| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

Yazılar arşiv 05.2009 Other entries in 2009-05 resimler , videolar

Şafak Sezer'li Chery Reklamı ve Bir İki Söz..

Chery Jee Bilmiyorum, siz de benim gibi misiniz: Ben reklamları baştan sonra izlemekten zevk alıyorum. Nedenini tam olarak bilmiyorum ama sanırım zamanında reklamcı olmak istememden kaynaklanıyor. Hal böyle olunca bundan böyle reklamlara dair de birşeyler yazmaya karar verdim..

Şu sıralar yazmaya değer gördüğüm reklamlardan bir tanesi Şafak Sezer'li Chery reklamı. Reklamı izler izlemez bir mantık hatası olduğunu düşündüm. Bir Jeep reklamı yapacaksınız ve reklam malzemeniz olan jeepin zarar görmemesi için onu fırçayla değil de tellallarla yıkayacaksınız.. Böyle bir mantık olabilir mi? Jeep dediğin dağda bayırda çamur içinde gitmek için üretilmiyor mu? Jeep'in temel özelliği zor şartlarda zorluklara karşı baş edebilmesi değil mi? Bu sebeple jeep reklamlarında jeepleri çamur içinde sunuluyor genellikle..

Bu noktada, ben Chery'nin nasıl bir imaj çizmeye çalıştığını anlamakta zorlandım. Bizden jeep alın ama sakın ola dağa bayıra çıkmayın yoksa jeepinizle orada kalırsınız mı demeye getiriyorlar? Ayrıca geçen gün Şafak Sezer'in Ali Atıf Bir'in Kanal Türk'teki reklamcılık programında bu "orijinal" senaryoya dair söylediklerini dinleyince aklıma Subaru'nun Kanada'daki Sumocularla çektiği benzer reklam geldi! Demek ki pek "orijinal" de değilmiş bu reklam!

Turgut Özakman ve Tiyatro

Turgut Özakman Turgut Özakman, Şu Çılgın Türkler adlı kitabıyla geniş kitlelerce tanınma imkanı buldu. Ben de milyonlarca insan gibi onu Şu Çılgın Türkler adlı kitabı vesilesiyle iyice tanımış oldum. Fakat onun hayatına ve eserlerine dair birşeyler okuyunca gördüm ki Turgut Özakman'ı bundan çok zaman önce tanımışım. Lisede iken arkadaşlarımız, Akman'ın "Bir Şehnaz Oyun" adlı oyununu sahnelemişlerdi. Sonrasında ise yine Akman'ın "Töre" adlı oyununu Adana Büyükşehir Belediyesi Sahnesi'nde izledim. Son olarak da Bursa Devlet Tiyatrosu'nda "Deli Bayramı" adlı oyununu gördüm.

Bir Şehnaz Oyun'u amatör arkadaşlarımız yaptığı ve yıllar öncesinde izlediğim için değerlendiremeyeceğim ama Töre ve Deli Bayramı üzerine söyleyecek birkeç sözüm var. Her ikisinden de beklediğim tadı alamadım. Özellikle, Deli Bayramı'nda kendimi gülmek için zorlasam da gülemedim. Bir yapmacıklık, bir basitlik hissettim. Bunda Bursa Devlet Tiyatrosu'nun da etkisi olabilir, belki oyuncular oyunu benimsememiş olabilirler. Tüm bunlara karşın oyunun gelişimi, içeriği de beni sıktı. Asıl delilerin kim olduğu bundan çok daha iyi anlatılabilirdi, örneğin Şahan Gökbakar'lı Doğa Rutkay'lı Gen filmi bunu çok iyi anlatmıştı.

Sözün özü, Özakman'ın kitlelere yıllar boyunca ulaşamamasının altında bu yetersiz tiyatro oyunları olabilir. Aksi halde Özakman'ı tanımamıza yazdığı bir iki romanı değil de yazdığı oyunları vesile olmaz mıydı?

