Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

11 tane "adana" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"adana" tagli diger ogeler resimler , videolar

Türkiye'nin En Çok Yolculuk Yapmak Zorunda Kalan Blogcusu :)

Kamil Koç Günay Doğan, son zamanlarda ilgi ve zevkle okuduğum bir blog yazarı. Ankara-Adana yolunu geride bırakınca ve üzerine de bir buçuk porsiyon Adana'mı şalgam eşliğinde mideme indirince yorumları bir kontrol edeyim dedim. Günay, durumumu açıklayan, hoş bir yorum yazmış: "Türkiye'nin en çok yolculuk yapmak zorunda kalan ya da en çok yolculuğu seven blogcusu: Okan Yüksel :)

Valla ben birinci şıkkı doğru buluyorum. Yolculuğu bir zamanlar severdim sevmesine ama insan şoför mahalinde olunca pek hoşlanmıyor yolculuktan, en azından 1000 km'yi aşan yolculuklardan..Bu sebepledir ki bugün arabayı Ankara'da bırakıp, gidip güzelce bir bilet aldım. Arabayla dört beş saatte aldığım Ankara-Adana arasını tam altı buçuk saatte ama bolca okuma yaparak geride bıraktım. Bundan böyle yolculuğa arabayla çıkmak yok! Uçak, olmadı (Bursa'ya uçak yok ki!) tercihim otobüsten yana olacak. Bugün bir o yana bir bu yana döne döne Yeni Harman'ı okudum, sonrasında Akşam'ı.. Bolca malzeme çıktı, bloga bir hafta yazacak mal var cepte :)Tabii ben sabırsız bir yazarım, öyle elimdeki malzemeyi bir iki haftalık sürece yayamıyorum. Aklıma ne geldiyse, o anda sunmak zorunluluğunu içimde hissediyorum.. Ve başlıyorum, bir bir yazmaya.

Adana ve Kariyer Planlaması

Merkez Park Birazdan Adana'ya doğru yola çıkacağım. Memlekete gitmeyeli uzun zaman oldu.. Kebabı, şalgamı özledim :) Yaklaşık altı saatlik bir yolculuk beni beklerken yazmak istedim, Adana'da yazıp yazamayacağım meçhul çünkü..

Şu son günlerde Arda Kutsal'ın Televidyon'daki Webrazzi.tv'sini izliyorum. Öncesinde de Levent Özen ile güzel bir yemek sonrası web üzerine bolca sohbet etme ve internetin potansiyelini görme şansını yakalamıştım. Artık internetin çok büyük bir potansiyel arz ettiğine emin oldum. Kariyer planlamamı bu noktayı da göz önüne alarak yapacağım. Gelecek yıllarda bu sektörün medya ile kesiştiği hemen her alanda bilgi ve tecrübelerimle var olmaya çabalayacağım.

Tabii bu yeni kariyer planlaması bana çeşitli sorumluluklar da yüklüyor. Çalışmam ve öğrenmem gereken onca program var. Bu noktada Uludağ Üniversitesi'nin açtığı "web tasarım" ve sorasında açacağı "internet programcılığı" kurslarına katılacağım. Web tasarım için 200 YTL, sonrası için de 300 YTL bütçe bulmam gerekiyor. (Artık peder beyin kapısını Adana'da çalarız.) Tabii tüm bu işler kursla bitmeyecek ve sizlerin kitap tavsiyelerinize ihtiyaç duyacağım. Web'te birşeyler yapabilmek için gerekli altyapı için öneri kaynaklarınızı bekliyorum..

Şimdi yolculuk zamanı, yollar yollar.. Adana'da görüşmek dileği ile..

Yarın Sabah Bursa..

Yollar Ankara-Bursa karayolunu size kilometre kilometre anlatacak duruma geldim :) Kaçıncı kilometrede ne var, hepsi ezberimde.. Ne de olsa sürücülüğümü bu yolda tescil ettim. Herhalde ayda en az bir kez git gel yaptım ama artık cidden sıktı! Bıktım yollardan, araba kullanmasını çok sevmeme rağmen.. Garip bir durum..

Yarın da yollarda olacağım, az önce arabanın bagajını agzına kadar doldurdum. Ne varsa Ankara'daki evde, Bursa'ya görtürüyorum; kitaplarım, cd'lerim, araştırmalarım ve aklınıza daha ne gelirse.. Artık ikametgahım bir orada bir burada olsun istemiyorum. Bursa'ya yerleşiyorum. Ciddi ciddi ikametgahımı da Adana'dan alıyorum, Bursa'ya kaydedeceğim.

