| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

9 "şehit" etiketi kullanan gönderi "şehit" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Şehidimiz, Volkan Yüksel... Unutmadık, unutmayacağız...

Abdülkerim Kırcı İntihar Etti..

Gazi olmak ne demektir, bunu çok iyi biliyorum. Adana'da tam üç yıl boyunca Adana Şehit Aileleri ve Malülleri Derneği'nin gönüllü bir çalışanıydım. Bu süreç dahilinde şehit aileleriyle ve gazilerle bir arada olma imkanım oldu. Hepsini tanıdım, sevdim..

Gazete ve teleziyonda Abdülkerim Kırcı'yı görünce aklıma o günler geldi.. Abdülkerim Kırcı da o onlarca gazi gibiydi muhtemelen, onun da kendine göre sorunları vardı. Tüm bunlara rağmen yaşama savaşı veriyordu. Nasıl yaşamasındı ki, onca namlunun hedefine girip hala yaşıyor olmak zaten başlı başına bir şanstı..

Belki kurtuldu Kalaşnikof ya da Bixi namlularından ama kendini bilmez gazete ve gazetecilerin namlusundan kurtulamadı: Vuruldu Abdülkerim Kırcı! Öldü! Öldürüldü!

Birileri artık şunun farkına varmalı: gazeteler, dergiler, kitaplar.. bunların hepsi birer silah. Her gün ateşleniyor bunlar, birilerinin üzerine.. Abdülkerim Kırcı olayı da bundan ibaret: bir takım gazete ve gazeteciler namlusunu Abdülkerim Kırcı'ya yönelttiler.. Yazık, atışları isabetli oldu.. Öldürdüler Devlent Övünç Madalyalı Abdülkerim Kırcı'yı..

Bayram Gelmiş Geçerken, Aklımda Kalan Bir İki Not!

Türkiye'nin her yerinde böylesine önemsenir mi, bilmiyorum ama bizim memlekette bayram öncesi mezarlık ziyareti büyük önem arz eder. Ben kendimi bildim bileli, bu böyle.. Her bayram öncesi, genellikle alınan bayramlıklar çocuklara giydirilir ve ailecek mezarlıkların yolu tutulur.

Bu gelenek öylesine bir hal almış ki, bu yaşımdayım tek bir bayram aksadığını hatırlamıyorum. Bu bayram da gelenek bozulmadı ve biz ailecek aile mezarlığının başında aldık soluğu. Yalnız bu sefer yedi yıldan bu yana bakıp da göremediğim birşeyi fark ettim. Beş kişilik aile mezarlığımızda istiklal gazisi ve bir de şehit yazılı iki adet bayraklı mezar taşı vardı. Beş kişilik bir aile mezarlığında, al yıldızlı bayrak uğruna yaralanmış ve hatta canından olmuş iki kişinin olması bence çok düşündürücü. Düşündürücü, çünkü ben Türkiye'nin dört bir yanında aynı bu şekilde binlerce aile mezarlığının olduğunu biliyorum. Bu topraklar üzerinde onurlu bir yaşam için, insanlar canlarını vermişler..

Tüm bu gerçekler önümde en somut haliyle dururken, bir de bu toprakları peşkeş çeken hainlere bakıyorum.. Yanlarına kar kalacağını mı sanıyorlar?

Yaşanmamış 15 Hayat..

sehit-1 10 Ekim 2007 tarihinde yazmışım, bugün tekrar yazma gereği duyuyorum.. Değişen hiçbirşeyin olmadığını görmenin acısıyla:

Yine ölmüş bizim çocuklar, bu toprakların çocukları. İnsan üzülüyor; haberlerini okuyunca, yaşayamayacaklarını düşündükçe...

19 yaşımdayım, onlarla aşağı yukarı aynı yaşta sayılırım. Yüzlerine baktım da, hepsi birer çocuk! Hepsi birer ölü! Ne büyük bir tezat, ne büyük bir acı...

