| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

6 "12 eylül" etiketi kullanan gönderi "12 eylül" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Röportaj: Prof. Dr. İbrahim Ortaş İle Üniversite Üzerine

İbrahim Ortaş Politik Akademi, röportajlarıyla kaldığı yerden yayınlarına devam ediyor. Türkiye'nin dört bir yanında akademisyenler ve işin uzmanlarıyla politikaya dair yaptığımız söyleşilere bir yenisi daha eklendi. Çukurova Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. İbrahim Ortaş ile "Eğitim, Üniversite ve Türkiye" konusunda bir röportaj gerçekleştirdik.

Prof. Dr. İbrahim Ortaş, 21. yüzyılda gücün niteliğinin değiştiğini belirterek Almanya'yı örnek gösterdi: "Günümüzde güç dediğiniz şudur: 'Nitelikli insanı kim elinde tutuyor?' Biz bunu ne zaman anladık; II. Dünya Savaşı sonrası yıkılan, taş üstünde taş bırakılmayan Almanya’da kişi başına düşen milli gelir bugün çok yüksektir. Oysa savaş sonrası milli gelir de üretim de düşmüştü. Ama Almanya’nın elinde çok sayıda nitelikli insan vardı. İşte o nitelikli insanlarla Almanya 1960’lı yıllarda yeniden şahlandı."

Bilgili insan yetiştirmek notkasında da üniversitelerimizi ve genel anlamda eğitimi ele aldık. Prof. Dr. İbrahim Ortaş'ın üniversitelerimiz hakkındaki saptamaları oldukça çarpıcı: "Gazi Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada Türkiye’deki akademisyenlerin profilinin çok düşük olduğu ortaya konuldu. Bugün üniversitelere yapılan eleştirilere, üniversitelerin üretkenliğine bakıldığı zaman çok ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğumuz doğru. Ben bunu TÜBA dergisinde de yazdım. Akademisyenlerimizin büyük bir bölümü dil bilmiyor, geçenlerde YÖK başkanına da TRT’deki bir programda söylemiştim; kendileri de bunu önemsiyorlar. Türkiye’de ciddi anlamda akademisyenlerimiz dil bilgisinden yoksun, verimlilikleri yönünden yetersiz"

Prof. Dr. İbrahim Ortaş'la ayrıca Milli Eğitim, 12 Eylül, Üniversiteler, Türkiye, Güç, Bilgi Çağı ve son dönemde yaşanan gelişmelerle de ilgili konuştuk. Detaylara ve söyleşinin tamamına ulaşabileceğiniz adres, pek tabii ki: www.PolitikAkademi.com

Sen Neymişsin Be Kenan Evren?

Kenan Evren1 Türkiye'de ve sanıyorum gelişmekte olan diğer pek çok ülkede, karşıt olunan düşünce ve insanlar olduklarından çok daha güçlü gösteriliyor. Örneğin Türkiye'de kapitalistleri en güçlü gören taraf ne gariptir ki sosyalistlerdir. Türkiye'nin sosyalist aydınları bunu itiraf etmekten çekinmemişlerdir. Örneğin kendisini orducu sosyalist atfeden Yalçın Küçük, bu konuda şunları kaleme almıştır: "Sosyalizmde, ne yazık, kapitalizm bir fetiştir."

Karşı tarafı böylesine fetişleştirmek, böylesine büyük ve güçlü atfetmek garip. Daha garip olanı ise bunun sadece sosyalistlerle sınırlı olmaması: bugün hemen her tarafta bunu gözlemliyoruz. Ulusalcıların tabanında Fetullah Gülen, olduğundan daha güçlü görülür. Ulusalcılara göre, Türkiye'de Fetullah Gülen'in elinin değmediği tek bir kurum ve kuruluş yoktur. Oysaki gerçek böyle değil, aksine ulusalcıların lehinedir. Onun dışında liberaller için de ulusaclular olduğuğundan güçlü görünür. Oysaki bugün liberaller de en azından ulusalcılar kadar etkin ve güçlüler. Tüm bu tarafların, yani dincisinden ulusalcısına, sosyalistinden kapitalistine kadar hemen her tarafın olduğundan büyük gördüğü tek isim ise 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinin başındaki isim, yani Kenan Evren.