Bursa'da bu yıl tek başıma, kendi evimde bolca kafa dinleyeceğim. Bu süreçte üretmemek için bir mazeretim de olmayacak. Okulla birlikte pek çok projeye imza atacağım. Bugüne kadar elde ettiğim tüm kazanımların çok çok ötelerine geçeceğim. Bu yeni dönemde hem akademik hem de kültürel gelişimimi son sürat sürdüreceğim. Ve kitap projem de kısa zamanda sizlerle buluşacak. Levent Özen'le birlikte tam bir hafta boyunca kitabın son rötuşlarını yapmaya yoğunlaşacağız. Sonrasında ise kitabı kitapmarketlerde bulabileceksiniz..

Yeni dönem bomba gibi geliyor, şimdiden söylemesi.. 16'sında Bursa, 19'unda tekrar Ankara ve 21'inde Adana'da olacağım. Arabayı babama teslim edip, Bursa'ya otobüsle döneceğim.. Ve işte o zaman yollar bitecek, durağan bir hayat başlayacak. Ve ben.. üretmeye başlayacağım.. Herşey çok daha güzel olacak, çok daha farklı..

Ve "Yine" Tatil Biter..

Ve sonunda tatil biter, yollar görünür.. Şu an Adana'dayım ama çok kalamayacağım. Pazartesi bizimkiler işbaşı yapacak, Pazar onları Ankara'ya bırakmam gerekiyor. Sonrasında ya Adana'ya dönüş ya da ikinci Ankara dönemi.. Kimbilir belki de kısa da olsa bir Bursa yaparım?

Tatil, her zamanki gibiydi. Gezmek, tozmak, yemek ve içmek.. Deniz, havuz.. Mutlu bir haftaydı ama ben çalışmayı tatilden daha fazla arzuladım. Garip. Sanırım işkolik oldum, bunun sebebi de genellikle sevdiğim işleri yapıyor olmam olsa gerek? Tatilde anladım ki, internetsiz bir hayat da insanı sıkıyor. Özellikle de internetle "gereğinden fazla" içli dışlı olmuş benim gibi tipler için :)

Gündeme dair yazamamak oldukça üzdü beni. Neyse ki gündemde çok büyük ve hızlı değişiklikler olmadı. Rusya, Gürcistan'a girdiği vakit ben tatile girmiştim. Bugün tatilden çıkıyorum ama Rusya'nın Gürcistan'dan çıkacağı yok gibi görünüyor. Bu konuyu uzun uzadıya işlemek istiyorum.. Rusya, Türkiye, Gürcistan ve tüm Kafkaslar..

Anlayacağınız, durmak yok yola devam.. Bugünden itibaren, eski yazı periotlarımla karşınızda olacağım.. Tatil bitti.. Yaşasın bloglamak!

Ve "Yine" Tatil Zamanı Gelir..

Akdeniz Rusya Gürcistan'a girmişken tatile girmek pek akıl karı olmasa da ailevi durumlardan ötürü tatile giriyorum. Babam ve ablam, yıllık izinlerini Pazartesi'nden başlamak üzere almışlar. Bari, ailecek buluşup, tatil yapalım dedik. Yarın Adana'ya, babamı almaya; sonrasında da hep beraber Mersin'e yazlığa geçeceğiz. Yola erkenden çıkabilir ve Adana'ya erken varabilirsem, fırsattan istifade birşeyler karalayabilirim. Adana olmazsa Mersin'de birşeyler yazmak daha da zor olacak, benim için..

Sözün özü; blog, tatil havasına geri dönüyor. Günde en azından bir yazı periodunu tutturamazsam affola.. Elimden geldiğince yazmaya çalışacağım, en azından iki üç günde bir karşınıza çıkmak için elimden geleni yapacağım. Şimdiden görüşmek üzere; hoş ve mutlu kalın..

Unutmadan, tatil izlenimlerimi de ilerleyen günlerde paylaşacağım. Mersin pek bilinmese de Türkiye'nin en modern ve lüks sitelerine sahip.. Yabancılar fark ettiler ama yurdum insanı hala bi'haber.. 

Rakı, Balık; Ayvalık!