Röportaj: Prof. Dr. Alaeddin Yalçınkaya ile Türk-Ermeni İlişkileri

Politik Akademi'de ulusal ve uluslararası gündeme ışık tutan akademik röportajlarla karşınızda oluyoruz. Gün geçtikçe daha da büyüyor, güçleniyoruz. Türkiye'nin dört bir yanındaki dostlarımız röportajlarını yapmaya başladılar. Aramıza yeni katılan Mehmet Fatih Öztarsu arkadaşımız da Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alaeddin Yalçınkaya ile bir söyleşi gerçekleştirdi. Türk-Ermeni İlişkileri ve Azerbaycan başlıklı söyleşi hala gündemimizi oluşturan Türk-Ermeni ilişkilerini akademik bir perspektiften inceliyor bugüne ve yarınlara dair saptamalarda bulunuyor. Konuyla ilgilenen arkadaşlarımızın bu güzel söyleşiyi okumlarını öneriyor ve emeği geçen Mehmet Fatih Öztarsu arkadaşımıza ve Prof. Dr. Alaeddin Yalçınkaya hocamıza teşekkür ediyorum. "Prof. Dr. Alaeddin Yalçınkaya ile Türk-Ermeni İlişkileri ve Arzerbaycan" konulu söyleşiye ulaşmak için tıklayınız.

Neden Yazıyorum?

Yazmak Blog yaz(a)madığım bunca zamanda en fazla eleştiri yazmak istedim. Sanırım beni yazmaya teşvik eden en güçlü kaynak eleştirme isteği. Karşılaştığım onca aksaklığı, eksikliği ve basitliği bu satırlarda eleştiremeyince inanın bunaldım. Hal böyle olunca blogumun aslında bir terapi aracı olduğunu fark ettim ve kendi kendime şunu sordum: Blogu olmayan insanlar nasıl oluyor da bunalmıyorlar? Blogum olmasaydı, garip ama hayat benim için çok daha zor olacaktı.

Yazmak ve daha da önemlisi okunuyor olmak dünyadaki en önemli mutluluk kaynaklarımdan bir tanesi. Şu an mutluyum çünkü yazıyorum, az sonra da mutlu olacağım çünkü siz bunu okuyor olacaksınız. İyi ki varız, varsınız..

Yazmaya tekrar başlamak..

Dünyada değişime maruz kalmayan tek şey değişim olgusu. Sürekli bir değişim dün de vardı, bugün de var ve yarınlarda da olacak. Hayatımız her geçen gün daha değişik formlar alacak.. Böylesine değişken bir ortamda insan ilişkileri ve bu ilişkileri düzenleyen hukuk kuralları da değişecek. Bu değişim sürecinde çeşitli sorunlar da yaşayacağız..

Bugün yaşadığımız blog sansürü de bu sorunlardan bir tanesi. Hukuk, hayatımızda internetin yarattığı değişimi, geriden ve yavaş izlediği için bugün bu adaletsiz uygulamaya karşı karşıya kalıyoruz. Hiçbir suçumuz, suçun oluşmasında hiçbir katkımız olmamasına rağmen ceza bizlere de kesilmiş oluyor. Bu adaletsizlik gerçekten can sıkıyor ve insanı üzüyor. Umut ediyorum, önümüzdeki süreçte sorumlu insanlar sesimizi duyacak ve gereğini yapacaklardır..

Gereği yapılana kadar, bizler okuyucularımıza ulaşamayacağız. Üzüleceğiz..

Tüm bunlara rağmen bu geçiş sürecini en az zararla atlatmak mümkün. İnternetin sunduğu imkanlarla okuyucularımızın bize ulaşması mümkün. Bu noktada ben yazmaya başlıyorum. Bu günden itibaren yazılarımla karşınızda olacağım. Bilgilerinize..

Ve ayrıca bu zor süreçte beni elektronik postalarıyla ve bloglarının satırlarında destekleyen tüm dostlara teşekkür ediyorum.

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.