| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

21 "ankara" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"ankara" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Üniversite ve Bölüm Tercihi..

Üniversite Öğrencisi Üniversite ve bölüm tercihleri için bir haftadan az bir süre kaldı. Buna karşın hala tercih yapmamış birileri varsa ve internette kendilerine bir kılavuz arıyorlarsa onlara bir iki laf söylemek istiyorum. Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde 3. seneyi okumaya hazırlanan bir üniversite öğrencisi olarak onlara tercihleri noktasında yardımcı olabileceğimi sanıyorum.

Önelikle tercih yapacak arkadaşlar şunu bilsinler: Öyle ya da böyle yapacağınız bu tercih sizin hayatınızdaki en önemli tercihlerden birisi ve belki de birincisi! Bu noktada bu işi ciddiye alın! Sadece dört beş yıl okuyacak bir üniversite ve bölüm seçmediğinizin farkında olun. Hayatınıza dair bir tercih yapıyorsunuz, hayatınızın geri kalanına dair!

Puanınız önemli! Eğer yeterli puan elde edememişseniz tercih yapmayın. Bir yılın koca bir ömürde inanın hiç önemi yok! Eğer daha iyi puanlar alabileceğinize inanıyorsanız, şansınızı tekrar deneyin. Daha ilk girişiniz ise ve ikinci girişinizde daha yüksek puan alacağınıza inanıyorsanız bu yazıyı gelecek yıl okumak için bir kenara atın ve sınava tekrar hazırlanmaya başlayın. Dediğim gibi, bir yılın çok da önemi yok.

Eğer hadeflediğiniz puanı almışsanız; kendinize dair düşünün. İlgi ve becerilerinizi bir kağıda yazın, sonrasında Türkiye'nin koşullarını da göz önünde bulundurarak kendinize uygun bir bölüm seçin. Bu bölüm tıp, hukuk ve benzeri ise herhangi bir üniversiteyi seçebilirsiniz. Benim önerim, ailenizin maddi gücü oranınca, ailenize yakın ama aynı olmayacak bir il seçmeniz. Hem ailenizden çok uzaklarda olmazsınız, hem de aile baskısından uzak bir üniversite hayatınız olur.

Eğer iş garantisi olan tıp veya hukuk gibi bir bölüm seçmeyecekseniz üniversite önem kazanıyor. Türkiye'nin en iyi 5 üniversitesini (ki bunlar aynı zamanda puanları en yüksek olan 5 üniversite oluyorlar) tercih edin. İnanın, sıralamanın dışında kalan üniversiteler, buna maalesef benim üniversitem de dahil, pek bir işe yaramazlar. Bu sebepten yazının başında eğer sınava tekrar girmeyi aklınızdan çıkartmamanızı önerdim. İstanbul ve Ankara dışında yapacağınız tercihleri de önermiyorum. Çünkü bu iki şehir sizin sektörlere yakın olabileceğiniz ve daha öğrenci iken iş bulma imkanlarına sahip olacağınız şehirler. Tüm bu anlattıklarıma karşın; üniversite eğitimi maalesef önemli bir maddi güç gerektiriyor. Herkese parasız eğitim olduğunu sanmayın. Bu ülkede eğitim herkese paralı! Devletin bursuna, kredisine ve yurduna güven olmaz. Özellikle de yurtlar yaşanabilecek, rahat ortamlar değil. Herşeye rağmen, ailenizin maddi gücünü de göz önüne alın. Eğer bu güç yeterli değilse size önerim üniversite seçerken ailenizin yaşadığı ildeki üniversiteyi seçmenizdir..

Daha anlatılabilecek çok şey var ama şimdilik bu kadar. Umarım iyi, düzgün ve ahlaklı insanlar tercihlerinde başarılı olurlar ve yarınlarda biryerlere gelebilirler..

Gazetecilik, demokrasi içindir!

