Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

3 tane "askeri müdahale" etiketli yazı bulundu "askeri müdahale" tagli diger ogeler resimler , videolar

TSK Silahlı Müdahale Yapacak Kadar Güçsüz Değildir!

Yaşar Büyükanıt Çoğu forumda, platformda duyuyorum; birileri TSK'nın iç politikaya askeri bir müdahale yapmasından endişe duyuyor. Böylesine birşey için, özellikle de bugünlerde endişelenmek sok derece yersiz. Daha geride bıraktığımız haftada gördük, birileri "darbe"ye karşı yürüdüler; şimdi oturmuş 70 milyon adım atıp atamadıklarını sayıyorlardır herhalde..

Hepsine şaşırıyorum. Şaşırmamın temel nedeni, bu insanların TSK'yı Türkiye içerisinde böylesine güçsüz farz etmeleri. Oysa TSK, Türkiye içerisinde sandıklarından çok daha güçlü ve etkin. Bu sebepten TSK, elindeki mevcut güçlerle yurdum gündemine yön verme potansiyelini zaten elinde bulunduruyor. Hal böyleyken, karşımıza tek bir gerçek çıkıyor: TSK, silahlı bir müdahale yapacak kadar güçsüz değil! Belki 80'de güçsüzdü ama bugün değil!

Darbeye Karşı 70 Milyon Adım

21 Haziran 2008 Cumartesi günü, yani yarın, bir takım sivil toplum örgütleri darbeye karşı yürüyüş organize etmişler. Davetlerinde "İşte o gün, 50 yıldır cesaret edemediğimiz, hep geç kaldığımız birşeyi yapmak için toplanacağız." yazmışlar. Kendilerini ve söz konusu organizasyonlarını fark edince şaşırdım, önce gidip birer birer haber sitelerini baştan sona taradım; birileri darbe yaptı da benim mi haberim olmadı diye :) Baktım ortada darbe ya da darbeci yok.. Hal böyleyken, peki bunlar ne halt etmek için yürüyorlar?

Utanmadan "50 yıldır cesaret edemediğimiz, hep geç kaldığımız birşeyi paymak için toplanacağız." diyorlar. Bilmem farkındalar mı, bu ülkenin aydınları gerici darbelere karşı hiç geç kalmadılar. 12 Eylül'ün keskin kılıcı aydınların boğazlarında hissedildiği günlerde cuntanın karşısına dikildi bu ülkenin aydınları! Yalçın Küçük, Emre Kongar ve çok daha fazlası karşı çıktı darbecilere, canları ve gelecekleri pahasına! Bunlar o zamanlar ne halt ediyorlardı bilmiyorum ama aydın olmaya cesaret edemediklerini kendileri itiraf ediyorlar..

Bu gün ise meydanı boş, kendilerini da garantide gördüklerinden olsa gerek hayali darbe paranoyaları üretip kendilerine entelektüel vizyon katma telaşındalar. Biz gerçek ve cesur aydınları 12 Eylül'de gördük, sizden olsa olsa maydın olur! Yarın kendinizi satacaksınız; alıcınız da olur, merak etmeyin. Taraf'ta manşet olursunuz, Zaman'da da söyleşileriniz yayınlanır..

Ya körler ya da kör gibi davranmak işlerine geliyor. Göremiyorlar mı TSK'nın bir müdahale yapacak olsaydı bugüne kadar çoktan yapabileceğini? Göremiyorlar mı TSK'nın darbe yapmayacak kadar GÜÇLÜ olduğunu? Göremiyorlar mı AKP miadını doldurmuşken kimsenin müdahale yapacak kadar aptal olmadığını? Görmüyorlar mı AKP'nin 12 Eylül'ün ABD'den olma çocuğu olduğunu? Hepsini görüyorlar, sadece görmemezlikten gelip rant sağlıyorlar.. Yarın beyazlar bürünüp yürüyecek olanlar 12 Eylül karanlığının ürünleri ve devamıdırlar!

