Rakı, Balık; Ayvalık!
Tatil gerçekten gerekiyormuş. İnsan bunu tatil yapmaya başladığı hemen ilk gün anlıyor. Adana'dan Ankara'ya, Ankara'dan da Ayvalık'a uzanan o uzun yolda yorulsam da şu an burada olmaktan çok mutluyum. İçimdeki tüm karamsarlığı ve karanlığı yok ettim bile sayılabilir. Ayvalık'ın soğuk sularında serinlerken insan ne karamsar düşünebiliyor ne de içinde karanlığa en ufak bir nokta bırakabiliyor. Tarifsiz bir rahatlama yaşıyor, ne yurdun karanlık gündemini ne de gelecekte beliren karanlıkları umursamıyor. Bir bakıma pembe bir rüyanın içine giriyor insan..
Pembe rüyalar pek hoş görülmese de yurdumda, kısacık bir rüya fena da kaçmıyor insan hayatında. İnsan kısacık bir süreliğine de olsa rahatlamak ve en önemlisi unutmak istiyor. On, olmadı on beş gün boyunca herşeyi unutmaya karar verdim. Türkiye'nin gündenmini unutmaya.. Fırsat buldukça da Ayvalık'tan birşeyler bulup paylaşacağım, gündem analizleri yapmak burada çok zor. İnsan karşısında masmavi uzanan bir Ege olunca yazamıyor yurdunun karartılan gündemini..
Ayvalık tek kelime ile "mükemmel".. Tam bana göre, Ege'de "sadece" kafanızı dinleyeceğiniz nadir yerlerden birisi.. Sessiz sakin.. Ayrıca zeytin yağı ve salata kültürü çok gelişmiş. Balık ise vazgeçilmezlerden birisi.. Tabii ki rakının yanında.. (Bu da bir sorunsaldır yurdumda; rakı mı meze edilir balığa, yoksa balık mı meze edilir rakıya?) Geceleri şimdilik böyle.. Rakılı, balıklı.. Garsonların bağırdığı üzere gecemiz şundan ibaret.. "Rakı, balık, Ayvalık!.."
Gündüzleri ise çok daha hareketli; bol mavili, yeşilli.. Onu da artık ilerleyen günlerde paylaşırım sizle.. Görüşmek dileğiyle hoşça kalın..
"Okan Yüksel Yazıyor.." 1 Yaşında..
Liberallerin Ergenekonla İmtihanı
Bugün Türkiye'de yaşanan gözaltılar sırasında liberal ve özellikle sözde-liberal yazarlarının yazılarına bir göz atmanızı öneriyorum. Yaşlını başını almış 25 insanın sanki bir teröristmişcesine elleri kelepçelenerek göz altına alınmasının Liberal cephedeki yansımalarını merakla bekliyorum. Bugün kimin liberal, kimin sözde liberal olduğunu göreceğiz. Bugün birilerinin onur sınavı, şeref sınavı! Kimin onurlu, kimin şerefli olduğunu bugün göreceğiz..
Pizza Pizza, 30 Dakika Yalan Oluyor?!
Öğrenciliğin vazgeçilmezlerinden bir tanesi, pizza.. Leziz bir tad, iyi bir doyurucu :) Ulaşması da bir o kadar kolay, basit reklam mantığıyla: bir telefon kadar yakınımızda.. Pek çok pizzacı, size sipariş ettiğiniz pizzayı en geç 30 dakika içerisinde getirmeyi garanti ediyor. Hatta Pizza Pizza, web sayfasında 30 dakika içerisinde size iletilmeyen pizzalardan ücret alınmayacağını idda ediyor..
Gelin görün ki herşey lafta, sözde kalıyor.. Bugün Pizza Pizza'ya online olarak sipariş verdim; sipariş vaktim Pizza Pizza'nın kendi belgelerinde 19:41 olarak geçiyor. Pizzamın elime ulaşması ise 20:41. Elimde iki belge var; birisi Pizza Pizza'nın kendi sipariş, diğeri kredi kartımın ödeme belgesi. İkisi arasında tamı tamına 60 dakika, 1 saat zaman farkı var! Bu noktada pizzamı bedava almam gerekiyordu, hatta 2 kez bedava almam gerekiyordu. Ama herşey Pizza Pizza'nın web sayfasındaki gibi olmuyor, 60 dakikalık bir gecikmeye rağmen pizzamı bedavaya alamıyorum. Hal böyleyken, Pizza Pizza'nın 30 dakika garantisi en kibar tabirle ayıptır.. Cebinden çıkan üç kuruş para insanı üzmüyor ama kandırılmış olmak üzüyor.