Türkiye'de Kenan Evren bir fetiştir. Tapılmaktadır, olduğundan güçlü ve büyük atfedilmektedir. Bu görüş üzerinden, bugünkü konjonktürü hala Kenan Evren ve 12 Eylül üzerinden ele almak beceriksizliğin daniskasıdır. 80'den bugüne neredeyse 30 yıl geçmiştir ve bugün Kenan Evren'in yaptığı tek şey tuale kadın çizmektir. Sadece tuvale kadın çizen bir adam, nasıl olur da Türkiye'de hala bu kadar güçlü olabilir? Olmaz! Ama oldurturlar!

Nasıl mı? Beceriksizlikleriyle. Bugün Türkiye'de karşıtı olunan görüşü güçlü atfetmek bir zorunluluktur. Çünkü hiçbir taraf tam profesyonel değildir ve adam akıllı bir program çerçevesinde ilerleyememektedir. Bu da başarısızlığı doğurmaktadır, hatta mağlubiyeti. Taraflar da başarısızlıklarının nedenini kendilerine bağlamaktansa "çok çok güçlü olan" karşıtlarına bağlamayı tercih etmektedirler. Çünkü beceriksiliğinden ötürü mağlup olmaktansa olağanüstü güçlere sahip düşmanın tarafından mağlup edilmek kulağa daha hoş gelir. İşte Kenan Evren bunun için hala çok güçlü atfedilir. İşte bunun için tüm liberaller ulusalcıları dev aynasından görür. İşte tüm ulusalcılar bunun için devletin hemen her kurumunda cemaatleri örgütlenmiş ve güçlü sanır.

Bugün 12 Eylül.. 28 Yıl Sonrasında Hala Değişen Birşey Yok..

Kenan Evren1 Evet, 28 yıldır değişen hiçbir şey yok! Türkiye, hala 28 yıl öncesindeki Türkiye.. Birilerinin 12 Eylül projesi hala tam tıkırında işlemeye devam ediyor. 12 Eylül'ü yapanlar bugün hala iktidardalar. Yurdum insanı ise hala sömürülmeye ve kullanılmaya devam ediyor..

Bugün Türkiye'nin en önemli sorununu "dinselleşme" olarak görenlere şunu söylemek istiyorum: Biz dinselleşmedik, dinselleştirildik. 12 Eylül'ü yapanlar bizim dinselleşmemizi istediler. Çünkü onların bir keşfi vardı: Dinde huzur olduğunu gördüler. Bu ilahi huzuru kendilerince şekilden şekile soktular. İslam'ı tahrip edip, işerine gelecek şekilde kullandırlar. Türkiye'de dinselleştirme, ilahi huzur değil, fabirka huzuru için yapıldı. İşciler dine ve öbür dünyaya sarıldıkça fabrikalarda huzur sağlandı.. Grevler son buldu. Dinselleştirme 12 Eylül'ün ve daha doğru bir tabirle Eylülizmin bir sonucu olarak bugünlerimizde bir "sorun" olarak yer etmeye başladı. Yalçın Küçük'ün ifadesiyle Eylülizm, Türkiye'de (sözde) İslam'ın altın çağını yaşattı..

Birileri yağmurdan (Sosyalizm) kaçarken, doluya (Şeriat) tutuldu. Komünizmle mücadele adı altında din ve din adamları kullanıldı. Şimdi ise kullandıkları din ve din adamları bu birilerinin üstlerindeki makamlarda oturuyorlar. Şimdi de pirincin taşını ayıklamaya çalışıyorlar o birileri.. Ayıklarlar mı? Orasını zaman gösterecek.. Ama her kim kazanırsa kazansın, kaybeden yine yurdum insanı olacak.. Tuzu kuru olanların tuzu hep kuru kalacak ve hatta daha da artacak tuzları.

Bu coğrafyada maalesef her zaman halklar kaybedecek, her zaman kaybedecek olan bizler olacağız. Tabii birşeyler yapmazsak?

Kenan Evren, ABD'ye olan "bağımlılığımızı" anlatıyor..

Kenan Evren Ne kadar da habersiz mişiz dünyadan.. Oysa bizler ilkokul kitaplarında yazılanlardan ibaret sanıyorduk tüm dünyayı.. O kitaplarda yazan herşeyin kayıtsız, şarsız doğru olduğunu düşünüyorduk. Oysa daha biz o satırları okurken yalanlanmaya başlamış o kitaplarda yazılanlar..

Yıl 1995.. Kenan Evren TGRT ekranlarında halka şunları söylüyor, kitaplarımızda yazan tam bağımsızlığın aksine yurdum insanının ABD'ye olan bağımlılığını anlatıyor: "ABD'nin bazı girişimleri oluyor. İstekleri oluyor, bunları kabul ettikten sonra arkası geliyor. Parmağınızı veriyorsunuz kolunuzu kaptırıyorsunuz. (...) Çünkü ABD'ye çok bağımlı bir hale gelmişiz. Hem ekonomik olarak, hem de siyasi olarak."

