| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

8 "abdullah gül" etiketi kullanan gönderi "abdullah gül" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Canan Arıtman ve Ermeni Olmak ya da Olmamak

Canan Arıtman Birçok aydın ve gazetecinin altına imza attıkları özür diliyorum kampanyası, gündemdeki yerini hala tüm sıcaklığıyla koruyor. Pek tabi, değişerek ve genişleyerek. CHP milletvekili Canan Arıtman, olayı çok farklı bir boyuta taşıyarak; Abdullah Gül'ün kampanyaya sıcak baktığını ve bunun altında Abdullah Gül'ün Ermeni bir aileden geldiği gerçeği yattığını iddia etti. Abdullah Gül ise bu iddayı tepkiyle karşıladı ve aile geçmişini ortaya koyarak saf bir Türk ve Müslüman olduğunu ortaya koymaya çalıştı.

Gelinen noktada birileri Abdullah Gül'ün kökenini araştıra ve tartışa dursun ben bu konulara girmeyeceğim. Çünkü, herşeyden önce böyle bir tartışmaya girmek, böyle bir tartışmanın içinde yer almak abestir. İnsanların ailelerinin kökeni sadece ama sadece o insanları ilgilendirir. Bu noktada Abdullah Gül'ün Ermeni Olması ya da olmaması beni ilgilendirmemektedir.

Ama burası Türkiye ve Türkiye'de Ermeni kökenli olmak hala utanılacak birşeymiş gibi sunuluyor ve sanılıyor. Oysaki bu ülkede ırkçı bir ayrım söz konusu olmamlı, bu ayrım öncelikle insanların beyinlerinden silinmeli. Bu noktada, Abdullah Gül'ün Ermeni olmadığını açıklayış şekli de beni oldukça üzdü. Abdullah Gül sanki Ermeni olmak bir suçmuş da o bu suçu işlememiş olduğunu kanıtlamaya çalışıyormuş izlenimi verdi. Oysa Cumhurbaşkanına yakışacak olan tüm bu açıklamalarının yanında, en azından bir dipnot olarak Ermeni olmanın Cumhurbaşkanı olmak için bir engel olmadığını da açıklamaktı. Bence, bu açıklamayı yapmayan Abdullah Gül'ün, Canan Arıtman'dan düşünce yapısı olarak çok da büyük bir farkı yok. Her ikisi de bir Ermeninin Cumhurbaşkanı olmayacağı noktasında hemfikir görünüyorlar.

Abdullah Gül, Ermenistan Yolcusu..

Abdullah Gül Geçen haftalarda Ermenistan'la Türkiye'nin ümit milli takımları bir maç yaptı. Futbola hiç ilgim olmamasına rağmen denk gelmişken, maçın açılışını izledim. Çünkü birşeyi merak ediyordum, Ermeni taraftarların İstiklal Marşı okunurken neler yapacağını görmek istiyordum. Öncelikle bizim marşımız okundu ve fonda ıslıklar, bağrışmalar duyuldu. Buna çok bozuldum. Her ne olursa olsun oradaki taraftarlardan saygı beklemiştim.

Sonrasında ise Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan'dan bir davet geldi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e; Sarkisyan, Abdullah Gül'ü Ermenistan'a milli maçı birlikte izlemeye çağırdı. Şimdi herkes bu davetin kabul edilip edilmemesi üzerine teoriler üretiyor. Edersek vatan elden gidiyor, etmezsek de duvarlarla çevrili bir Türkiye olacağımız propagansı yapılıyor.

İşin açıkçası, öncesindeki deneyimlerimi göz önüne alarak maç sırasında hoş olmayacak durumlar oluşacaktır sanıyorum. Bizi zor durumda bırakacak pankartlar açılabilir ve bu bizim adımıza hiç hoş olmaz. Tüm bunlara karşın, ben yine de diyalogtan yanayım. Belki, "Abdullah Gül ne olursa olsun Ermenistan'a gitmelidir!" diyemem ama gitmese bile ileride bir diyalog oluşturmalıdır.