"Okan Yüksel Yazıyor.." Blog Yayın İlkeleri
Yayın ilkeleri noktasında Türkiye blogosferinde sanırım bir ilki gerçekleştireceğim. Aldığım kararla yaptığım kişisel haber-yorum yayınlarında aşağıda sıraladığım ilkeler doğrultusunda yazılar kaleme alacağım. Bu ilkeler çerçevesinde haber ve yorumlarımın kalitesini arttıracak, ayrıca yüksek bir standart sağlayacağım. Söz konusu haber ve habere ilişkin yorumlar olunca belirli şablonlar ve gereklilikler söz konusu. Bu şablon ve gereklilikleri söz konusu ilkeler çerçevesinde yerine getirmek çok daha kolay olacak, inancındayım. Aşağıda sıralayacağım ilkeler RTÜK ve BBC gibi kurumların ilkelerindeki genel felsefeden yararlanılarak oluşturulmuş ilkelerdir. Bu noktada sizlerin katkı ve eleştirileri de benim ve yayın ilkeleri için oldukça önem arz etmektedir. Bu noktada katkılarınızı da her zaman bekliyor olacağım.. Şimdi zamanla daha genişleyecek ve başkalaşacak ilk ilkeler taslağımı sunuyorum. Bu yazı yayına girdiği andan itibaren bu blogta, bu ilkeler çerçevesinde yayıncılık yapılacaktır.
-
Güvenilirlik: Okan Yüksel Yazıyor, yayınlanacak haberlerin seçiminde ön koşul olarak güvenilir kaynaklara dayandırılmış olma gereği aramaktadır. Haberin kaynağı güvenilir, kendisi doğru olmak durumundadır. Aksi oluştuğu vakit; mutlaka tezkip yayınlanmalı ve okuyucu bilgilendirilmelidir.
-
Kişilerin Kişilik Hakları ve Hak Güvenliği: Okan Yüksel Yazıyor, kişilerin özel hayatlarına saygı gösteren yayınlar yapmak zorundadır. Kişilerin misyon ve vizyonları gereği sorumlulukları dahilindeki konular dışında kişiler hakkında olumsuz ve aşağılayıcı yayınlar yapılamaz. İnsanlar bedensel özellik ya da eksiklikleri için aşağılanamaz, espri konusu yapılamaz. Kişiler, özel yaşamları nedeniyle yargılanamaz ve sadece fikirleri noktasında ele alınırlar.
-
İnanca ve Etnisiteye Saygı: Okan Yüksel Yazıyor; dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri nedenlerle hiçbir kişi, topluluk veya kurumu aşağılayamaz. Tüm bunlara saygılı ve anlayışlı olarak yaklaşır, bu noktada yayınlar yapar.
-
Ulusal Misyon: Okan Yüksel Yazıyor; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varlık ve bağımsızlığına, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yapmaz. Bu topraklar üzerindeki siyasal sistemin ve üst kimliğin bir bütünü olarak kendisini görür.
-
Telif: Okan Yüksel Yazıyor'da yayınlanan her metinin telif hakkı, aksi belirtilmediği takdirde, Okan Yüksel'e aittir. Alıntı metinlerin altında, asıl kaynak mutlaka verilir. Alıntı görsel içerik içinse kaynağa ulaşılması mümkün olduğu vakit kaynak verilecektir.
-
Tarafsızlık: Okan Yüksel Yazıyor, haberler noktasında tarafsız yayınlar yapacaktır. Haberin kutsallığı söz konusudur ve bu noktada bilinçli haber atlama, tek yönlü habercilik yapılmayacaktır.
