Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

3 tane "çocukluk" etiketli yazı bulundu "çocukluk" tagli diger ogeler resimler , videolar

Eski Dostlar, İlkokul Buluşması ve Tabii Hayat

Dün akşam ilkokul arkadaşlarımla buluştum, son zamanlarda ilk defa bu kadar büyük bir heyecan ve merak duymuştum. Çok güzel oldu, eski günlere gittim.. Ne güzel günlerdi ilkokul yıllarım, tek sorumluluğum hocamın al dediği şeyleri son gün gelmeden babama ya da anneme söylemekti; ki bunu yapmasam da büyük bir kaybım olmayacağının bilincindeydim. Oysa üniversite çok daha farklı, maalesef büyüdüğümüz için artık hocalarımızın ya da sistemin buyurduklarını yapma sorumluıluğunu babamızın sırtına yükleyemiyoruz.. İnsan büyüdükçe, sorumluluk ve bu noktada sorunlar da büyüyor..

Dün arkadaşlarla geçmişi anarken insanın unuttuğunu fark ettim,insan fena halde unutuyor. Yaşanılanları, gelip geçen günleri unutuyoruz.. Unuttuğum o kadar çok şey olmuş ki, o küçük Okan'a dair.. Üzüldüm buna, unuttuktan sonra gelip geçen günlerin ne anlamı olabilir ki; ben bile unuttuktan sonra o günlerin yaşandığını ve en önemlisi mutlulukların acıların var oladuğunu kim iddia edebilir ki? Karar verdim bu sebepten, günü gününe neler yaşadığımı ve en önemlisi neler düşünüp neler hissettiğimi yazacağım..

Adana macerası da yarın son buluyor, bu arada :( Üzgünüm bu sebepten, bu Adana'dan son yazım olacak büyük ihtimalle. Yarın tüm gün hazırlık ve sonunda da 13 saatlik bir Adana-Bursa macerası var.. Daha dostlarımı bile arayamamış, hasret giderememiş halde olmak ve bu zaman darlığında sıkışmak çok zor ve yoğun :( Bu sebepten bir gün mola, hatta daha profesyonel bir tabirle "Yazarımız Okan Yüksel'in yazısı elimize ulaşamadığı için yayınlayamıyoruz." :)

Facebook, eski arkadaşlar, zaman...

facebook

Sonunda ben de bir Facebook üyesi oldum, hatta ikinci haftamı dolduruyorum. Arkadaş listem kabardıkça kabardı, şu an 80'in üzerinde arkadaşım var... Pek çoğunu geçmişin tozlu raflarından kurtarabildim, şu Facebook sayesinde...

Kimleri bulmadım ki? İlkokulda belalı olduğum, kalemliklerini camdan attığım dostları mı istersiniz; ilk aşkımı mı? Ne kadar da büyümüşüz böyle, ne kadar da değişmişiz... Pek çoğumuz yitirmiş, o günlere ait çocukça, masumca yüzlerini: özellikle erkekler bayağı bir sakallanmış :))

Facebook'ta eski fotoğraflarımı da gördüm, ne kadar büyüdüğümü anladım... Yıllar harbiden geçiyormuş. Çocukken bunu anlayamıyor insan, çünkü geçmişi olmuyor: herşey tazecik ve hiç solmayacakmış gibi duruyor. Ama bugün, bunun farkında olmak çok acı olsa da, bir geçmişim var... İnsanın geçmişi olması bugünlerin de geçeceğini bilmesini sağlıyor, bugünlerin geçici olduğunu bilmek; bir gün ak sakallı bir dede olacağımı hatırlatıyor bana...

Hayır! Ben ak sakallı bir dede olmak istemiyorum, bedenim ve zihnim hep bu kadar genç olsun istiyorum! Her ne kadar haddimden fazlasını istediğimi bilsem de...

Velhasıl zaman geçiyor, öyle ya da böyle... Birgün hepimiz okuyacağız gazetelerde sınıf arkadaşlarımızın öldüğünü kara ve koca puntolarla bildiren ilanları. Ve o gün, sokakta, daha hayata yeni başlamış tazecik bir beden göreceğiz, imreneceğiz ona... Toprağa biz bu kadar yakınken, onun her şeyden habersiz ve bir o kadar da uzak olmasına imreneceğiz... Ve döneceğiz geçmişe, neler yaptığımızı düşüneceğiz: sıralanacak bu günleriniz sararmış bir fotoğraf misali... Tüm o fotoğrafları mutlu kılmak sadece bugün, şu an mümkün! Bu sebepten mutlu olmalıyız, sırf o ak sakallı dedeyi veya pamuk nineyi toprağa o kadar yakınken mutlu kılmak için... Hepiniz umarım mutlusunuzdur ve mutlu kalırsınız dostlar!

Çocuk Havuzu

çocuk Genellikle sıcak olurdu, bu sıcaklığın sebebini o zamanlar anlamazdım ve yorgunluktan kulaç atamayıncaya kadar debelenirdim içinde. İçinde oynamadığım oyun, yapmadığım şaka, basmadığım fayans kalmadı. Anlayacağınız, içinde bol bol mesai harcadım, her geçen an birgün büyükler havuza girme umuduyla geçti.

Bugün o havuza girmeyeli yaklaşık on yıl oluyor. Artık ben de büyükler kervanına katıldığım için, işin açıkçası artık o havuza bir kez olsun dalıp çıkamıyorum. Bunu çok istesem de artık çocuk olmadığımın bilinci beynime kazındığı için sadece benden bekleneni yapmaya çalışıyor; o havuza girmek ve çocuk olmak istesem de büyükler havuzundan bir türlü çıkamıyorum.

Geride kalan, o güzel çocukluk yıllarımda tek amacım büyümek ve koca bir adam olabilmekti oysa ki. Bugün gelinen noktada ne kadar yanlış amaçlar peşinde koştuğumu anlıyorum. Çocukluk şu an için hayatımın en güzel, en mutlu dönemini ifade ediyor. Oynadığım onca oyunu arıyorum; yakartopu, saklambaçı ve daha nicesini özlüyorum. Bugün o çocuk havuzunun çocukların sidiklerini düşünmeden saldıkları için sıcacık olduğunu bilmeme rağmen, o havuza girmeyi düne göre çok daha fazla arzu ediyorum...

Geçen zamanda anladım ki insanın küçükler havuzuna girebilmesi, büyükler havuzuna girebilmesinden çok daha zor. İnsanın küçük bir çocuk olararak kalması, koca bir adam olmasından çok daha zor yani. 19 yaşında bunu çok iyi anladım. Bu sebepten geleceğe dair anlamsız planlar yapmıyorum, günümü gün etmeye çalışıyorum. Ve biliyorum ki bir çocuk için en doğru amaç, çocuk olarak kalabilmektir.

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.