Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

7 tane "atatürk" etiketli yazı bulundu "atatürk" tagli diger ogeler resimler , videolar

"Türkiye'de Sivil Darbe Uygulanıyor!"

hurşit_tolonŞener EruygurMustafa BalbaySinan Aygün

25 Cumhuriyet sevdalısı gözaltında, Cumhuriyet'in temel değerlerini canla başla koruyan 25 insan evlerinden toplandı bugün.. Daha iddianamesi bile hazırlanmamış bir dava için böylesine büyük ve değerli isimlerin göz altına alınmış olması akla sivil darbeyi getiriyor! ADD Genel Sekreteri Suay Karaman "Türkiye’de iktidar tarafından bir sivil darbe uygulanmaktadır" sözleriyle buna işaret ediyor.

Yapılanlar Türkiye'deki ulusalcı güçleri ve halkın ulusalcı bilincini kuvvetlendiriyor. Org. Hurşit Tolon, Sinan Aygün, Mustafa Balbay ve diğer isimler; hepsi bu halkın içinden geliyorlar. Halk bu insanları seviyor ve bu insanların doğruları söylediğine inanıyor. Yapılanlar halkı üzüyor..

"Atatürk'ü Sevmiyorum, Humeyni'yi Seviyorum.."

Teke Tek Fatih Altaylı'nın dün akşam Teke Tek'te konukları üniversite öğrencileriydi. Kevser Çakır ve Nuray Bezirgan isimli türban eylemcisi bayan öğrencilerin açıklamaları ise hem Altaylı'yı hem de izleyenleri hayrete düşürdü. Türbanlı öğrenciler mülakat sırasında "Humeyni'yi seviyorum, Atatürk'ü sevmiyorum.." açıklamasında bulundular.. (Haber Türk)  Programı canlı izleme fırsatım olmadı ama daha sonradan tekrarını yakalayabildim. Konuşulanların yorum ve cevapları ilginç, özellikle Nuray Bezirgan'ın "Atatürkü sevmeme hakkı var mı? Başıma bir iş gelmeyecekse ben sevmiyorum." sözleri oldukça çarpıcı. Nuray Bezirgan bu kadarla da yetinmiyor, sözlerine devam ediyor: "Yani İngilizler olsaydı benim haklarım daha geniş olacaktı. Zaten mesele bu yani. İnsanlar bana Atatürkçülük adına zulmediyorlarsa benden Atatürk'ü sevmemi bekleyemezsiniz."

Nuray Bezirgan Türkiye'de doğrusuyla yanlışıyla var olan bir kesimi temsil ediyor. Sözcülüğünü ettiği kesim ise içerisinde büyük çelişkileri barındırıyor. Mesela neler mi? Nuray Bezirgan yasakcılığın ana vatanı olan İran'ın Humeyni'sini seviyor ama özgürce konuşabildiği Türkiye Cumhuriyet'inin Mustafa Kemal'ini sevmiyor. Tüm bu açıklamaları da özgürlükçü bir vizyonla, yasaklara karşı savaşırmışcasına yapıyor. Özgürlükçü bir vizyonla Humeyni'yi nasıl ağızlarına alabiliyorlar, anlamak güç. Kendilerine sormak lazım, acaba o çok sevdikleri Humeyni'nin İran'ında Humeyni'yi sevemediklerini söyledikleri vakit başlarına neler gelecek?

Nuray Bezirgan'ın Mustafa Kemal'in Cumhuriyetindense bir İngiliz sömürgesinde yaşamak gibi bir ideali de var. Bunu da anlamak oldukça güç. Bu düşünceye onur atfedemiyorum. Dökülen kanlara karşı bir vefasızlık olarak algılıyorum.

Nuray Bezirgan'ı birilerinin gizli ajandasının yankısı olarak değerlendiriyorum. Birileri yasaklara karşı savaşır vizyonuyla Mustafa Kemal'e saldırıyor. Kafalarındaki yönetim ise Humeyni'nin İslami baskı rejimi. Kimi liberaller bunu fark edemiyerek kendi özgürlükçü ideolojilerine ihanet ediyorlar. Umarım akıbetleri İran'da İslami devrim sonrası asılan yoldaşları gibi olmaz..

Türk! Öğün. Çalış. Güven.

üvenpark Ulu önder söylemiş vakti zamanında. Bugün de hala önemini ve güncelliğini koruyan bir söz "Türk! Öğün. Çalı. Güven." Çıkartacağınız anlam, alacağınız ders aşikar; yalnız gizli kalmış bir iki nokta dışında..

Bilmem, siz de bu sözü ilk duyduğunuzda garipsediniz mi? Ben garipsemiştim, daha doğrusu bir insanın çalışmadan kendisiyle övünmesine bir anlam verememiştim. Hatta bu sözün "Türk! Çalış. Öğün. Güven." olarak düzeltilesi gerektiğini bile düşünmüşlüğüm olmuştu zamanında :)) Bugün geldiğim noktada ulu önderi çok iyi anlıyorum. Ne demek istediğini, bu sözün altında hangi amacın yattığını?

