Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

3 tane "amerika" etiketli yazı bulundu "amerika" tagli diger ogeler resimler , videolar

ABD'nin Yaptığı Misyonerlik Çalışması Değildir!

Beyaz Saray ABD, 20 ve 21. yüzyıla damgasını vurmuş süper bir güç. Uluslararası sahnede onunla yan yana olmadan ya da ona rağmen birşeyler yapmak oldukça zor. Gücü ve ürettiği politikalarla dünyayı kendince yönetmekte ve sadece kendi çıkarları için hamleler yapmakta. Bu noktada bizim gibi orta halli, gelişmekte olan ama ufukta gelişeceği görünmeyen ülkeler ABD'ni çıkarlarından kendince pay edinme telaşında. Bunu kommensalizm'e benzetebiliriz: Beraber yaşayan iki canlıdan birinin yarar gördüğü, diğerinin etkilenmediği yaşama şeklidir bu. Buradaki beraberlikte konak canlı etkilenmezken konuk, canlı konaktan artık besin alır. Ayrılmaları durumunda konuşun yaşamı olumsuz etkilenir. Köpek balıklarıyla, bu balıkların artıklarıyla beslenen vantuz balıkları arasındaki ilişki bu noktada örnek olarak verilebilir.

Bugün görünen uluslararası ilişkiler de balıklardan farklı değil. ABD'nin peşi sıra dolaşan onlarca vantuz ABD'nin artıkları peşinde koşuyor. ABD'nin ürettiği politikalardan yararlanma telaşında kendini konumlandırıyor. İşte hatalar burada başlıyor, ABD'nin politikalarının hep aynı kalınacağına inanılıyor, ABD ile duygusal bağlar kuruluyor. Oysa ABD, bencilce kararlar alıyor. Zamanında Kuzey Irak Kürtleri bunu anlamadılar. O dönem ABD çıkarına olan Kürtleri destekleme politikasının bir anda son bulması sonucu onbinlerce Kürt öldürüldü Irak yönetimi tarafından. Barzani, bu durum üzerine eski "müttefik"i ABD'den yardım talebinde bulunsa da aldığı cevap olumsuz oldu. Ayrıca bu cevap zamanla ünlendi ve ABD'nin uluslararası müttefiklerine bakış açısını anlatmak için kullanılmaya başladı. Kessinger'ın Barzani'ye cevabı şuydu: "Operasyonlar misyonerlik çalışması (hayır işleri) değildir!"

ABD'nin hayır işleriyle arasının pek de iyi olmadığını, ABD'nin döneklikleri yüzünden Irak yönetimince katledilen on binlerce Kürt ve Şii noktasında görüyoruz. Bugün ise bunu bize Gürcistan gösteriyor, ölen binlerce Gürcü gösteriyor.. Umarım birileri bunu görüyordur..

Ulusalcıların Yapamadıkları Avrupa Açılımı..

Avrupa Birliği Lise yıllarımın başında ulusalcı sayabileceğim Cumhuriyet, Yeniçağ ve benzer gazetelerin Türkiye'nin uluslararası vizyonu noktasında bir tek sloganları vardı: Ne AB ne ABD, Tam Bağımsız Türkiye! Slogan o günlerde oldukça ilgimi çekmiş ve akıllıca gelmişti.. Türkiye'nin önceliğinin ne AB ne de ABD olmadığını, önceliğimizin Türkiye'yi tam bağımsız kılmak olduğunu düşünmüştüm. Bugün de aynı şeyleri düşünüyorum. Yalnız artık bu sloganın birileri tarafından çok yanlış noktalara çekildiğini görmekten rahatsız olmaktayım.

Ulusalcılar arasında AB ve ABD'yi konuşmaya bile tolerans gösteremeyen isimler var. Böyle bir konuşma yaptığınız vakit, aslında AB içinde temiz süt emmiş adamlar var dediğiniz vakit hemen sizi Batı uşaklığıyla itham ediyorlar. Oysa göremedikleri şey ne AB'nin ne de ABD'nin homojen bir yapıya sahip olmadığı. AB ve ABD, içerisinde pek çok farklı görüşten; birbirinden çok çok farklı topluluk ve ideolojilerden oluşuyor. Bu görüşler arasında ulusalcı söyleme uyan birok görüş, ulusalcılarla aynı yolda yürüyen yüz binlerce insan var. Türkiye'de ulusalcılar bunu göremedikleri için, Türkiye'de ulusalcılar bunun bilincine tam olarak varamadıkları için bugün Avrupa ya da Amerika'da ulusalcılar iyi bir vizyona sahip değiller.