Rakı Balık Tatil gerçekten gerekiyormuş. İnsan bunu tatil yapmaya başladığı hemen ilk gün anlıyor. Adana'dan Ankara'ya, Ankara'dan da Ayvalık'a uzanan o uzun yolda yorulsam da şu an burada olmaktan çok mutluyum. İçimdeki tüm karamsarlığı ve karanlığı yok ettim bile sayılabilir. Ayvalık'ın soğuk sularında serinlerken insan ne karamsar düşünebiliyor ne de içinde karanlığa en ufak bir nokta bırakabiliyor. Tarifsiz bir rahatlama yaşıyor, ne yurdun karanlık gündemini ne de gelecekte beliren karanlıkları umursamıyor. Bir bakıma pembe bir rüyanın içine giriyor insan..

Pembe rüyalar pek hoş görülmese de yurdumda, kısacık bir rüya fena da kaçmıyor insan hayatında. İnsan kısacık bir süreliğine de olsa rahatlamak ve en önemlisi unutmak istiyor. On, olmadı on beş gün boyunca herşeyi unutmaya karar verdim. Türkiye'nin gündenmini unutmaya.. Fırsat buldukça da Ayvalık'tan birşeyler bulup paylaşacağım, gündem analizleri yapmak burada çok zor. İnsan karşısında masmavi uzanan bir Ege olunca yazamıyor yurdunun karartılan gündemini..

Ayvalık tek kelime ile "mükemmel".. Tam bana göre, Ege'de "sadece" kafanızı dinleyeceğiniz nadir yerlerden birisi.. Sessiz sakin.. Ayrıca zeytin yağı ve salata kültürü çok gelişmiş. Balık ise vazgeçilmezlerden birisi.. Tabii ki rakının yanında.. (Bu da bir sorunsaldır yurdumda; rakı mı meze edilir balığa, yoksa balık mı meze edilir rakıya?) Geceleri şimdilik böyle.. Rakılı, balıklı.. Garsonların bağırdığı üzere gecemiz şundan ibaret.. "Rakı, balık, Ayvalık!.."

Gündüzleri ise çok daha hareketli; bol mavili, yeşilli.. Onu da artık ilerleyen günlerde paylaşırım sizle.. Görüşmek dileğiyle hoşça kalın..

Eski Dostlar, İlkokul Buluşması ve Tabii Hayat

Dün akşam ilkokul arkadaşlarımla buluştum, son zamanlarda ilk defa bu kadar büyük bir heyecan ve merak duymuştum. Çok güzel oldu, eski günlere gittim.. Ne güzel günlerdi ilkokul yıllarım, tek sorumluluğum hocamın al dediği şeyleri son gün gelmeden babama ya da anneme söylemekti; ki bunu yapmasam da büyük bir kaybım olmayacağının bilincindeydim. Oysa üniversite çok daha farklı, maalesef büyüdüğümüz için artık hocalarımızın ya da sistemin buyurduklarını yapma sorumluıluğunu babamızın sırtına yükleyemiyoruz.. İnsan büyüdükçe, sorumluluk ve bu noktada sorunlar da büyüyor..

Dün arkadaşlarla geçmişi anarken insanın unuttuğunu fark ettim,insan fena halde unutuyor. Yaşanılanları, gelip geçen günleri unutuyoruz.. Unuttuğum o kadar çok şey olmuş ki, o küçük Okan'a dair.. Üzüldüm buna, unuttuktan sonra gelip geçen günlerin ne anlamı olabilir ki; ben bile unuttuktan sonra o günlerin yaşandığını ve en önemlisi mutlulukların acıların var oladuğunu kim iddia edebilir ki? Karar verdim bu sebepten, günü gününe neler yaşadığımı ve en önemlisi neler düşünüp neler hissettiğimi yazacağım..

Adana macerası da yarın son buluyor, bu arada :( Üzgünüm bu sebepten, bu Adana'dan son yazım olacak büyük ihtimalle. Yarın tüm gün hazırlık ve sonunda da 13 saatlik bir Adana-Bursa macerası var.. Daha dostlarımı bile arayamamış, hasret giderememiş halde olmak ve bu zaman darlığında sıkışmak çok zor ve yoğun :( Bu sebepten bir gün mola, hatta daha profesyonel bir tabirle "Yazarımız Okan Yüksel'in yazısı elimize ulaşamadığı için yayınlayamıyoruz." :)

Ve Adana.. Eski Dostlar.. Facebook..

