| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

3 "barış özdal" etiketi kullanan gönderi "barış özdal" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Karabağ Sorunu ve Bir Katliam: Hocalı

Barış Özdal Geçtiğimiz haftalarda Hocalı katliamının 17. yıldönümünü anma etkinlikleri çerçevesinde üniversitemizde "Dünden Bugüne Karabağ Sorunu ve Hocalı Faciası" konulu bir konferans düzenlendi. Organizasyonu Uludağ Üniversitesi, Azerbaycan İstanbul Konsolusluğu ve Haydar Aliyev Vakfı tarafından üstlenilen konferansa Prof. Dr. Mehmet Genç, Yard. Doç. Dr. Barış Özdal, Dr. Samir Jafarov ve Azerbaycan İstanbul Başkonsolosu Doç. Dr. Sayyad Aran katıldı.

Gerek konferans sırasında anlatılanlar, gerekse konferans öncesinde sergilenen katliam fotoğrafları, bana bir kez daha, insanoğlunun ne kadar da vahşileşebileceğini gösterdi. Anlatılanlara da fotoğraflara da inanmak istemedim ama hepsi birer gerçektiler. İnsanlık adına üzüldüm, Türkler tarafından katledildiklerini iddia eden Ermenilerin Türklere yönelik böylesine bir katliama imza atmış olmaları da beni oldukça düşündürdü. Katliama tanıklık eden bir gazetecinin şu sözleri ise dehşetin boyutunu daha da iyi kavrayabilmemi sağladı: "Dağlık Karabağ’ın Hocalı kentinin düşüşünü bir gün boyunca yaşadım. Görüntülerle belgeledim ve video çekimleriyle bir günde 1.300 Azerbaycan Türkünün Ermeni çetecilerce öldürülüşünü bütün dünyaya duyurdum. Hocalı katliamı anlatılamaz bir vahşetti. Ermeni bıçaklarından, kurşunlarından kurtulmayı başaranlar; kadınlar, çocuklar, ihtiyarlar karlı dağlarda tipi altında Agdam’a gelmeyi başardıklarında çoğunun ayakları donmuştu. Bazılarının ayakları ise kangrenden dolayı kesilmişti. Ermeniler vahşetin her türlüsünü sanki ibret olsun, örnek olsun diye yapmışlardı. İhtiyar dedelerin, yaşlı anaların yüzleri jiletlerle doğranmış, genç kadınların göğüsleri peynir gibi kesilmiş, bebeklerin kafa derileri yüzülmüştü. Hocalı ile Agdam arasındaki 12 kilometrelik orman boyunca cesetler dizilmişti."

Konferansın sonlarına doğru, yaşananlar unutulmasın istiyoruz, dedi Azerbaycan İstanbul Konsolosu Doç. Dr. Sayyad Aran. İçimden, "hiç unutulur mu?" dedim.. Acı hiç unutulur mu?

Cumhuriyet'in Eğitim Sorunu!

Atatürk Siyaset Bilimi okuyanlar bilirler, hemen her rejim varlığını meşrulaştırmak için toplum içerisinde rejim yanlısı bir taban yaratmak durumunda kalır. Bu noktada ise hemen her devlet eğitimi kullanır. Bu taban yaratma eylemlerinin bütününe ise politik endoktrinasyon adı verilmektedir ve hemen her devlet diğer devletlerin politik endoktrinasyon çalışmalarına saygıyla yaklaşır.

Türkiye Cumhuriyeti de hemen hemen diğer tüm devletler gibi rejim yanlısı nesiller yetiştirmek gereğini ciddi olarak hissetmiş olmalı ki "milli" kelimesini savunma gibi bir bakanlığın dışında eğitim bakanlığının önüne de eklemiş.

Tüm bunlara karşın 2008 yılının Eylül ayında anladım ki, Türkiye Cumhuriyetinin politik endoktrinasyon çalışmaları tam anlamıyla iflas etmiştir! Siyasi Tarih dersim içerisinde hocamızın Kurtuluş Savaşı hakkında sorduğu soruları, bir amfi dolusu üniversite öğrencisi arasında tam olarak doğru cevaplayan tek bir öğrenci ne yazık ki çıkmadı. Arkadaşlarımı suçlamıyorum çünkü o gün o soruların doğru cevaplarını ben de tam olarak bilmiyordum.

Ayrıca sorunun biz öğrencilerde olduğunu da sanmıyorum. Çünkü hemen hemen hiçbir öğrenci soruların doğru cevaplarını tam olarak bilemedi. Hatta pek çok kişi Kurtuluş Savaşı ile I. Dünya Savaşı'nda savaştığımız cepheleri birbirine karıştırdı. Bu noktada sorunun öğrencilerde olduğunu düşünmek, kolaycılık olacaktır. Bu kolaycılığın acı sonuçlarını görmeye başladık bile: Atatürk'ü sevmeyip Humeyni'nin yolundan giden gençler türedi bu ülkede! Eğitim şart ama sözde değil özde bir eğitim!

Yeni Öğretim Dönemi..

Üniversite Öğrenci Dün gece, bir iki saat boyunca ders seçimleriyle uğraştım. Malum bizim üniversitede dersleri öğrenciler seçiyor, hatta zaman zaman hocaları ve ders saatlerini de. Hal böyle olunca da plan, program yapmak gerekiyor. Dün gece bu plan ve programlarla uğraştım. İyi bir program sonucu hafta tatilini 3 güne çıkarttım, Çarşamba hiç ders almadım

Bu yıl için heyecanlıyım çünkü artık adam akıllı meslek dersleri başlıyor. Dün programıma şunları seçtim, sizlerle de paylaşmak istedim: Prof. Dr. Mehmet Genç'ten Uluslararası Hukuk, Prof. Dr. Tayyar Arı'dan Uluslararası İlişkiler Teorileri, Prof. Veysel Bozkurt'tan Sosyal Düşünceler Tarihi, Dr. Barış Özdal'dan Siyasi Tarih ve Erkan Şekerci'den Nutuk..

Anlayacağınız bu yıl doldu dolu ve zevkle geçecek.. Dün ders seçerken ne kadar da doğru bir bölümü (Uluslararası İlişkiler) ve üniversiteyi (Uludağ Üniversitesi) seçtiğimi bir kez daha anladım. Türkiye'nin en önde gelen profesörlerinden kendi kitaplarını okuyarak ders almak ayrı bir zevk. Belki bol not vermiyorlar ama iyi hoca için kötü notlara katlanıyor insan

Derslerden, blogda sizlerle paylaşamak üzere pek çok malzeme çıkartabileceğimi düşünüyorum. Zaten seçmeli dersler arasında rahatlıkla AA alabileceğim dersler varken (Mesela Microsoft Office Uygulamaları) beni zorlayacak bir ders seçmemin altında da bu yatıyor. Office Uygulamaları yerine Sosyal Düşünceler Tarihi sanırım bana da bloga da daha faydalı olacaktır..

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.