Daha önce de belirttiğim gibi bunu en üst makamlar yoluyla yapmasak bile gençler olarak bizler yapmalıyız. Belki Abdullah Gül'ün diyalogları konumu itibariyle politik ve diplomatik kaygılarla şekillenmek durumunda kalabilir. Oysaki biz gençlerin diyalogları sadece insanı kaygılarla şekillenecektir. Bu noktada belki bu görev Abdullah Gül'den çok bizlerin.. Cebimde yeteri kadar para olsa, doldururum üniversite gençlerini uçaklara, Ermenistan'a milli maça götürürüm. Belki böyle yıkılabilir, o yıkılmaz sanılan tabular..

Gül'den Erbakan Affı.. Erbakan Artık Özgür..

Necmettin Erbakan Türkiye'de siyasal islamın ilerlemesinde önemli roller üstlenmiş bir isim Necmettin Erbakan. Pek çok kez partisi kapatıldı, hükümler giydi.. Bugün ise onun kurucuları arasında olduğu bir siyasal görüş iktidarda ve onu hüküm giydiği, suçunun sabit olduğunu bir cazadan dolayı affediyor. Suç, devletin partiye verdiği paraların hortumlanması. Bu suçtan dolayı bugüne kadar ev hapsinde tutulmaktaydı Erbakan. Bugün ise özgür..

Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı olarak eski hocasını affetti. Abdullah Gül'ün altına imzasını attığı af belgesinin altına ben de hiç düşünmeden imzamı atardım. 80 yaşını devirmiş bir insana, tek yol hapisane demek insanlık değildir! Evet, Erbakan'ın suçu sabittir ama 80 yaşında bir insanı da hapse atmak hiç yakışık almayacaktır. Bu noktada Abdullah Gül'ün attığı o imza iyidir, güzelden yanadır.

Tüm bunlara karşın bu işin bir de "ama"sı vardır. Herşey iyidir, hoştur ama aynı suçtan yargılanan ve suçlu bulunabilecek Abdullah Gül'ün kişisel olarak bu metni imzalaması etik değildir. Affedilen Necmettin Erbakan'ın söz konusu parayı devlete iade etmemek için her yolu denemesi en basit tabirle ayıptır. Bugün Erbakan o parayı ödediği vakit, oğlunun altındaki spor Mercedes'e birşey olmayacaktır ama eğer ödemezse Erbakan'dan dolayı suçlu sayılan onlarce parti il başkanının malları haczedilecektir. O insanların cebinde belki Erbakan'ın altınlarının binde biri bile yokken Necmettin Erbakan'ın bu yükü o insanlara yüklemesi, herşeyi bıraktım, kendisine yakışmamaktadır.

AKP Artık Sistem Partisidir, CHP ve Diğerleri Marjinalleşmiştir..

erdogan-gül Türkiye'nin şu son bir ayda yaşadıkları bir gerçeği gözler önüne serdi. Günümüz itibariyle AKP artık bir ve şu andaki tek sistem partisidir. Bunu yaşanan süreçte görememek için kör olmak gerekiyor. AKP'ye yakınlığıyla bilinen cemaat lideri Fetullah Gülen'in yüksek mahkemece beraat ettirilmesi, Ergenekon soruşturması kapsamında ulusalcı üst düzey askerlerin teröristlerin sorgulandığı bir binada sorguya çekilmesi ve tutuklanması, AKP'nin kapatılacağına herkes kanaat getirmişken AKP'nin kapatılmamış olması, YAŞ kararlarında "her nedense" 12 yıl aradan sonra bir tek ihraç yaşanmaması bunun en belirgin göstergeleri..

Bugün itibariyle AKP bir sistem partisidir. Bu noktada AKP'nin sisteme uyguğunu sanmıyorum, göstergeler sistemin AKP'ye uyduğunu; daha açık bir tabirle sistemin merkezinde AKP lehine bir oynama olduğunu gösteriyor. Sistem, merkezini yeniden belirlemiştir. Ve bu merkez içerisinde eski sistemin ögelerine yer verilmemiştir. Atatürkçü Düşünce Derneği ve eski sistemin parçalarını oluşturan benzeri kuruluşlar yeni sistem içerisinde marjinal kılınmışlardır. Gelinen noktada en marjinal partilerden biri de, acı da olsa CHP olmuştur. Bunu bugün yaşanan TSK-CHP polemiğinde çok iyi görebiliyoruz.