Geleceğimi düşünüyorum, beş yıl sonrasını, on yıl sonrasını; hatta arada bir doğacak olan torunlarımı düşündüğüm de oluyor... Onlar da düşündüler, onlar da hayaller kurup planlar yaptılar; geleceğini umdukları güzel günlere dair...

Yazık, gelmedi o güzel günler! Yandan yemiş sosyalist görüşlü bir örgütün ABD yapımı ve yetiştirmesi militanlarının, ABD yapımı silahlarıyla silindi tüm o güzel hayaller...

Üzül biraz ey halkım, o çocukların eline annelerinin ve kızkardeşlerinin teninden başka kadın teni değmedi! O çocuklarının bir çoğu hayat nedir, zevk nedir, mutluluk nedir bilemeden gittiler...

Üzülme erdemini göster ey halkım!!! Yiğtip giden canlara bir dur demeyi bil ey halkım!!! O çocukların yaşayamadakları günlerin hakkını ver ey halkım...

18 Mart Şehitler Günü

şehit2 Önemli bir günü geride bıraktık, tüm şehitlerimizin anıldığı kutlu bir gün 18 Mart. Geçen yıllarda törenlere katılır, şehit aileleriyle birlikte şehitlikte bolca zaman geçirirdim. Şehit ailelerinden pek çok şey öğrendim. Bu toprakların insanlarının metanetini, gencecik oğullarını toprağın altına gömseler de "Vatan sağolsun" diyebilecek vatan sevgilerini gördüm..

Halkımız yakın görünse de aslında bir o kadar da uzak şehidinin ailesinden! Bugün şehit ailelerinin onca sorunu var, saymaya kalksam buraya sığdıramam. En büyük sorunları, pek çoğunun almaları gereken haklardan yoksun bırakılması. Garip değilmidir, şehidinin ailesini bile sınıflara bölmek! Kimisini görmemek, maaş bağlamamak ve hiçbir sosyal yardım kampanyasına dahil etmemek? Bunlar bilinmese de yurdumun acı gerçekleri: bugün pek çok şehit ailesi hiçbir ayrıcalıktan yararlanamıyor.

Yurdun dört bir tarafına dağılmış Şehit Aileleri Derneklerinin başkanlarına bir sorunları olup olmadığını sorsanız, bunları sıralayacaktır. Bu yanlışın düzeltilmesi gerektiğine inanıyorum, aklım almıyor bir devletin şehitlerini sınıflandırmasını! Görev şehidi, terör şehidi ayrımı çok komik geliyor. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, milletvekillerini gazi sayan ama şehidinin ailesine sahip çıkmayan bir devlet söz konusu. Bugün şehit ailelerinin büyük bir bölümü zorluklarla geçiniyor ve hiçbirisi haklarını sokaklara çıkıp talep etmiyor, bunu yapmaya utanıyorlar. Umarım birileri de onları bu duruma düşürdüğü için biraz olsun utanıyordur! Geçen yıl tüm Şehit Aileleri Derneklerinin başkanları Tayyip Erdoğan'dan tüm bu sorunlarının çözümünü talep ettiler. Sayın Erdoğan Mehmet Akif'in bol şehitli mısralarını okurken hiç mi hatırlamıyor, o talepleri?!

Uludağ Üniversitesi Teröre Karşı Sessiz Yürüyüş - Video

25 Ekim'de Uludağ Üniversitesi öğretim üyeleri ve tabii ki biz öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilen "Teröre Karşı Sessiz Yürüyüş" adlı etkinliğimizden fotoğrafları ve diğer görsel malzemeyi aşağıdaki videoda bulabilirsiniz. Elimden geldiğince estetik ve anlamlı olmasına çabalamasam da elbette kusurlarım fazlasıyla var, bu sebepten şimdiden affınıza sığınıyor saygı ve sevgiler sunuyorum... 

