| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

4 "çalık grubu" etiketi kullanan gönderi "çalık grubu" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Gazete Haber Türk'ün farkı belli oldu..

Gazete Haber Türk Fatih Altaylı farklı bir gazete diyerek yola çıkmıştı, aldık okuduk ve baktık ki çok da farklı bir gazete değil. Gazete Haber Türk'ün içeriğiyle fark yaratabileceğini düşünüyordum, farkın ancak içerikle ve duruşla yakalanabileceğini yazdım. Bugün gelinen noktada Haber Türk'ün içeriğinin de duruşunun da diğer gazetelerden çok da farkı olmadığını söyleyebilirim.

Fatih Altaylı'nın yapmaya çalıştığı Hürriyet görünümlü bir Zaman gazetesi çıkartmak: biraz ordan, biraz buradan katarak tüm Türkiye'yi kucaklayan bir gazete var etmek. Bunu Haber Türk'ün son reklamlarında da görmek mümkün: STV'nin ünlü Sır Kapısı'ndan tanınma oyuncular "modern Türk ailesi" rolünde Haber Türk okuyorlar. Herşey oldukça açık ve az biraz da itici. Sanki işin mayası tutmamış izlenimi veriyor insana.

Evet, yapılmaya çalışan farklı birşey ama inandırıcılıktan çok uzak. Hürriyet ve benzerleri zaten kalıplaşmış bir okura sahip ve Haber Türk bu gazetelerden pek de okur çalamaz. AKP yalakalığında da Haber Türk (seçim öncesi ekstra yalakalığına rağmen) Zaman'ın veya Yeni Şafak'ın yanından bile geçemez. Fatih Altaylı'nın önünde tek potansiyel eski gazetesi Sabah ve benzerleridir. Sabah'tan olabildiğince okur çalabilir Altaylı ama dikkat etmesi gereken birşey var: Sabah Çalık Grubu'na ait ve Çalık'ın ucu Tayyip Erdoğan'a uzanıyor! Tayyip Erdoğan kızarsa, Sabah'ta yapılan tüm yalakalıklara rağmen Sabah'ı nasıl Ciner'in elinden aldıysa, Haber Türk'ü de alır.. Aman dikkat Fatih Altaylı!

Sağ-Sol, Alevi-Sunni, Kürt-Türk, Laik-İslamcı ve İnsan!

Ne kadar da çok bölünmüşüz, ya da ne kadar da çok bölmüşler bizleri.. Bugün de bölüyorlar, şimdi Laik ve İslamcı ayrımını kullanıyorlar; yakında bir yenisini daha bulacaklardır muhtemelen. Bizler ise yarınlarda da bölünmeye devam edeceğiz, en azından görünen bu.. Yarınlarda da cepheleşme tehlikesi kuvvetle muhtemel, çünkü biz tarihten ders almayı bilmeyen bir milletiz..

Büyük ağabeylerin (Zamanında ABD ile SSCB) çıkar çatışması içinde ezilen, yitip giden canlar insanımızın aklını hala başına getiremedi. Ne yazıktır ki insanım bugün de birbiriyle kavgalı. Oysa bu kavganın önderi olan insanlar hiç de kanlı bıçaklı değiller. Daha geçen haftalarda Fatih Altaylı'dan öğrendik: Darbe günlüklerini yazmakla itham edilen Org. Özden Örnek'in oğlunun AKP'ye yakınlığıyla bilinen firmalarda çalıştığını..

Bu dün de böyleydi bugün de böyle. Ama yurdum insanı unutmayı tercih ettiği için, çoğu zaman geçmişe dair çıkarımlar yapamıyor. Oysa Soner Yalçın'ın Reis'indeki şu satırlar geçmişte yaşanan kavganın gerçek boyutlarını çok güzel ortaya koyuyor: "Solcu babalar ile Ülkücü babalar nedense hiç kavga etmiyorlardı. Hatta bazıları ikili bile oynuyordu. Alparslan Türkeş'le görüştüğü için, "solcu baba" Dündar Kılıç'ın bürosu solcular tarafından kurşunlanmıştı. (...) İşin tuhafı Ülkücülerle ilişkisi herkesçe bilinen Oflu İsmail, solculara yakın Dündar Kılıç'ın eniştesiydi. Hadi "babaların" ikili oynamasını anlayabiliriz, ama, Çorum Sungurlu MHP İlçe Başkanı Şakir Babuç'un Dev-Yol'a silah satarken yakalanmasını nasıl değerlendireceksiniz?"

1 Ayda Altaylı'dan 2. Bomba: Tayyip Eroğdan Skandalı!

Recep Tayyip Erdoğan İki aydan fazla bir süre geçti, "Erdoğan, Doğan'a Karşı" başlıklı yazım üzerinden. İki isim arasındaki çatışmayı ve bu noktada iki isimin de birbirini yıpratacak çok önemli bilgilere sahip olduğunu yazmıştım. Aydın Doğan noktasında; "Aydın Doğan, Tayyip Erdoğan'ı bugünlere getiren önemli isimlerden birisi ve bugün kendisinin de katkıda bulunduğu bu isimle karşı karşıyla kalabilir. Elbette kendisinin elinin altında da bir Tayyip Erdoğan dosyası mevcuttur, Hürriyet'in satılarında yayınlanması gerekli ama yaynlanmayarak ve "belki birgün lazım olur" denilerek bu dosyayı oldukça zengin kılan yüzlerce haber mevcuttur." yazmışım..