Bu gerçeklerin artık görülmesi gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleri geride kalan on yılda baştan aşağı farklı bir yola sokulmuştur. Bu yolun hayırlara mı vesile olacağını zaman gösterecektir..

Ankara'nın Suyuna Bak..

Su1 Geçen yaz, Ankara'da su kesintileri yaşanırken bizim evin suyu bir türlü kesilmek bilmedi. Önceleri anlam veremedik, nedendir diye de sormadık kendimize? Yalnız zaman geçmesine rağmen su hala kesilmeyince merak ettik. Ailecek kısa bir araştırmaya giriştik. Sonrasında ise evin Cumhurbaşkanlığı Konutu'yla aynı şebekeden su aldığını öğrendik.

Bunları neden anlatıyorum? Çünkü, dün gece evin musluğundan akan su öylesine iğrenç kokuyor ve öylesine sarıydı ki dişlerimi fırçalayamadım. İğrenç birşeydi ve benim evimin musluğundan akıyordu. Aklıma ilk Melih Gökçek geldi, Ankara'nın suyu temiz diye televizyonların karşısına çıktığı o gün geldi.. Ankara'nın dört bir tarafına astırdığı "Ankara'nın Suyu Temiz" afişleri geldi.. Ve kendi kendime, içimden şunları geçirdim: E be Melih Gökçek, madem benden utanman çekinmen yok bari bu ülkenin Cumhurbaşkanı'ndan utan biraz.. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı'nın yüzünü öylesine sarı ve kokulu bir suyla yıkattığın için utan biraz.. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı'na dişlerini kokan bir suyla yıkattığın için utan biraz..

Kapüşonlu Anıtkabir Ziyareti

sudan Abdullah Gül, sık sık altını çizdiğim gibi Ahmet Necdet Sezer'den farklı bir dış politika izliyor. Türkiye'nin dış politikasını, ne başbakana ne de dış işleri bakanına bırakıyor. Kendisi insiyatifleri dahilinde Türkiye'nin dış politikasına yön vermeye çalışıyor. Bu noktada ülkemize Abdullah Gül'ün konuğu olarak gelen Sudan Cumhurbaşkanı Ömer Hasan Ahmet El Beşir bir çok temasta ve ziyarette bulundu. Bunlardan birisi de, pek tabii Anıtkabir ziyareti idi. Bloguma El Beşir'in ve temsil ettiği Sudan'ın konuk olmasının sebebi de bu..

El Beşir ve ekibi Anıtkabir ziyaretinde yayınladığım fotoğrafı verdiler. Kapüşonlu bir görevli, El Beşir'in imzalayacağı Anıtkabir Özel Defteri'ni yazmakla meşgul. Arkada, garip ve belki de şaşkın bir vaziyette Tarım ve Köy işleri Bakanımız Mehdi Eker ) Sanırım olanlara şaşırmış..

Güneş gözlükleri bir komiklik, kapalı alanda kapüşon başka bir komiklik. Ne demeli bilmiyorum, ne olacak bu Sudan'ın hali demek en doğrusu herhalde. Biz iyi yol kat etmişiz, sevin ya da sevmeyin bugüne gelinene kadar yönetim koltuklarını işgal eden hemen her isim ülkemizi kılığı ve kıyafetiyle düzgün temsil etti.

Not: Bileniniz var mı, her resmi ziyaretçi kafasına göre giyinip ziyaret edebilir mi Anıtkabir'i? Ayrıca bu Anıtkabir'e yapılmış bir saygısızlık olmuyor mu!?

Erdoğan-Gül Savaşı: Yazdığım Gibi Devam Ediyor

erdogan-gül 13 Eylül 2007'de kaleme almıştım "Erdoğan-Gül Savaşı" başlıklı yazımı. Bugün gelinen noktada haklı çıktığımı yazıyor tüm gazeteler. Pek aşikar olmasa da AKP kadrolarında ve Tayyip Erdoğan noktasında bir hoşnutsuzluk olduğuna inanıyorum. Eylül'de yazdığım gibi, aynen tekrar ediyorum; yazdıklarımın yaşanmasının mutluluğuyla: "Abdullah Gül, Ahmet Necdet Sezer gibi AKP dış politikasına karışmamazlık etmeyecek. Hatta Türkiye'nin dış politikasını Çankaya'da şekillendirmeye çalışacak, bu da elbette Gül dışı AKP kadrolarında hoşnutsuzluk yaratacak.."