Askeri Müdahale, AKP, 30 Ağustos, İhtimaller

f16 Şu son günlerde "askeri müdahale" olma olasılığı gazete ve televizyonlarda tartışılan bir mevzu halini aldı. Daha dün Tercüman gazetesinde "Yoksa bu sessizlik fırtına öncesi mi?" gibisinden bir yazı okudum. Bu noktada yorum yapacak bilgim yok, şu an fırtına öncesi sessizliği mi yaşıyoruz bunu ancak Genelkurmay bilir. Sessizlik demişken şu an bizim buralar pek sessiz değil, evimiz Atatürk Kültür Merkezi havzasında olduğu için düşük irtifada birçok savaş uçağı semayı keskin bir sesle doldurmakta. Zaten bu gün beni de bu uçaklar uyandırdı, askeri müdahale oldu sandım ve hemen televizyona koştum. Uyuku havamdan uzaklaşmaya doğru 30 Ağustos aklıma geldi :)))

Bu yazıyı yazmama da bu uçaklardan yükselen o yıldırıcı ses vesile oldu. Savaş uçaklarının en önemli silahlarının bu ses olduğuna karar verdim, az önce. O ne muhteşem, o ne sindirici bir sestir öyle? Ben buradayım, üzerindeyim ve seni bitirebilirim diyor.  Bu ses gücü temsil ediyor ve ne mutlu ki bu güç biz Türk halkının, Mustafa Kemal Atatürk'ün değerlerini savnunan her yurttaşın...

Bu noktada birilerine de tavsiye vermek istiyorum, dillerinde sakız ettikleri oranlara pek önem vermesinler. İnsanın en etkin güdüsünün yaşama güdüsü olduğunu, yaşayabilmek uğruna insanın her türlü dönüşü yapabileceğini unutmasınlar. Bu ülkede, kurucular haricinde, en fazla halk desteğini alan isim Adnan Menderes olmuştu ama asılırken onu destekleyen halk onu asanları alkışlıyordu! Alkışlayan insanları bu gün gelinen noktada aşağılayabilirsiniz, fakat bu insana özgü sevmek, aşık olmak veya nefret etmek gibi bir duygudur. Örneğin bir iç savaş sonrası şeriatçı bir gerilla açıklama yapmıştı; "Köylere girerdik, iki adam keserdik ve tüm köylü bize tapmaya başlardı. Ardından köyden ayrılır, köye ordunun girdiğini duyardık. O zaman da tüm köy ordu yanlısı olurdu."

Bu noktada en büyük sorumluluk AKP'de. Ortamı saçma sapan konularda germemeleri çok önemli. Sonuçta bu halkın sizin ideolojilerinizden önce doğru düzgün bir eğitim, sağlık, bayındırlık sistemine ihtiyacı var. Daha dün Fatih Altaylı dünyanın büyük bir ekonomik krize doğru ilerlediğini belirtti, bu krizin kırılma noktası büyük ihtimalle Türkiye'den başlayacak. Bu noktada bu krizin önemlerini almaya bakın sayın AKP yöneticileri. Aksi halde ekonomik kriz sizleri de Türkiye tarihinden silecektir.

Son olarak diyeceğim şudur; haddinizi bilmenizi falan ukala bir dille isteyemem, sizden tek istediğim insanın nasıl bir doğası olduğunu göz önünde bulundurmanız. Atacağınız her adımda iki kere düşünmeniz ve gereksiz polemikler yaratmamanız. Aksi halde emin olabilirsiniz ki size oy veren insanların %95'i üstlerinden iki savaş uçağı geçmesiyle taraflarını değiştireceklerdir. Atma Recep din kardeşiyiz demeyin, benim adım Recep değil! İnanmıyorsanız 12 Eylül sabahını hatırlayın. Binlerce silahlı militan, on binlerce silahlı devrimci evlerinde oturdular, tek bir kurşun bile sıkılmadı! Bilmem anlatabiliyor muyum?

The Rise of Sodom and Gomorrah - Therion
Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.