Unutulmak, Yok Olmak..
Fotoğrafa bu güne kadar büyük önem verdim, elimden geldiğince fotoğraf makinamı yanıbaşımdan eksik etmedim. Olabildiğince fotoğraf çektim, fotoğrafımı çektirdim. Fotoğrafın hayatın hızla akıp giden sularında bize "o" anlar sunduğunu ve "o" anları ebediyete taşıdığına inanıyordum. Fotoğraflarımla unutulmayacağımı düşünüyordum, fotoğraflarım beni yarınlarda da var kılacak yanılgısına düşmüştüm..
2008'in hemen başlarında öğrendim ki, değil bir fotoğraf karesi hayatta hiçbir şey bizi geleceğe taşıyamayacak. Hepimiz unutulmaya mahkumuz, hepimizin yaptıkları bir gün unutulacak. Yüzyıllar sonra birileri dönüp "kimler gelmiş, kimler geçmiş" dediği zaman varlığımızın gölgesi dahi olmayacak. "Yok" olacağız, yarınlarda dünyada bir tane daha "Okan Yüksel" olmayacak..
Hayat hızla akıp geçiyor, yaşanan herşey birgün unutulacak; hani uykuya dalarsınız ve sanki "yok"muşsunuz gibi olursunuz ya: işte o zaman da öyle olacak. Yani "yok" olacaksınız, ardınızdan bir kaç kişi, belki, zamana direnerek anılarınızı zihinlerinde koruyabilecek ama zaman onların da "yok"luğuna sebep olacak. Bu sebepten bugüne kadar çektiğim, çektirdiğim tüm fotoğraflar tüm anlamını yitirdi. Geriye sadece mutluluklar ve hüzünler kaldı; hayat duygulardan ibaret: mutluluktan, acıdan.. Bu sebepten, anınızı geleceğe taşımak gibi boş uğraşlarla anlarınızı katletmeyin; siz siz olun anınızın tadını çıkartın..