Bugün bu söze en az dün olduğu kadar ihtiyacımız var! Mustafa Kemal, Türk'ün öncelikle kendisiyle övünmesini istemişti. Kendisine güvenmesini. Bu sebepten çok söz söyledi, "Türk Milleti Zekidir!" gibi.. Tüm bunları Türk milletinin kendine olan özgüven eksikliğini yıkmak, Türk milletini edilgen bir konumdan etken bir konuma yükseltmek için yaptı. Bugün hala çalışmaya başlamak için önümüzde duran en büyük engel halkın kendisiyle övünmemesi, hatta kendisini eksik görmesi. Artık aklı başında kimse "Tapınak Şovalyeciliği", "ABD tırsaklığı" yapmasın! Dünyada uluslararası politikaya yön veren güç insan, ve bizler de insanız! Bu noktada kimseden eksiğimiz yok ama bunun farkına bir türlü varamadık, Mustafa Kemal bile bu farkındalığı tüm yurda maalsef yayamadı..

İstanbul'dan Fransızca Bilen Adam Toplatmak

ercument-ekrem-talu Cumhuriyet kurulduğu vakit, en büyük eksiğimiz ne paraydı ne de güç: en büyük eksiklik iş bilen, yani kalifiye insandı! Bu kalifiye işgücü yoksunluğu öyesine vahim bir hal almış ki, Mustafa Kemal emir çıkartımış: "İstanbul'daki Fransıca bilenleri toparlayın!" Hatta bir rivayete göre, babamdan duydum, vakti zamanında Ankara Gar'ında Devlet Personel Daire'sine görev yapan devlet memurları gördükleri her kravatlıyı çevirir iş teklif ederlermiş :))

Bu noktada Bedii Faik, Mustafa Kemal Atatürk'ün özel kalem müdürlüğünü yapan, aynı zamanda ünlü edebiyatçı Recaizade Mahmud Ekrem'in de oğlu Ercüment Ekrem Bey'in bu görevi nasıl üstlendiğini garipsiyor. Garipsemesinin sebebi Ercüment Ekrem'in eksikliği değil, sadece kişiliği.. Öyle ki, Ercüment Ekrem oldukça esprili tüm kurallarla alay edebilecek bir insan; yani bizim tabirimizle "Hayatı ti'ye alan bir zat" :)) Bu noktada Bedii Faik haklı ama kendisi şunu demekten de kendisini almıyor: Hal öyle bir hal'di ki Mustafa Kemal Ercüment Ekrem'i kendisine ayırarak en iyisini yapmış..

İşin komik tarafı ise Ercüment Ekrem'in Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'nden azledilmesi: Birgün Mustafa Kemal, Ercüment Ekrem'i çağırır ve planları hakkında birşeyler anlataya başlar. Bir noktadan sonra, "Beyefendi, lütfen not alınız." der. Der demesine ama Ercüment Ekrem'in tek yaptığı şey sırayla ve telaşla ceplerini aramaktan başka birşey değildir. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, ne hikmetse elinde defter, ama cebinde kalemsizdir. O durumda, Ercüment Ekrem odada bulunan Latife Hanım'a "Lütfen bir kalem getirebilir misiniz?" demekten başka birşey yapamaz. Ve o gündür bu gündür Cumhurbaşkanlığı Genel Sekraterimiz Ercüment Ekrem değildir :))

Bir Adet Mustafa Kemal, Lütfen?

atatürk Bizde ne yok oldu biliyor musunuz? Bizde ışık yok oldu: dünyayı aydınlatmak için, ezilenleri korumak için daima yakacağımız ışık kayboldu.. Türkiye Cumhuriyet'i bu ışığı kaybetti. MEB bizlere bu ışığı veremedi, bu ışıktan yoksun yetiştik bizler..

Ama tarihimiz çok aydınlık, en azından Mustafa Kemal öyle.. Şu söze bir bakın, lütfen: "Ortadoğu'nun Batı empreryalizminin oyun sahası olmasına müsade etmeyeceğiz." Mustafa Kemal söylüyor bunu, 1937 tılının 27 Temmuz'undaki bir meclis oturumunda. Belki anlamayanınız olabilir bu sözün önemini. Ben anlatayim: Yıl 1937, daha 20 yılını dolduramamış bir Cumhuriyetsin ve halin bitik. Yaraların daha yeni kabuk bağlamış, hiçbir şeysin ama hala kafa tutabiliyorsun dünyanın süper güçlerine!

Biz burada ne yapıyoruz peki, hepimiz kendi karanlığımızda kaybolmuşuz. Ortadoğu'ya ışık saçmak bir kenara, kendimizi aydınlatamamışız. Hala bez parçalarını tartışıyoruz, Ortadoğu'da Müslüman kanları oluk oluk akarken biz hala bir bez parçasına takılıyoruz..