Gazetecilik Ankara'ya gelince ve yapacak çok işim de olayınca kendimi kitaplara verdim. Geçen günlerde Dost Kitapevinde bolca dolaştıktan sonra, bolca kitap alıp öğrenim kredimi son damlasına kadar kullandım. Param kalmadı ama bolca kitabım oldu. Aldığım kitapların büyük bir bölümü gazetecilikle ilgili kitaplar ve bunlar arasında şu an okuduğum kitap Bill Kovach ve Tom Rosensiel imzalı "Gazeteciliğin Esasları". Kitabın satırlarında beni besleyecek pek çok bilgiye rastgeldim, bu sebepten daha kitabı henüz yarılamama rağmen kitabı sizlere önerebilirim.

Daha fazla uzatmadan konumuza gelecek olursam, kitabın "Gazetecilik Ne İçindir?" adlını taşıyan ilk bölümde şu satırlar dikkatimi çekti ve sizlerle paylaşmak, tartışmak istedim: "Gazetecilik, toplum oluşturmak içindir. Gazetecilik, vatandaşlık kavramının ortak payda olması içindir. Gazetecilik, demokrasi içindir. Serbest bilgi akışı ile iyice güçlenen milyonlarca insan, kendilerine yeni hükümetler seçip, ülkelerindeki siyasi, toplumsal ve iktisadi yaşamın daha iyi sürmesi için yeni kurallar oluşturma işine doğrudan dahil olmuşlardır."

Bu tanım üzerinde fazlaca düşünmek gerekiyor. Türkiye'de gazetecilik bu tanıma ne kadar uygun? Türkiye'de yapılan gazeteciliğin demokrasi için olduğunu söylemek ne kadar da güç. Bizim gazetecilerimiz ve gazetelerimiz bırakın demokrasi için var olmayı, birbirleriyle 'o'cu ya da 'bu'cu oldukları için savaş halindeler. Ya da 'o'nun ya da 'bu'nun adamı oldukları için..

ABD'de yapılan kamuoyu araştırmalarında toplam nüfusun %45'i basının demokrasiyi koruduğunu düşündüğünü belirtmiş. Bu azımsanacak bir oran değil ve bence çok önemli. ABD halkının %45'i basın ve demokrasi arasında bir bağ olduğunu ve bu bağın demokrasiyi koruduğunu algılayabilmişken, bizim en ünlü gazetecilerimizin bile basın ile demokrasi arasındaki bağı kuramamış olması ne acı! Bizim demokrasimizin eksiklerinden bir tanesi de bu: gazetecilik! Hatta Türkiye'nin bir eksiği mi demeli?!

Üniversitede benzerlikler, farklılıklar ve sen!

Fark İnsan üniversiteye gelince Türkiye'nin dört bir tarafından insanlarla tanışma, konuşma, dostluk kurma şansı yakalıyor. İlerleyen süreçte samimiyetin de verdiği rahatlıkla herkes kendi kültürünü ortaya koymaya, farklılaşmaya yani kendi özüne dönmeye başlıyor. Geçen günlerde arkadaşlarla aramızdaki farklılıklar üzerine tarışmaya başladık ve sonuç olarak uzak coğrafyaların insanlarının da birbirinden farklı olduklarına karar verdik. Ama bu fark dostluk kurmanız ve hatta can ciğer kuzu sarması olmanız için bir engel değil tabii ki..

Hatta bu farklılıkların güzel yanları var. Örneğin bu farklılıkları keşfetmek benim çok hoşuma gidiyor, garip ama komik de geliyor. Mesela geçen gün arkadaşlarımla yemek hazırlarken üç kere 'şu tavukları bir avcarlayın' dememe rağmen kimse birşey yapmadı, haliyle ben de sesimi yükselterek 'kardeşim avcarlasanıza hadi' dedim ve o zaman arkadaşlarımın avcarlamanın tavuğu terbiyelemek olduğunu bilmediği öğrendim. Çok şaşırdım. Oysa Akdeniz'de avcarlamak her yerde kullanılan bir terim. Buna benzer bir olayı da Ankara'da yaşamıştım. Yan komşumuz arabasını garajdan çıkartırken 'anarya gelin' diye yol göstermiştim, komşumuz yüzüme şaşkınlıkla bakmıştı.. Oysa 'anarya' gelmek 'geri geri gelmek' demekti Adana'da..

