Şu son günlerde "askeri müdahale" olma olasılığı gazete ve televizyonlarda tartışılan bir mevzu halini aldı. Daha dün Tercüman gazetesinde "Yoksa bu sessizlik fırtına öncesi mi?" gibisinden bir yazı okudum. Bu noktada yorum yapacak bilgim yok, şu an fırtına öncesi sessizliği mi yaşıyoruz bunu ancak Genelkurmay bilir. Sessizlik demişken şu an bizim buralar pek sessiz değil, evimiz Atatürk Kültür Merkezi havzasında olduğu için düşük irtifada birçok savaş uçağı semayı keskin bir sesle doldurmakta. Zaten bu gün beni de bu uçaklar uyandırdı, askeri müdahale oldu sandım ve hemen televizyona koştum. Uyuku havamdan uzaklaşmaya doğru 30 Ağustos aklıma geldi :)))
Bu yazıyı yazmama da bu uçaklardan yükselen o yıldırıcı ses vesile oldu. Savaş uçaklarının en önemli silahlarının bu ses olduğuna karar verdim, az önce. O ne muhteşem, o ne sindirici bir sestir öyle? Ben buradayım, üzerindeyim ve seni bitirebilirim diyor. Bu ses gücü temsil ediyor ve ne mutlu ki bu güç biz Türk halkının, Mustafa Kemal Atatürk'ün değerlerini savnunan her yurttaşın...
Bu noktada birilerine de tavsiye vermek istiyorum, dillerinde sakız ettikleri oranlara pek önem vermesinler. İnsanın en etkin güdüsünün yaşama güdüsü olduğunu, yaşayabilmek uğruna insanın her türlü dönüşü yapabileceğini unutmasınlar. Bu ülkede, kurucular haricinde, en fazla halk desteğini alan isim Adnan Menderes olmuştu ama asılırken onu destekleyen halk onu asanları alkışlıyordu! Alkışlayan insanları bu gün gelinen noktada aşağılayabilirsiniz, fakat bu insana özgü sevmek, aşık olmak veya nefret etmek gibi bir duygudur. Örneğin bir iç savaş sonrası şeriatçı bir gerilla açıklama yapmıştı; "Köylere girerdik, iki adam keserdik ve tüm köylü bize tapmaya başlardı. Ardından köyden ayrılır, köye ordunun girdiğini duyardık. O zaman da tüm köy ordu yanlısı olurdu."
Bu noktada en büyük sorumluluk AKP'de. Ortamı saçma sapan konularda germemeleri çok önemli. Sonuçta bu halkın sizin ideolojilerinizden önce doğru düzgün bir eğitim, sağlık, bayındırlık sistemine ihtiyacı var. Daha dün Fatih Altaylı dünyanın büyük bir ekonomik krize doğru ilerlediğini belirtti, bu krizin kırılma noktası büyük ihtimalle Türkiye'den başlayacak. Bu noktada bu krizin önemlerini almaya bakın sayın AKP yöneticileri. Aksi halde ekonomik kriz sizleri de Türkiye tarihinden silecektir.
Son olarak diyeceğim şudur; haddinizi bilmenizi falan ukala bir dille isteyemem, sizden tek istediğim insanın nasıl bir doğası olduğunu göz önünde bulundurmanız. Atacağınız her adımda iki kere düşünmeniz ve gereksiz polemikler yaratmamanız. Aksi halde emin olabilirsiniz ki size oy veren insanların %95'i üstlerinden iki savaş uçağı geçmesiyle taraflarını değiştireceklerdir. Atma Recep din kardeşiyiz demeyin, benim adım Recep değil! İnanmıyorsanız 12 Eylül sabahını hatırlayın. Binlerce silahlı militan, on binlerce silahlı devrimci evlerinde oturdular, tek bir kurşun bile sıkılmadı! Bilmem anlatabiliyor muyum?