| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

5 "öykü" etiketi kullanan gönderi "öykü" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Fredric Brown ve Dünyanın En Kısa Bilimkurgu Öyküsü

Son günlerde zamanınım büyük bir bölümünü bilimkurgu okumalarına ve araştırmalarına ayırıyorum. Öyküler, romanlar ve araştırmalarla günler geçiyor. Yine günler gelip geçerken, Fredric Brown imzalı bir bilimkurgu öyküsüyle karşılaştım. Hayatımda okuduğum en kısa ve kısalığına oranla en çarpıcı öykülerden birisiydi bu. Hal böyle olunca sizlerle paylaşmaya karar verdim. İşte bunca yıldır karşılaştığım öyküler arasında en kısa ve kısalığına oranla çarpıcı olanı:

Profesör John, yıllardan beri zaman konusu üstünde çalışıyordu.
“Fakat sonunda çözümü buldum,” dedi kızına. “Makine bizi geçmişe götürecek.”
“”Bununla zamanı geriye çalıştıracağız.”
Makinedeki düğmeye bastı.
Bastı düğmeye makinedeki.
“Çalıştıracağız geriye zamanı bununla.”
“”Götürecek geçmişe bizi makine,” kızına dedi. “Buldum çözümü sonunda fakat.”
Çalışıyordu üstünde konusu zaman beri yıllardan John Profesör.

Büyüklere Masallar: Küçük Prens

Küçük Prens Ne yazık ki küçük bir çocukken dünya edebiyatından uzaktım, Ömer Seyfettin yeterli görülmekteydi ailem ve öğretmenlerim tarafından. Sadece Ömer Seyfettin ve malumunuz diğer yerli yazarların çocuk öyküleriyle yetiştim. Ömer Seyfettin'in de hakkını yemiş olmayayim, onlardan da çok şey öğrendim. Ama bugün diyorum ki keşke küçük bir çocukken okuyabilseymişim Antoine De Saint-Exupery kaleminden çıkma şu ünlü Küçük Prens'i.

Dün Ankara'da sahaf sahaf dolaşırken çok eski bir Küçük Prens buldum, merak edip komik bir ücret karşılığı satın aldım. Ne de olsa dost sohbetlerinde bir iki kez konuşulmuştu ve ben de konuya hakim olamayınca susmak durumunda kalmıştım. Okursam bu eksikliğimi gidereceğimi düşündüm.

Kitabı aldım, bir cafeye oturdum ve çay kahve eşliğinde okudum o güzel sayfaları.. Kitabın son sayfasını da okuyunca, dedim ki: İnsan Küçük Prens'i çocukken okumuş olsun ya da olmasın bir de erginken okumalı! Bu kitap, çocuklardan ziyade büyüklere sesleniyor kanımca. Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla misali..

Örneğin Küçük Prens'in kralla sohbet ettiği bölümü günümüz "kralları" dikkatle ve tekrar tekrar okumalılar: "Herkesten verebileceğini istemek gerekir, diye sürdürmüş kral. Erk herşeyden önce akla dayanır. Ulusuna kendisini denize atmasını buyurursan, kalkar devrim yapar. Sözümün tutulmasını istemeye hakkım var, tüm emirlerim akla yatkındır çünkü. (...) Bir generale deniz kuşuna dönüşmesini emredersem, o da bu emri yerine getirmezse.. Bu onun suçu olmaz tabi ki! Bu benim hatam olur."

Başta da dediğim gibi, büyüklere masallar.. Umarım büyükler bu masalları okumuş ya da okuyacaklardır, aksi halde kralın da dediği gibi zararlı olan kendileri olur. Okumak isterlerse, buaya tıklamaları yeterli olacaktır.

Tarih Yazmak? Masal Yazmak?

Oxford İnsanlar inanıyorlar; insanlar duydukları, okudukları hemen herşeye sorgusuz sualsiz inanıyorlar. Çünkü daha düşünmeye, idrak etmeye başlamadan anlatılıyor çocuklara masallar.. Çocuklar kendileri için yazılmış olana, büyükler ise daha bir dikkatle kaleme alınmış masallara inanıyorlar..