Benzerliklerimiz de yok değil, hatta çok daha fazla. Geçen gün yine bir sohbet sırasında hepimiz farklı türdeki okullardan mezun olsak da ortak pek çok anımızın olduğunu keşfettik. Müfredat dışında, hemen her ilde ve okulda şunlar sabit. Hemen hepimize hocalarımız en azından bir kez "Çok komik birşeyse söyle, biz de gülelim..", "Yavrum sen evde de mi böyle masaya oturuyorsun?" gibisinden laflar etmiş. MEB acaba hocalara bu sözleri bir yönerge ile mi ulaştırıyor

17 Mayıs Cumhuriyet Mitingi ve Mustafa Yurtkuran

Anıtkabir 17 Mayıs'ta binlerce insan Cumhuriyetine sahip çıkmak için Tandoğan'daydı.. Uludağ Üniversitesi, Atatürkçü Düşünce Topluluğu (ADT) üyeleri de diğer yüz binlerce insan gibi meydandaydı: Türkiye'nin laik olduğunu, laik kalacağını ve çağdaş bir geleceği haykırıyorduk, hep bir ağızdan.. Bizi diğer katılımcılardan ayıran tek şey rektötümüz Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran'ın demir parmaklıklar ardında olmasıydı. Bu sebepten durmadan haykırdık: "Yurtkuranlar içeride, yurtsatanlar nerede?" diye.. Diğer katılımcılar da destek verdiler, hep beraber selamladık parmaklıklar ardındaki rektörümüzü.. Bilmiyorum, selamımız ona kadar ulaştı mı? Biz ulaşması için tüm gücümüzle haykırdık!

Ardından, Anıtkabir'e Ata'nın huzuruna çıktık. Anıtkabir'i ilk defa bu kadar kalabalık gördüm, mutlu oldum. Fonda insanların Ergenekon'a atfen söyledikleri "Tayyip arama, 1 numara burada!" sloganlarıyla Anıtkabir'i de gezdik.

Şimdi Bursa'dayım. Cumhuriyetime ve rektörüme karşı sorumluluğumu yerine getirmenin mutluluğuyla yazıyorum bu satırları ve Tandoğan'da yüzbinlerin haykırdığı gibi ben de haykırıyorum: "Gün gelecek, devran dönecek..."

8. Ankara Blog Yazarları Buluşması'nın Ardından..

Ankara Blog Yazarları Buluşması

Uzun zamandır Ankara Blog Yazarları Buluşması'na katılmak istiyordum, sonunda oldu: 8. Ankara Blog Yazarları Buluşması'nda ben de vardım. Barış Ünver'in organizasyonunu üstlendiği, Cafe Bistro'da gerçekleşen toplantıya otuza yakın kişi katıldı. Toplantının ana gündem maddesi Türkiye blogosferinin sadece İstanbul'dan ibaret sayılmasıydı. Bu nokta bu yanlışı nasıl düzeltmemiz gerektiği üzerinde fikir alışverişinde bulunduk..

Ayrıca ben, yakın bir zamanda yayınlanacak olan blog kitabım hakkında küçük bir anket yaptım. Katılımcıların kitabı bir an önce okuma hevesleri beni oldukça mutlu etti.

Sözün özü dün benim ve Türkiye blogosferi adına sevindirici gelişmeler yaşandı. Tüm bunlar için Barış'a ve diğer katılımcılara teşekkürler..

Kemal Kılıçdaroğlu İstanbul'da Yolunu Bulabilir Mi?

