve uzun serüvenin gözlerinden görüyoruz doğruları, yanlışları. Bu noktada zaten ben Okan Yüksel olmuyorum.. O serüvenin kendisi, o serüvenin ufak bir parçası oluyorum.. Bu noktadan sonra Okan Yüksel'in hata yapmasını da önemsemiyorum, çünkü ben Okan Yüksel olarak geçici, bu serüvenin bir parçası olarak ebediyim..