-
Taraflılık: Okan Yüksel Yazıyor, yorumlar noktasında taraftır. Yorum yapmanın taraf olmak ama bunun da sadece kendi tarafını görmek demek olmadığının bilincinde yayınlar yapılacaktır. Okan Yüksel Yazıyor, iç politikada Mustafa Kemal'in çizdiği yolda yürüyen Cumhuriyet aydınlarının, dış politikada ise halkının ve devletinin tarafıdır.
-
Türkçe'ye Saygı: Okan Yüksel Yazıyor, yayın yaptığı Türkçe'ye saygılıdır. Bu noktada Türkçe'nin kurallarına uymayı, Türkçe'yi doğru kullanmayı amaç edinmiştir.
-
Okuyucu Hakları ve Yorum Özgürlüğü: Okan Yüksel Yazıyor, tüm okuyucularını eşit olarak değerlendirir. Her yazı, okuyucu yorumlarına açıktır. Hakaret, kanun ve konu dışı içerik söz konusu olmadığı vakit her yorum yayınlanır.
İktidar Liberalliği: Liboşluk! Liboşizm!
Bizim liberal aydınlarımız niceliksel olarak oldukça fazlalar ve seslerini olabilecek en üst seviyede duyurabiliyorlar. Yazılı, sözlü ve görsel medyada; hemen her yerde varlar. Bugün bunu blog yazarları arasında da görmemiz mümkün oluyor, yalnız bazı liberal blog yazarlarımız fazla omurgasız olabiliyorlar. Bu omurgasızlıkları da yaptıklarından ziyade yapmadıklarından kaynaklanıyor..
Türkiye'nin gündeminde haftalarca kalan türbanlı öğrenciler noktasında özgürlük istemeyen bir tek liberal blog yazarı görmedim. Buna karşın bu liberal yazarların tek bit tanesi bile oruç tutmadığı için dövülen üniversite öğrencilerini göremedi. Bunun yanında AKP'nin kapatılmasını olabildiğince eleştirmeden, köşesinde oturan bir liberal blog yazarı da görmedim. Her nedense bu liberal yazarların hiçbirisinin liberalliği DTP'ye de açılan aynı dava sürecinde bir işe yaramadı. Baktım, hepsi sus pus, yerlerinde oturuyorlar; belki olaydan haberleri bile yok!? Ya da AKP kapatılıyor, demokrasi elden gidiyor diye uzun uzun yazılar kaleme alan bu liberal blog yazarları yetmiş gündür demir parmaklıklar ardında tutulan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek için tek bir satır kaleme almadı.
Bunların liberalizm tanımlarını merak ediyorum. İnsan ister istemez sormak istiyor, bunların liberalliğinin çapı AKP kadar mı?! Artık bazı şerefsizler, şeref ve haysiyetlerini liberalizm perdesini kullanarak satmayı bıraksınlar. Bundan en büyük yarayı gerçek, ciddi liberaller ve liberalizm alıyor çünkü..
Ve Üniversite'de İlk Finaller..
Geçmez sanılan günler ne çabuk da geçiyor? Daha bu blogta üniversitein ilk günlerini yazdığım gün, dün gibiyken ben dersleri kapattım bile.. Dersler bitti, finaller öncesi sınav hazırlıkları başladı. Dış Politika, İktisat, Medeni Hukuk, Anayasa Hukuku ve ardından bir o kadar sınav daha kapıda beni bekliyor..
Artık ciddi ciddi derslere yoğunlaşmanın zamanı geldi. Pazartesi, Dış Politika ile başlıyoruz. Ben şimdiden bitirdim sayılır Dış Politika çalışmalarımı, İktisat'a başladım bile.. Bu dönemi güzel kapatmak istiyorum; şöyle on, olmadı beş AA yan yana dizilse fena mı olur :)
Sözün özü, finaller süresince blogumla bugüne kadar ilgilendiğim yoğunlukta ilgilenemeyebilirim. Sanırım günlük bir yazı periodunu tuttururum ama arada pas geçtiğim günler de olabilir. Şimdiden affınıza sığınayim istedim. Bol bol dua ve pozitif enerjilerinize ihtiyacım var. Özellikle Matematik noktasında işim ciddi ciddi Allah'lık :)

