Vizyon ise günümüzde "hemen herşey" demek oluyor. Vizyonsuz bir çıkış, çoğunlukla başarısızlıkla sonuçlanıyor. Ulusalcılar artık doğru düzgün bir Batı açılımı yapmalılar, bunu yaparken de iyi bir vizyonu araç edinmeliler. Aksi halde Batı'da Türkiye'yi cemaatler temsil etmeyece devam edeceklerdir. Batı'nın gazeteleri, Batı'nın televizyonları, Batı'nın ajansları Türkiye haberlerini cemaatlerin gözünden vereceklerdir.. Batı Türkiye'nin iç gelişmelerini sadece cemaatlerden öğrenebilecektir.. İşte tüm bu sebeplerden ötürü ulusalcılar yeni bir Batı açılımını bir an önce yapmalıdırlar.. Batı değerlerini ve Batı'nın aydınlığını yaşayan Ulusalcı insanların bu noktada böylesine geç kalmış olması çok düşündürücü...

Ekmek, Nimet ve Anadolu..

Açlık kopyala İnsan sadece doğduğu toprakla var olmuyor, zamanla o toprakla şekilleniyor da. O topak gibi oluyor, o toprağın insanı oluyor, o toprağın var ettiği kültürü kendi biliyor.. O topraktaki acılarla, mutluluklarla şekilleniyor insanın varlığı. Toprak, üstünde yaşayan insana kendi kokusunu veriyor. Bu koku bedenimize öylesine siniyor ki, istesek de istemesek de bu kokuyu taşıyoruz; bu kokuyu benliğimizden uzaklaştıramıyoruz..

Biz nasıl Anadolu kokuyorsak, bir Hinti ya da bir Amerikalı da kendi toprağının kokusunu taşıyor. İşte bu koku kültürleri, kültürler de geçmişe uzanan birer köprü oluşturuyor.. Bir kültürün en küçük detaylarından büyük çıkarımlar elde edebiliyoruz. Kültürlerin ekmeğe olan bakışından anlıyoruz, geçmişte ataların karınlarının tok mu aç mı olduğunu. Ya da dildeki tek bir kelimeden çıkartıyoruz geçmişte insanların bakış açılarını..

Ekmek diyorum, ne ifade ediyor bu topraklarda? Bu topraklarda ekmek ne kadar değerli? Anadolu'da ekmek kutsal, Anadolu'da ekmek "nimet".. Anadolu'da ekmek korunası, saklanası bir mücevher.. Hangimiz bu yaşımıza kadar yerde gördüğümüz bir ekmeği alıp da yüksekçe bir yere kaldırmadı? Hangimiz o çocukluk günlerinde, yerde bulduğu ekmeği başının üzerine koymadı? Hepimiz yaptık, hepimiz bir "nimet" saydık ekmeği, kutsal atfettik.. Bunu yaptık ama çoğu zaman düşünmedik, böylesine ucuz birşeye böylesine değer vermenin ne gereği olduğunu? Bugün bunu düşününce anladım ki, biz ekmeği kutsal atfetmedik. Bize ekmeğin kutsal olduğu, nimet olduğu öğretildi.. Annelerimiz, babalarımız öğretti bunu. Onlara da kendi anneleri, babaları..

Peki neden? Nedeni çok açık.. Çünkü bizim atalarımız çoğu gece aç karınla yattılar. O insanların bilinç altlarına işledi ekmek; olmayan, ulaşılamayan ekmek.. İşte o yüzden nimet saydılar, kutsal atfettiler ekmeği. Ve işte biz hala o yüzden ekmeği kutsal sayıyoruz, ve işte hala o yüzden Amerika'lı çocuklar yemek savaşı yaparken bizler yerde bulduğumuz ekmeği "belki aç birisi bulur da yer" diye yüksekçe ve temiz bir yere koyuyoruz..

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.