Abdullah Gül, geziyor; yani daha yeni başladı yolculuğuna. 5 günlük ABD gezisi, onun gezilerinin daha çok uzun süreler devam edeceğini çok güzel gösterdi. Cumhurbaşkanı şimdi de Mısır'da ve sonra başka bir yerde olacak. Bu noktada belirtmek istiyorum ki, AKP'deki Gül-dışı kadrolar ve Tayyip Erdoğan; Ahmet Necdet Sezer'in dış politikada onları alabildiğine rahat bıraktığı günleri mumla arayacak..

Ve bu noktada bir soru soruyorum, tüm merakımla: Ahmet Necdet Sezer neden bu kadar uzak kaldı dış politikadan ve AKP ile aynı çizgiden gelen Cumhurbaşkanı neden bu kadar yakın dış politikaya?

Erdoğan-Gül Savaşı

erdogan-gül Geçen 18 yılda deneyimlerim bana gösterdi ki, insanın en büyük rakibi en yakınındakidir. En yakın arkadaş, sizinle en fazla çarpışan insandır. Bu çoğu zaman aleni yapılmaz, törpülenir... Aradaki bu azılı rekabet pek gün yüzüne çıksın istenmez ve alttan alta büyük kavgalar verilir, canım dostum denilerek...

Bu görünmez sürtüşmeyi biraz da toplum, anneler ve babalar yaratır. Sınav sonucu anneye söylenince annenin sorduğu ilk şey en yakın arkadaşınızın sizden yüksek mi düşük mü aldığı olacaktır. Böyle bir durumda son kaçınılmaz olacak ve eski dostuz en azılı rakibinize dönüşecektir.

Daha yaşamamakla birlikte, evlilik sonrasında anne ve babaların bu iğneleyici sorularını eşlerin sormaya başlayacağına inanıyorum. Örneğin Emine Erdoğan'ın bu günlerde eşinin başını oldukça ağrıttığını düşünüyorum. First Lady olan bir kadın, protokolde arkasında saygıyla bekleyen bir kadının arkasında kalmayı sanırım pek hazmedemeyecek. Bu da Tayyip Erdoğan'ın davranışlarını etkileyeceğe benziyor. Eş durumu Abdullah Gül için de geçerli, Hayrunnisa Gül de eşini rahat bırakmaz sanıyorum.

Hal böyleyken bizlere izlenesi bir pembe dizi sunuluyor. Entriklar, büyük kıskançlıklar ve hırslar )) Şaka değil, gerçek! Bekleyip göreceğiz, izleyeceğiz. Tayyip Erdoğan şu günlerde emin olun pek mutlu değil, onun yerinde olsaydım ben de mutlu olmazdım. Şuna bir bakın: 4 yıl 10 aydır, yani 1774 gündür olmayan birşey oldu! Dün Tayyip Erdoğan hiçbir gazetenin ilk sayfasında yer almadı! İşin Tayyip Erdoğan adına daha acı tarafı kendisinden boşalan yerlerin Abdullah Gül tarafından doldurulması oldu.

Fatih Altaylı, SKY Türk'te yaptığı açıklamada AKP'nin Ahmet Necdet Sezer'i arayacağını söyledi. İlk başta kulağa pek mantıklı gelmese de düşününce Fatih Altaylı'ya fazlasıyla hak vereceksiniz. Nitekim Abdullah Gül, Ahmet Necdet Sezer gibi AKP dış politikasına karışmamazlık etmeyecek. Hatta Türkiye'nin dış politikasını Çankaya'da şekillendirmeye çalışacak, bu da elbette Gül dışı AKP kadrolarında hoşnutsuzluk yaratacak...

Televizyonlar bangır bangır yeni sezon dizilerini tanıtıyor, sakın ha hiçbirisine kapılmayın. En entrikalı, en kavgalı ve en heycanlı dizi Çankaya TV'de, sakın ola kaçırmayın...

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.