| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

Yazılar arşiv 08.2009 Other entries in 2009-08 resimler , videolar

Röportaj: Prof. Dr. İbrahim Ortaş İle Üniversite Üzerine

İbrahim Ortaş Politik Akademi, röportajlarıyla kaldığı yerden yayınlarına devam ediyor. Türkiye'nin dört bir yanında akademisyenler ve işin uzmanlarıyla politikaya dair yaptığımız söyleşilere bir yenisi daha eklendi. Çukurova Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. İbrahim Ortaş ile "Eğitim, Üniversite ve Türkiye" konusunda bir röportaj gerçekleştirdik.

Prof. Dr. İbrahim Ortaş, 21. yüzyılda gücün niteliğinin değiştiğini belirterek Almanya'yı örnek gösterdi: "Günümüzde güç dediğiniz şudur: 'Nitelikli insanı kim elinde tutuyor?' Biz bunu ne zaman anladık; II. Dünya Savaşı sonrası yıkılan, taş üstünde taş bırakılmayan Almanya’da kişi başına düşen milli gelir bugün çok yüksektir. Oysa savaş sonrası milli gelir de üretim de düşmüştü. Ama Almanya’nın elinde çok sayıda nitelikli insan vardı. İşte o nitelikli insanlarla Almanya 1960’lı yıllarda yeniden şahlandı."

Bilgili insan yetiştirmek notkasında da üniversitelerimizi ve genel anlamda eğitimi ele aldık. Prof. Dr. İbrahim Ortaş'ın üniversitelerimiz hakkındaki saptamaları oldukça çarpıcı: "Gazi Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada Türkiye’deki akademisyenlerin profilinin çok düşük olduğu ortaya konuldu. Bugün üniversitelere yapılan eleştirilere, üniversitelerin üretkenliğine bakıldığı zaman çok ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğumuz doğru. Ben bunu TÜBA dergisinde de yazdım. Akademisyenlerimizin büyük bir bölümü dil bilmiyor, geçenlerde YÖK başkanına da TRT’deki bir programda söylemiştim; kendileri de bunu önemsiyorlar. Türkiye’de ciddi anlamda akademisyenlerimiz dil bilgisinden yoksun, verimlilikleri yönünden yetersiz"

Prof. Dr. İbrahim Ortaş'la ayrıca Milli Eğitim, 12 Eylül, Üniversiteler, Türkiye, Güç, Bilgi Çağı ve son dönemde yaşanan gelişmelerle de ilgili konuştuk. Detaylara ve söyleşinin tamamına ulaşabileceğiniz adres, pek tabii ki: www.PolitikAkademi.com

Şehidimiz, Volkan Yüksel... Unutmadık, unutmayacağız...

Yahoyt'dan OKI B410 yazıcı kazandım!

Yahoyt Televidyon izlerken Tuğçe Aytürk'ün sunduğu Aman Kaçırma adlı programa takıldım. Uzun zamandır kampanyalardan haberler veren ve kampanya tanıtımları yapan programda haftanın konusu Yahoyt'un OKI B410 yazıcı ödüllü ankatiydi..
Anketi dolduran 72. ve 336. kişiye birer OKI B410 hediye edilecekti. Bugün, Yahoyt'dan bir e-posta aldım. Öğrendim ki 336. katılımcı ben olmuşum! Bu habere çok sevindim. Bir lazer yazıcı almayı çok istiyordum ama ihtiyaç listemde bir türlü sıra gelmiyordu. Artık sırasını beklemem gerekmiyor.
Mutlu oldum. Bu noktada kampanyadan haberdar olmama sebep olan Televidyon ailesine, özellikle de Aman Kaçırma ekibine ve tabii bir de Yahoyt'a teşekkürler..

Yaftalamadan Düşünmek! Türkiye'de mi? Hadi Canım..

Yaftalama Zaman Gazetesinin "Yaftalamadan düşünün!" sloganı bir zamanlar oldukça ilgi toplamıştı. Hatta bu ilginin hala sürdüğünü söyleyebilirim, hala duyuyorum bu sloganı. Peki, nedir yaftalamadan düşünmek? Öncesinde "yafta" nedir?

Yafta, "etiket" anlamına geliyor. Yaftalamak da, haliyle etiketlemek.. Yaftalayarak düşünmek ise önyargılarla düşünmek anlamına geliyor.. Zaman gazetesi diyor ki, insanlara etiketler takmadan düşünün! İnsanları etiketlemeyin..

Tüm bunlara karşın Türkiye'de bir yaftalama kültürüdür, almış başını gidiyor. Örneğin Zaman gazetesi bile bu kültürün bayraktarlığını yaparak büyük bir ironiye imza atıyor! Zaman'da köşe yazan Ali Bulaç'ın Metallica dinleyicilerine dair şu yaftalamaları herşeyi ortaya koyuyor: "Bu laik, ateist, agnostik, aczmendi müsveddelerinin.."

İnternette de yaftalama kültürü fazlasıyla etkin. Örneğin Uludağ Sözlük'te aynı gün içinde şeriatçı, bölücü ve biraz sonra da darbeci olarak yaftalanabilirsiniz. Çok uğraşmanıza da gerek yoktur, sadece kendi fikirlerinizi söylemeniz yeterlidir bunun için. Blogosferde de durum farklı sayılmaz! Nitekim bena dair birçok yafta ortalarda dolaşmakta..

Sözün özü artık yaftalarımızı bir kenara koyarak, esas meseleleri konuşmamızın zamanının geldiğini düşünüyorum. Aksi halde sağlıklı sonuçlar alınacağını sanmıyorum..

AK Parti, AKP'ye Karşı!

Ak Part Türkiye'de insanlar işsiz güçsüz ve belki de aç.. Buna rağmen tüm bu sefalet medyada pek de yer bulamıyor. Medya tüm bunların üzerini örtüyor ve sunni gündem yaratıyor. İşsizliğin bunca yükseldiği bir dönemde tartıştığımız şeylere bir bakın.. Ciddi ciddi devlet adamları oturmuşlar, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kısa adını tartışıyorlar. Yok efendim AKP miymiş,  yoksa AK Parti miymiş? Allah aşkına, başka bir derdiniz mi kalmadı?

İşi o kadar abarttılar ki, her iki kısaltma da bir siyasal kimlik kazandı. AKP derseniz muhalif, AK Parti derseniz destekçi durumuna düşüyorsunuz. Böyle bir saçmalık olabilir mi?

Ben bugüne kadar AKP kısaltmasını kullandım, hatta öylesine fazla kullanmışım ki etiketler arasında "Türkiye"den sonra göze ilk o çarpıyor. Partinin Genel Başkanı, Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamaları sonrası AKP kısaltmasının yerine AK Parti kısaltmasını kullanmaya başlayacağım. Neden? Çünkü siyasal olsun ya da olmasın hemen her oluşumun kendini dilediği gibi adlandırma hakkı olduğuna inanıyorum. Bu hak Adalet ve Kalkınma Partisi'nin de hakkı, bu noktada kendisine AK Parti diyen bir oluşuma AKP demeyi anlamsız buluyorum. Sonuçta parti tüzüğünde partinin kısa adı olarak "AK Parti" geçiyor.

Umarım hemen herkes böyle düşünebilir de gündem böylesine gereksiz bir tartışmayı da kısa sürede aşmayı başarabilir.. Ayrıca Recep Tayyip Erdoğan'ın da bunu böylesine büyütmesine bir anlam veremedim. Millet işsiz güçsüz, aç ve açıkta.. Büyütülmesi gereken bu!

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.