Eğitime ve öğretime sıklıkla yer veriyorum bu satırlarda. İnsanın eğitimle biryerlere gelebileceğine inanıyorum: insanı, eğitimsiz eksik sayıyorum. Bu noktada Türk Eğitim Sistemi'ni de eleştirmek durumunda kalıyorum çünkü kıstas alıdğım eğitim sistemi olması gerken sorunsuzluk noktasından çok çok uzaklarda..
Yazık ki, halkımız bu aksak sistemde bile ilk okul dört seviyesinin ötesine geçememiş durumda. Evet, halkımızın eğitim seviyesi ilkokul dördüncü sınıf! Peki ya ahlak seviyesi? İnsanımız sizce kaçıncı sınıfta, veya olduğu sınıfa kadar MEB nasıl bir ahlak sundu insanımıza, bize?
Aldığım eğitim bu noktada genelleştirilebilecekse, kısaca şöyle özetlenebilir: Bir Çek artasözü açıklıyor MEB'in kurumlarından aldığım tüm eğitimin, ahlakın özünü: Asılan hırsız değil, birşey çalarken yakalanandır! Tanrıya şükürler olsun, derslerim her zaman orta derecede oldu: Kişiliğimi zedeleyecek kadar almadım, MEB kurumlarının sunularını!
Sınavlardan kaç puan alıdığım önemli oldu her zaman, nasıl bir kişiliğim olduğunu kimse önemsemedi! Sınavlarda kopya çekme imkanım varken çekmediğimi kimse görmedi, ödüllendirmedi! Tüm bunlar bana öğretti ki bu ülkede kağıtlar önemli, not defterleri önemli.. Eve giden karne önemli, babam sadece o karneye göre değerlendirecek beni.. Babama kızamam bu noktada, çünkü o da biliyor tüm Türkiye'de karnelerin kişilikle ilgili bölümünün yek "Pekiyi" olduğunu!
Ahlakımız, kişiliğimiz maalesef "pekiyi" değil. İlkokul öğretmenlerimizin hepsi ya yalancı, ya da çıkmadık candan umut kesmek istemediler zamanında.. Evet, o canlar çıkmadılar ama çok insanın canını çıkarttıkar. Bu ülkenin paralarını hortumladılar, yetim hakkı yediler vs..
Ahlakmış, yeme şimdi beni Okan! Eğer bu ülkenin en sevilen insanı olmak istersen, yapman gereken ahlaklı olmak değil.. Yapman gerken paranın olması, televizyon ve gazetelerde reklamını yaptıracak kadar paranın olması. Ahlaklı olmak bir rüya, belki de bir saçmalık..
Saçmalıyorum, ne mutlu bana!