Tarihe baktıkça, birilerinin neden tarihten bu kadar korktuğunu anlıyorum. Çünkü o birilerinin ağa babaları tarihte fazlasıyla var, ve adları "vatan haini"! Bu torpakların maalesef hain kontenjanı her zamanki gibi yüksek, ama vatansever olan yurdum insanı çok daha fazla. Yeter ki halkıma kendinizi doğru anlatın, yeter ki halkımın dinamiklerini biraz olsun kavrayın. Gerisi gelecektir, bu topraklar dün olduğu gibi bu günde Mustafa Kemal'ler yaratacaktır, o cevher Anadolu toprağında mevcuttur.

Şimdi büyük hedefler koyma zamanı, işbirlikçiler vs. korkutmamalı gözümüzü; biz dün onların göbeklerinden bağlı oldukları yenilmez denen güçleri de yolcu etmesini bilmiştik. Aynı silahlarla geliyorlar, bizi aptal yerine koyarak; ama biz dün olmadığımız gibi bugün de aptal değiliz! Dün savunmadan saldırıya geçtik, Yunan'ı Ege'ye döktük. Bugün Ege de bizi kesmez, ciddiyim!

Bizde eksik olan umut, oysa dün hiç umudumuz yokken neler yaptık! Bugün de yaparız, yapacağız..

Türban Sorunu ve Cumhuriyet

cumhuriyet Cumhuriyetimiz bir koca yılı daha geride bıraktı ve yoluna tüm sorunlarıyla birlikte de olsa devam ediyor. Zor günler geçiyor, çocuklarımız ölüyor ve ülkenin bir değişim, daha doğrusu bir karşı-devrim, içerisinde olduğu iddia ediliyor. Gündem kabarık anlayacağınız...

Ne yapılır ne edilir aslında çok iyi biliyorum ve şaşırıyorum bu kadar kolay görünebilecek şeyleri birilerinin gözlerinin görmemesini. Ey halkım, düşün bakalım son beş yılda adam akıllı neyi tartıştın? Magazini ve et pazarlama sektörünü bir yana bırakırsak; Türban ana sorunun oldu, bir bez parçasına harcadın mesaini ve bugün hala göremedin o türbanı taksan da takmasan da bağımsızlıktan çok uzak olduğunu, bağlı olduğun faktörün inandığın İslami değerlere savaş ilan ettiğini...

Yapılacak şey çok belli; dünkü sağ-sol çatışmasının yerini alan, belki de uzantısı olan dinci-laik saçmalığına öncelikle bir son vermelisin ey halkım. Dün birileri meleklerin cinsiyetini tartışırken bizim ne güçlü olduğumuzu, bugün bizim bir bez parçasını tartışırken birilerinin ne kadar güçlü olduğunu görmelisin ey halkım. Ve planlar yapmalısın on yıl, yirmi yıl sonrası için. Şu iğrenç borç batağından kurtulmalısın, tam bağımsız hatta insan olabilmek için. Çalışmalısın, yemyeşil kılmalısın bu çorak Anadolu toprağını ve üretmelisin dünyanın en iyi otomobillerini, beyaz eşyalarını, bilgisayarlarını...

Yapılmadık bunca ödev varken ve kimse bunları yapmaya yeltenmez, bez parçalarıyla ömrünü geçirirken ne Cumhuriyet Bayramı!? Kimsenin cumhuriyet bayramı kutlu olmasın, bu yıl da...

Youtube'ta Ulu Öndere Eşcinsel Yakıştırması

youtubeYoutube ikinci bir rezilliğe daha imzasını attı: Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün cinsel hayatını konu alan ve Mustafa Kemal'i küçük düşürmeyi amaçlayan bir video daha maalesef youtube'ta yayınlandı. Buna tüm Atatürkçüler olarak tepkimizi net ve bir an önce koymalıyız. http://www.youtube.com/watch?v=mxYuZDyNHj4 adresinden ulaşabilece-ğiniz videoya yorumlarınızı yazabilir, tepkinizi gösterebilirsiniz. Yalnız lütfen bununla sınırlı kalmayın ve elinizden geldiğince tüm dostlarınıza bu konuda bilgi verin. Ajanslara, televizyonlara ve gazetelere elektronik postalar atarak bir önceki vakada olduğu gibi konuyu gündeme getirmeye çalışın. Ayrıca özellikle ingilizce bilen dostlar tepkilerini videonun altındaki yorum bölmesine ve direk youtube'a iletsinler...

Mustafa Kemal Atatürk'ün zekasıyla ve var ettikleriyle uğraşamayacaklarını anlayan bu basiret yoksunları çareyi belaltı vurmakta buldular. Ama unutmasınlar ki bir vururlarsa bin yiyecekler. Ne bu topraklar ne de Mustafa Kemal Atatürk'ün mirası sahipsiz değildir, cumhuriyetin aydın gençleri ebediyete kadar bu değerlerin savunucusu olacaktır...

Not: Bu noktada gösterdiğimiz tepki eşcinselliğe ve eşcinsellere değildir, lütfen kimse alınmasın. Bu blogda diğer insanları rencide etmeyecek her tercihe saygı duyulmaktadır, duyulacaktır. Çabamız Mustafa Kemal Atatürk'ü küçük düşürmeye çalışan basiret yoksunlarına haddini bildirmektir. Saygı ve sevgiler.

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.