Tarih.. Kimilerine göre değişmez gerçekler sunar, kimilerine göre ise sadece bir masaldan ibarettir o ciltlerce anlatılmış tarih.. İnanmak ya da inanmamak insana ait bir karardır ama genellikle insanlar bu kararı verecek yeterlilikte olamazlar. Ne veriliyorsa genellikle ve sadece onu alır insan.. Hal böyleyken tarihi eleştirmek bir avuç insana düşüyor. Onlar eleştiriyorlar, alabildiğine..

Ne gariptir, İngiliz dilinde "tarih"e "history" denilmesi? İlginçliği nerede bunun, diyorsanız; açayim kelimeyi: hi-story.. "hi" yüksek anlamında, "story" ise bildiğiniz öykü ya da masal.. Yüksek bir masaldan ibaret olabilir mi tarih? Daha açık bir şekilde sorayim; bir masaldan ibaret olabilir mi tarih?

Tamamen olacağını iddia etmek güç.. Yaşanmış, kayıtlara geçmiş onca belge varken bunu idda etmek gülünç olur. Ama şunu da söylemek gerekiyor, her tarih içinde olabildiğince masal barındırıyor.. İnsanlar büyüseler bile hala masallarla endoktrine ediliyorlar, ne garip değil mi?

Eşek, Eşeklik..

eşek Aziz Nesin'in güzel bir öyküsü geçti elime, adetim değil ama paylaşmak istedim:

Eskiden eşeklerin kendilerine özgü zengin bir dilleri varmış. Kendi ülkelerinde eşekçe konuşurlar, yazışırlarmış.
Günün birinde kurt sürüleri, eşeklerin ülkesine saldırmış. Eşekler, kurtların saldırıya geçtiğini haber almışlar ama "yok canım, kurtlar ne diye bize saldırsın" diye kendilerini avutmuşlar.
Kurt sürüleri yaklaştıkça kurt kokusunu da almaya başlamışlar ama, "yok canım, kurt değildir, inşallah kurt değildir" diye yine kendilerini avutmuşlar.
Kurtlar daha da yaklaşmış, ayak sesleri duyulmaya başlamış, eşekler yine kendilerini avutmuşlar; "kurt değildir" "ne diye kurt olacakmış";
iyice yaklaşan kurtları gözleriyle görmüşler, ama gönülleri el vermediği için "bunlar kurt değil, kurda benzer bir şeydir" diye savunmuşlar.
Sonunda kurtlar dişlerini sağrılarına geçirince eşekler de gerçeği anlayıp can acısından haykırmaya başlamışlar: "Aaaaaa! Ooooo"
Korkudan dilleri tutulduğundan başka bir şey konuşamıyor, salt "Aaa, oymuş, kurtmuş.." anlamına, salt "Aaaa!Oooo..." diyebiliyorlarmış.

Şimdi gelinen noktada görünüyor ki bolca eşek mevcudumuz var, bari siz de eşeklik edip tehlikeyi görmemezlikten gelmeyin de bağırmayalım hep bir ağızdan "Aaaa!Oooo..."

Divitt Edebiyat-Kültür

divitt Dün hayatımda ilk defa bir yerde yazmam için teklif aldım, öncesinde şaşırdım; biryerlerden teklifler gelmesini bekliyordum ama böylesine iyi bir yerde yazı hayatıma başlama fırsatı bulacağımı sanmıyordum. Sağolsun Mehmet Kadir Bey, beni orada yazmaya layık görümüş olacak ki kendisinden çok güzel bir davet aldım. Artık edebi yazılarımla Divitt'te olacağım. Herkesi de Divitt'e bakliyorum.

Oluşum içerisinde çok güçlü isimler var, onların yanında fazlaca sönük kalacağımın bilincinde onların ışıklarından birşeyler kapmaya çalışacağım. Umarım başarılı da olurum.. Şu an için öykü, deneme, anlatı  ve elbette TV-Sinema bölümleri bana cazip geliyor. Aralarından bir tercih yapacağım ve o alanda eserler vermeye çalışacağım.

İlerleyen zamanda Divitt'te çok güzel bir arşiv oluşturacağıma inanıyorum. Bu noktada blogumdan farklı bir yüzle karşınıza çıkacağım; yani artık hepinizi Divitt'e de beklerim.. Divitt için tıklayın.

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.