Kanımız Akıyor...

bayrak Gözlerimi daha yeni açtım güne, günün bu kadar karanlık olacağını bilmeden. Yine kan ve gözyaşı doldu günüm, yine yitirdik gencecik bedenleri...

16 çocuk yok oldu dünyadan, 10 tanesinin de akibeti belli değil.

On dokuz yaşımdayım ve kendimi bildim bileli PKK, kendimi bildim bileli kan ve gözyaşı. Bu gidişe bir son vermeli, güzel ve aydınlık günlere dostlukla yelken açılmalı artık.

Toplum olarak birlik olunmalı, bir olunmalı. Teröre kol kola dur denilmeli; lanetler okunmalı teröre: Kürtçe, Türkçe... Hep bir ağızdan...

Halkım artık anlamalı; terörü durdurmak için top peşinde koşturmanın anlamsızlığını, terörün para toplayarak bitirilemeyeceğini...

Ne Sağcıyız, Ne Solcu; Futbolcuyuz Biz Futbolcu...

şehit Birileri işini çok iyi biliyor bu topraklarda, ciddi ciddi tebrik ediyorum onları...

Dün bu ülkenin çocukları ideolojileri okurken, bastığı toprağın geleceğini düşünürken; onları futbolla çok güzel uyutmasını bildiler. Uyumayanın kafasında kırıldı sopalar, son model işkence yöntemleri tatbik edildi o gencecik bedenlerde...

Bugün de uyutuyorlar ve silahları (ya da afyonları) hala aynı: futbol!

Canlarımız yitip gitti, çocuk yaşta... Kana bulandı o toy bedenler...

Utanmadan dansöz oynattık, o çocukların bedenleri soğurken; utanmadık, bir de alkış patlattık yiğtip giden canlara... Neyi ve kimi, neden alkışladığımızı dahi bilmeden!?

Bugün de top peşinde koşacağız 70 milyon; hem de utanmadan, onlar adına... Birileri siyah forma giyecek, akıllarınca dünyaya PKK'yı anlatacak. Dostum sen kimi kandırıyorsun; Avrupa'da kime PKK'yı anlatacaksın? Mevzu PKK ise, onlar bizden daha fazla içli dışlılar...

Üzüldüm yine, yine bilemedi bu halk yitip giden canlara üzülmeyi. Bir ülkede onca çocuk bedeni kana bulanmışsa ve bunun öncesinde yitip giden on binlerce can varsa top oynanmaz!!! Lütfen biraz saygı, o bedenlere lütfen biraz saygı...

Yaşanmamış 13 Hayat...

şehit Yine ölmüş bizim çocuklar, bu toprakların çocukları. İnsan üzülüyor; haberlerini okuyunca, yaşayamayacaklarını düşündükçe...

19 yaşımdayım, onlarla aşağı yukarı aynı yaşta sayılırım. Yüzlerine baktım da, hepsi birer çocuk! Hepsi birer ölü! Ne büyük bir tezat, ne büyük bir acı...

Geleceğimi düşünüyorum, beş yıl sonrasını, on yıl sonrasını; hatta arada bir doğacak olan torunlarımı düşündüğüm de oluyor... Onlar da düşündüler, onlar da hayaller kurup planlar yaptılar; geleceğini umdukları güzel günlere dair...

Yazık, gelmedi o güzel günler! Yandan yemiş sosyalist görüşlü bir örgütün ABD yapımı ve yetiştirmesi militanlarının, ABD yapımı silahlarıyla silindi tüm o güzel hayaller...

Üzül biraz ey halkım, o çocukların eline annelerinin ve kızkardeşlerinin teninden başka kadın teni değmedi! O çocuklarının bir çoğu hayat nedir, zevk nedir, mutluluk nedir bilemeden gittiler...

Üzülme erdemini göster ey halkım!!! Yiğtip giden canlara bir dur demeyi bil ey halkım!!! O çocukların yaşayamadakları günlerin hakkını ver ey halkım...

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.