Kemal Kılıçdaroğlu AKP yerel seçim hazırlıklarını beklediğim performansla sürdürmüyor ya da sürdüremiyor. Örneğin Adana'da Aytaç Durak gibi bir ismi kaybetti. Bursa'da ise Hikmet Şahin'in kaybedildiğini düşünüyorum. Diğer illerdeki performansını tam olarak analiz edecek durumda değilim ama en azından Türkiye'nin ilk beş şehrinden ikisinde hatalar yaptığını söyleyebilirim..

Diğer üç şehre gelirsek, İzmir'de zaten AKP'ye pek şans atfedilmiyor. İzmir yine CHP'nin olacağa benziyor. Ankara'da ise AKP olmasa bile Melih Gökçek iyi bir performans sergiliyor. Yapılan kamuoyu araştırmalarında Karayalçın'dan önde gittiği gözleniyor.. İstanbul da da şu an için durum Ankara'dan farksız, yani AKP önde gidiyor.

İstanbul ve Ankara'da halkın düşüncelerini değiştirebilecek iki güçlü isim var ve bu değişim için önümüzdeki süreç yeterli. Bu noktada Karayalçın'ın ve Kılıçdaroğlu'nun büyük bir sorumluluk aldığını düşünüyorum. Bu büyük sorumluluktan olsagerek Kemal Kılıçdaroğlu, şimdiden seçim çalışmalarına başladı. Hem de kendisinden hiç beklemediğim bir performans ile..

Neler mi yaptı? AKP ne dediyse, bunun doğru olmadığını gösterdi. Ve bunu yaparken de kendini beğenmiş bir vizyonla değil, bir halk çocuğu olarak karşımıza çıktı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendisinden korkmuş olacak ki, "Kılıçdaroğlu'nu İstanbul'a bırakın yolunu bulamaz." dedi. Kılıçdaroğlu'ndan hemen bunun cevabı geldi: "Ben istanbul'a yolumu bulmaya (rant sağlamaya) değil hizmet yapmaya geliyorum." Sonrasında ise Başbakan Erdoğan, İstanbul'da çamur kalmadı açıklaması yaptı. Kılıçdaroğlu'nun buna da cevabı gecikmedi, bir gün sonrasında gazetelerin kapaklarını Kılıçdaroğlu'nun paçasına kadar çamura bulanmış İstanbul fotoğrafları süsledi. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün, ilerleyen süreçte daha iyilerini de göreceğiz..

Bu noktada İstanbul ve Ankara'da seçim yarışının sonu ne olur, açıkçası şimdiden öngörmek pek mümkün değil. Ama sonuç her ne olursa olsun bu seçim sürecinin diğerlerinden zevkli geçeceği muhakkak..

Ankara'nın "Gaz"ına Bak, Gözlerimin Yaşına Bak..

Gaz Yurdum insanı ard arda gelen zamlarla bunalmışken utanılası belgeler düştü yurdum gündemine. Öğrendik ki yurdum insanından peşin olarak aldığı doğal gaz bedelini BOTAŞ'a ödemeyip kendi işlerinde kullanan güzide bir belediyemiz varmış. Hem de bu belediye Anadolu'nun kıyıda köşede kalmış, giden gelmez bir yerleşimde de değilmiş. Ta yurdumun orta yerinde, yurdumun başkentinin belediyesiymiş bu belediye.

24 saat aralıksız tebessüm eden Melih Gökçek'in başkanlığını yaptığı Ankara Büyükşehir Belediyesi eldindeki parayı BOTAŞ'a vermiyormuş. İşte bu sebepten, yani alamadığı borçları yüzünden, BOTAŞ yurdum insanının azıcık aşına da göz koymak durumunda kaldı. %25'lik zam bu halka kışın soğuklarda don demektir. Yazıktır, günahtır. Bu zihniyet(sizlik) artık yurduma yakışmamaktadır.