Aradan 13 yıl geçti, acaba biz mi ilerleme kaydettik, yoksa ABD mi? Geçen 13 yılda nispeten daha özgür olabildik mi? Yoksa..

Darbeye Karşı 70 Milyon Adım

21 Haziran 2008 Cumartesi günü, yani yarın, bir takım sivil toplum örgütleri darbeye karşı yürüyüş organize etmişler. Davetlerinde "İşte o gün, 50 yıldır cesaret edemediğimiz, hep geç kaldığımız birşeyi yapmak için toplanacağız." yazmışlar. Kendilerini ve söz konusu organizasyonlarını fark edince şaşırdım, önce gidip birer birer haber sitelerini baştan sona taradım; birileri darbe yaptı da benim mi haberim olmadı diye Baktım ortada darbe ya da darbeci yok.. Hal böyleyken, peki bunlar ne halt etmek için yürüyorlar?

Utanmadan "50 yıldır cesaret edemediğimiz, hep geç kaldığımız birşeyi paymak için toplanacağız." diyorlar. Bilmem farkındalar mı, bu ülkenin aydınları gerici darbelere karşı hiç geç kalmadılar. 12 Eylül'ün keskin kılıcı aydınların boğazlarında hissedildiği günlerde cuntanın karşısına dikildi bu ülkenin aydınları! Yalçın Küçük, Emre Kongar ve çok daha fazlası karşı çıktı darbecilere, canları ve gelecekleri pahasına! Bunlar o zamanlar ne halt ediyorlardı bilmiyorum ama aydın olmaya cesaret edemediklerini kendileri itiraf ediyorlar..

Bu gün ise meydanı boş, kendilerini da garantide gördüklerinden olsa gerek hayali darbe paranoyaları üretip kendilerine entelektüel vizyon katma telaşındalar. Biz gerçek ve cesur aydınları 12 Eylül'de gördük, sizden olsa olsa maydın olur! Yarın kendinizi satacaksınız; alıcınız da olur, merak etmeyin. Taraf'ta manşet olursunuz, Zaman'da da söyleşileriniz yayınlanır..

Ya körler ya da kör gibi davranmak işlerine geliyor. Göremiyorlar mı TSK'nın bir müdahale yapacak olsaydı bugüne kadar çoktan yapabileceğini? Göremiyorlar mı TSK'nın darbe yapmayacak kadar GÜÇLÜ olduğunu? Göremiyorlar mı AKP miadını doldurmuşken kimsenin müdahale yapacak kadar aptal olmadığını? Görmüyorlar mı AKP'nin 12 Eylül'ün ABD'den olma çocuğu olduğunu? Hepsini görüyorlar, sadece görmemezlikten gelip rant sağlıyorlar.. Yarın beyazlar bürünüp yürüyecek olanlar 12 Eylül karanlığının ürünleri ve devamıdırlar!

Üniversitelerde Gerilim Tırmanıyor!

üniversite1 Üniversitelerde gerilim gün geçtikçe tırmanıyor. Dün, İktisat dersinde hocamız konuyu açıp üniversitelerdeki gidişattan kaygılandığını söylemişti ki bugün Ankara Üniversitesi'ndeki kavgayı ve eğitime 31 Mart'a kadar ara verildiğini duyduk. Açıkçası şaşırmadım, yaratılan politik gerginliğin yansımaları bütün bunlar. Dün de olmadıkları gibi, bugün de gençler suçlu değil; suçlu olanlar ne yazık ki yaşını başını almış politikacılar!

Gelecekten kaygılanıyorum. Eğer bir kargaşa patlak verirse, bu dün yaşananlardan çok daha kötü olacağa benziyor. Kenan Evren felsefesinin sonucu düşünce özürlü nesiller yetişti, bugün yaşanabilecek bir çatışma gelecek kurma hayalinden ziyade bir ego tatmini olacak. İnsanlar eziklikleri, egoları oranınca taraftar ve şiddete eğilimli olacaklar! Gruplara düşünceler dikte edilecek ve bu edilgen gruplar edilgen eylemleriyle Türkiye'nin zamanını çalacak.

Çok önemli bir virajı alıyoruz ve artık birileri şu yurdum arabasını doğru düzgün kullanmasını öğrenmiştir umuduyla yazımı bitiriyorum. Saygı ve sevgi ile..

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.