Bugün gelinen noktada bir kez daha geleceğe dair görülerimin doğru çıktığına şahit oldum. Aydın Doğan, elindeki dosyayı parça parça servis etmeye başladı. Çok büyük bir haber sızdırılmış Fatih Altaylı'ya. Sayın Altaylı da elindeki bilgileri kamuoyuna sunarak bugün büyük bir bomba patlattı. Haberin içeriği kısaca şöyle: Aydın Doğan üç yıllık ortağı olan OMV ile Ceyhan'da bir petrol rafinerisi kurmaya çalışıyor. Uzun uğraşlara rağmen nedense (?) bir türlü ruhsat alınamıyor. Bunun üzerine, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yabancılara olan zaafını göz önüne alan Aydın Doğan, yabancı ortağını Erdoğan'la görüşmeye yolluyor.. Skandal işte bu görüşme sırasında yaşanıyor: Tayyip Erdoğan, Doğan'ın yabancı ortağına Doğan'la olduğu sürece bu işi yaptırmayacağını söylüyor ve Doğan yerine hükümete yakınlığıyla bilinen Çalık grubuyla bu işi yapmasını öneriyor. Tabii Çalık'a da hemen bir ruhsat ayarlıyor..

Bunun üzerine şoka uğrayan yabancı ortak, Doğan'ın yanına gelerek olanları anlatıyor. Yaşadıklarını anlattıktan sonra da Aydın Doğan'a Türkiye'de bir iş yapmamasını çünkü Tayyip Erdoğan'ın Doğan'a hiçbirşey yaptırmamakta kararlı olduğunu söylüyor ve hatta bu sebepten Türkiye'yi terk etmesini öneriyor.

Bunları duyan Aydın Doğan, ne düşünmüştür bilmiyorum. Ama akıllıca birşey yapıyor ve ortağına bunları noter huzurunda tekrarlayıp tekrarlayamayacağını soruyor. Yabancı ortak, bunu kabule diyor ve tercüman ile noter yardımıyla tüm bu yaşananlar kayıtlara geçiriliyor. Tüm bu belgeler bizlere Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı sıfatıyla Tayyip Erdoğan'ın iş takipçiliği yaptığını ortaya koyuyor. Eğer iddalar belgelerle kanıtlanırsa Cumhuriyet tarihinin en büyük skandallarından birisiyle karşı karşıyayız demektir..

Not: Fatih Altaylı'nın konuyla ilgili yazısına ulaşmak için tıklayınız.

Kanal Türk'ün Satışı ve Bir Çok Şey..

Kanal Türk Kanal Türk'ün büyük bir mali sıkıntının içerisinde olduğunu Tuncay Özkan, hemen her ortamda dile getiriyordu. Bugün gelinen noktada görünüyor ki bu mali sıkıntı, bir mali çıkmaz halini almış. Bu mali çıkmaz sebebiyle Kanal Türk pek de yakın olmadığı isimlerin eline geçti. Kanal Türk'te program da yapan gazeteci Mine Kırıkkanat bu durumu odatv.com'a şöyle açıklamış: "Bu Kanal Türk'ü susturmak isteyen AKP'nin bir zaferidir. Yani kanalı kapatmak ve kanalı yayından engellemek için her türlü şeyi yaptılar. Kanunsuz yollardan bile yaptılar. Dolayısıyla evet yani Kanaltürk'ü bitirmek istediler ve bitirdiler."

Sayın Kırıkkanat herşeyi bir güzel özetliyor. Evet, Kanal Türk bitirilmek istendi ve bitirildi. Medyada yaşanan tüm bu değişimler, birer susturma operasyonundan ibaret. İktidar, muhalefeti paranın gücünü kullanarak susturmaktadır. Ne ATV ne Sabah ne de şimdi ele geçirilen Kanal Türk, maddi çıkarlar uğruna alınmamıştır. Her üç yayın organı da susturulmak için alınmıştır. Bunu nasıl mı iddia ediyorum? Sadece karşımdaki ATV ve Sabah'ın manzarasını izliyorum. Sabah'ın tirajı sadece 5 ayda 93.000 düştü. ATV büyük reyting kayıplarına uğradı, küçüldü, küçülüyor.. Yarın Kanal Türk de izlenmeyecek, bir bakıma alanın elinde kalacak.. Hepsi zararlı alımlar, getirisi olmayacak alımlar. Ama hepsi siyasi güç demek, hepsi muhaleseftsiz, dikensiz bir gül bahçesi demek.. Kapitalist dünyada herşeyin bir bedeli var, muhalefetsizliğin de, bir devleti parayla kalıptan kalıba sokmanın da.. Bazen düşünüyor da insan, ne kötü şey şu para?!

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.