Türkiye'nin En Çok Yolculuk Yapmak Zorunda Kalan Blogcusu :)

Kamil Koç Günay Doğan, son zamanlarda ilgi ve zevkle okuduğum bir blog yazarı. Ankara-Adana yolunu geride bırakınca ve üzerine de bir buçuk porsiyon Adana'mı şalgam eşliğinde mideme indirince yorumları bir kontrol edeyim dedim. Günay, durumumu açıklayan, hoş bir yorum yazmış: "Türkiye'nin en çok yolculuk yapmak zorunda kalan ya da en çok yolculuğu seven blogcusu: Okan Yüksel

Valla ben birinci şıkkı doğru buluyorum. Yolculuğu bir zamanlar severdim sevmesine ama insan şoför mahalinde olunca pek hoşlanmıyor yolculuktan, en azından 1000 km'yi aşan yolculuklardan..Bu sebepledir ki bugün arabayı Ankara'da bırakıp, gidip güzelce bir bilet aldım. Arabayla dört beş saatte aldığım Ankara-Adana arasını tam altı buçuk saatte ama bolca okuma yaparak geride bıraktım. Bundan böyle yolculuğa arabayla çıkmak yok! Uçak, olmadı (Bursa'ya uçak yok ki!) tercihim otobüsten yana olacak. Bugün bir o yana bir bu yana döne döne Yeni Harman'ı okudum, sonrasında Akşam'ı.. Bolca malzeme çıktı, bloga bir hafta yazacak mal var cepte Tabii ben sabırsız bir yazarım, öyle elimdeki malzemeyi bir iki haftalık sürece yayamıyorum. Aklıma ne geldiyse, o anda sunmak zorunluluğunu içimde hissediyorum.. Ve başlıyorum, bir bir yazmaya.

Adana ve Kariyer Planlaması

Merkez Park Birazdan Adana'ya doğru yola çıkacağım. Memlekete gitmeyeli uzun zaman oldu.. Kebabı, şalgamı özledim Yaklaşık altı saatlik bir yolculuk beni beklerken yazmak istedim, Adana'da yazıp yazamayacağım meçhul çünkü..

Şu son günlerde Arda Kutsal'ın Televidyon'daki Webrazzi.tv'sini izliyorum. Öncesinde de Levent Özen ile güzel bir yemek sonrası web üzerine bolca sohbet etme ve internetin potansiyelini görme şansını yakalamıştım. Artık internetin çok büyük bir potansiyel arz ettiğine emin oldum. Kariyer planlamamı bu noktayı da göz önüne alarak yapacağım. Gelecek yıllarda bu sektörün medya ile kesiştiği hemen her alanda bilgi ve tecrübelerimle var olmaya çabalayacağım.

Tabii bu yeni kariyer planlaması bana çeşitli sorumluluklar da yüklüyor. Çalışmam ve öğrenmem gereken onca program var. Bu noktada Uludağ Üniversitesi'nin açtığı "web tasarım" ve sorasında açacağı "internet programcılığı" kurslarına katılacağım. Web tasarım için 200 YTL, sonrası için de 300 YTL bütçe bulmam gerekiyor. (Artık peder beyin kapısını Adana'da çalarız.) Tabii tüm bu işler kursla bitmeyecek ve sizlerin kitap tavsiyelerinize ihtiyaç duyacağım. Web'te birşeyler yapabilmek için gerekli altyapı için öneri kaynaklarınızı bekliyorum..

Şimdi yolculuk zamanı, yollar yollar.. Adana'da görüşmek dileği ile..

Ve Ankara..

Ve artık Ankara'dayım.. Kısacık kalacak da olsam yazmak istedim. Yarın Adana'ya geçiyorum. 22'sinde ise Bursa'ya dönüyorum. Umarım daha uzun bir zaman yolculuk etmek zorunda kalmam. Şöyle bir altı ay Bursa il sınırından dışarıya çıkmak istemiyorum. Bugün yolda uyumamak için hemen her petrolde durup yüzümü yıkadım, yollar bitmek bilmedi Şimdi ise çok yorgun ve tabii uykusuzum. Derin bir uyku zamanı.. Gece görüşmek üzere, tabii uyanabilirsem  

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.