Sonunda Adana'dayım. Çok güzel bir ortam, sıcacık.. Ankara'nın o donmuş ortmanından böylesine sıcak bir ortama gelmiş olmak insan psikolojisini bile olumlu yönde etkiliyor. Adana dışında bir şehirde yaşamadan önce hiç fark etmemiştim Adana'daki süs havuzlarındaki suyun yılın 12 ay akışkan olduğunu, şimdi Ankara'nın o donmuş atmosferinin ardından çok daha iyi anlıyorum bunun değerini.  Çok mutluyum, bol bol kebap yiyor ve alabildiğine şalgam içiyorum :))

Az önce e-postalarıma göz atarken bir mutluluk daha yaşadım, ilkokul arkadaşlarım Cuma günü toplanıyorlarmış. İrem sağolsun haber verdi. Facebook'un bir güzelliği daha hayatıma girdi, geride kaldı sandığım onca dostluğu bugüne taşıdı.  Açıkçası nasıl bir ortam beni bekliyor, bilmiyorum? Heyecanlı ve mutluyum.. 

Yollar yollar..

yol1 Ailecek dağıldık; annem ve ablam iş için Ankara'da, babam da aynı nedenden Adana'da.. Benim için tatil demek artık 2000 km yol yapmak anlamına geliyor. Önce Ankara (500) ardından Adana (Bir 500 daha) ve sonra tekrar okula Bursa (1000). Yollara fazla aşina oldum, zamanında Adana-Ankara arası gözümde çok büyürdü ama artık Bursa-Adana deneyimini 13 saatte kapatmış birisi olarak 500 km nedir anlamıyorum bile :))

Bunca yıllık yolculuklar sırasında en güzel kazanımım kafamdaki Türkiye'nin gerçek Türkiye olmadığını anlamam oldu. Benim bildiğimin dışında da bir Türkiye var; köyünde, kasabasında, olmadı ilçesinde yaşayan. Şimdi düşünüyorum da herkesin kafasında farklı bir Türkiye var, herkes kendi küçük çevresini Türkiye sanıyor.. Oysa Türkiye çok farklı, çok çok farklı..

Anadolu çorak, bunu da gördüm yollarda. Yeşil ve güzellik kıyılarla sınırlı kalmış. Bursa'ya girerken ya da Adana'da o Torosların mis gibi çam ormanlarını görünce daha iyi anlıyorsunuz bunu. Yeşil sadece kıyılarda, içimizde ise koca bir çöl var.. 80 yılda bu çölü yeşertmemek Türkiye için hoş değil!

Yine bana yollar göründü anlayacağınız, 35 YTL verip yine oldum bir turizm firmasının "değerli" yolcusu :) Bekle beni Adana, tekrar geliyorum..

Kızılcıklar Olmuş...

ürücek1 Bir haftadır evimden uzaktaydım ama sonunda evime ve rahatıma kavuştum. Tam 2000 km yol yaptım, bildiğiniz üzere önce Bursa'ya ardından da Adana'ya gittim. Bursa izlenimlerim iyiydi, Adana ise daha iyi oldu.

Bürücek sonbahar havsına girmiş; kızılcıklar, üzümler ve cevizler olmuş. Hal böyle olunca bol bol kızılcık topladım ve tabii topladığımdan fazlasını mideme indirdim :))) (Bkz. Fotoğraf) O sırada da sık sık "Kızılcıklar oldu mu, selelere doldu mu..." edebiyatı yaptım :))) Ablamla bol bol güldük, başlık da buradan geldi...

Bürücekte sadece gülmedim de, o ortamda insan düşünmeden edemiyor zaten. Bol bol düşündüm. İnsanları anlamanın en iyi yolunun insanlardan uzakta kutu bir köşede düşünmekten geçtiğine inanırdım geçmişte, geride bıraktığım son bir kaç gün bu düşüncemin fazlasıyla doğru olduğunu gösterdi bana. İnsanı en iyi insansız bir ortamda anlayacağımı Bürücek'te beynimde çam ormanlarından seriplen oksijen meşk ederken gördüm ve kendimce pek çok yorum kattım "insan"a...

Mutlu ve toplumun içerisinde kendisini kaybetmiş bir zattan hiçbirşey olmayacağına, bu noktada da birşeyler olmak amacında olduğum için sık sık inzivaya çekilmeye karar verdim. Artık düzenli olarak yalnız kalmaya ve düşünmeye çalışacağım. Bu süreçte de bol bol okuyacak ve yazacağım. Uluslararası ilişkiler okumamın da bu noktada yardımlarını görmeyi umuyorum. Hayat denen şu yolda öğrenmeye, paylaşmaya ve en önemlisi mutlu günler geçirmeye heves ediyorum. Yüz yıl önce olmadığımın ve yüz yıl sonra olmayacağımın bilincinde gönlümü eğlendirmeye gayret ediyor, gelip geçen günlere anlamlar yüklemeye çalışıyorum.

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.