| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

4 "celal yalınız" etiketi kullanan gönderi "celal yalınız" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Doğulu Olmak, Batılı Olmak ve Sosyal Psikoloji Araştırmaları

İnek ve Dünya Oldum olası psikolojiye ve biraz olsun sosyal psikolojiye ilgi duydum, bolca kitap okudum. Bu okumalar sonucunda bende oluşan görüş, insanın olabildiğince edilgen bir hayatı olduğuydu. Ben dediğimiz şey bile onun bunun ya da şunun yaşamından etkilenerek oluşuyordu. Toplum bizi kendi içerisinde şekillendiriyor ve farkında olmadan "biz"i oluşturuyor ve biz de bunun farkında olmadan "biz"i toplumdan ayrı görüyorduk. Oysa ki hepimiz bu toplumun ürünleriyiz ve bu topluma bağlıyız..

Yapılan sosyal psikoloji araştırmaları bunu çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Örneğin sizlere üç fotoğraf göstersem ve sırasıyla fotoğraflarda şunlar olsa: tavuk, inek ve bir miktar ot.. Siz bu üç fotoğraf içerisinde bir eşleştirme yapmak durumunda kalınca, muhtemelen ineği ve otu eşleştireceksiniz. Oysa bir Amerikalı tavuğu ve ineği eşleştirecektir. Çünkü bizler nesneleri birbirleriyle olan ilişkilerine göre sıralarken Amerikalılar sahip olunan ortak özelliklere göre bir sıralama yapacaklardır. Yine benzer bir şekilde yapılan araştırmada Amerikalı öğrencilerin "maymun" ve "panda"yı gruplaştırdıkları saptanırken, Çinlilerin ise "muz"u "maymun"la eşleştirdikleri saptanmış.

Peki tüm bunlar ne ifade ediyor. Tüm bunların benim için ifade ettiği şey, aslında bizlerin birer Doğulu olduğu. Evet, Batıya doğru gidiyoruz ama her birimiz birer Doğuluyuz. Yaşadıklarımızı ise ünlü filozofumuz Celal Yalınız gemi metaforuyla çok güzel anlatıyor: "Türkiye'de aydın geçinenler Doğu'ya doğru seyreden bir geminin güvertesinde Batı yönünde koşturarak Batılılaştıklarını sanırlar."

Onlar Akıllarını Kullandılar..

Daha öncesinde "Bir Türk Filozofu: Celal Yalınız, Sakallı Celal.." başlığında incelemiştim Sakallı Celal'in o güzel hayatını ve düşüncelerini. Sonrasında elime Orhan Karaveli'nin "Sakallı Celal" adlı kitabı geçti, kitabın her sayfasında Sakallı Celal'i biraz daha sevdim, takdir ettim. Onun hakkında onlarca yaşanmış olay, söylenmiş söz var kitapta.. Bir solukta okuyup bitirdim.. Bu sırada bloga da pek çok malzeme derledim topladım.. İşte onlardan birisini, şimdi sizlerle paylaşıyorum..

Sakallı Celal Bey, güreşe oldukça meraklı ve bir o kadar da güçlü. İstanbulda olan hemen hemen tüm güreş müsabakalarının daimi seyircisi. Yine seyirciler arasında olduğu bir gün Fransa şampiyonu ile Türk güreşçi karşılaşır. Türk güreşçi Fransızın sırtını, hem de birkaç kez, mindere yapıştırır. Fakat "nedense" hakem bunu görmez.. Bunun üzerine dayanamayan Sakallı Celal kendini minderde, daha da ötesi hakemin üstünde bulur. Bağırmaktadır, hakeme: "Türkü galip ilan edinceye kadar seni bırakmayacağım!" Hemen jandarmalar müdahale ederler ve Sakallı Celal Bey şimdi de kendisini karakolda, komutan karşısında bulur. Karakolun komutanı, senin yerinde olsaydım ben de aynını yapardım, diyerek gönlünü alır ve Sakallı Celal Bey'e şu öğüdü verir:

"Bak oğlum, biz Osmanlılar bilek gücümüze güvendik hep. Onlar ise akıllarını kullandılar. Kuvvetten düştüğümüzü fark ettikleri için de şimdi üstümüze üstümüze geliyorlar. Türkleri yok etmek ve haritadan silip atmak için. Bizler yaşlandık. Yapacak başka birşeyimiz kalmadı. Ama, senin gibi gençlerin bundan sonra bileklerinden çok kafalarını çalıştırmaları gerekir. Güçlü bilek kafaları geliştirmez ama çalışan kafa bileğini güçlendirmeyi bilir."

Bir Türk Filozofu: Celal Yalınız, Sakallı Celal..

Celal Yalınız Düşünen adam noktasında pek de bereketli sayılmaz Anadolu. Ne yazık ki, bu topraklardan az çıkıyor doğru düzgün düşünen adamlar. Zaten bizler de pek meraklı değiliz düşünen, yazan, çizen adamlara. Anadolu'nun bizlere sunduğu o güzel insanların pek çoğunu tanıma gereği bile duymuyoruz. Ancak, arada bir, karşımıza eski bir derginin sararmış yapraklarında çıktıkları zaman lütfedip ne yapmış, ne söylemişler öylesine bir bakıyoruz..

Geçen aylarda, yukarıda özetlediğim şekilde, değerli bir isimle karşılaştım: Celal Yalınız, nam-ı diğer Sakallı Celal. Ciddiye alınması gereken bir filozof, önemli bir düşünür. Pek çok sözü var, hala kullanılan. Öylesine derinler ki, her birinin üzerine onlarca sayfa yazı yazılabilir. "Türkiye durmaksizin Dogu'ya giden bir gemidir, bazilari bu geminin güvertesinde Batı'ya dogru kosarak Batı'ya gittiklerini sanirlar." ya da "Tanzimat ilan ettik, olmadı. Meşrutiyet ilan ettik, olmadı. Cumhuriyet ilan ettik, olmadı. Yahu biraz da ciddiyet ilan etsek!!" gibi sözleri buna örnek olabilir. Ayrıca daha önce benim de Şemsttin Sami noktasında yazdığım gibi hiçbir Türçünün ya da Türkçecinin Türk olmamasını çok güzel ve iğneliyici diliyle ortya koyuyor: "Hiçbir yoğurtçunun yoğurt olduğu görülmediği gibi, hiçbir Türkçünün de Türk olduğu görülmemiştir."

Ayrıca okunup, araştırılası; ilginç ve özellikle de dersler çıkartılası bir hayat da yaşamış. Hayatına entelektüel hayatımızın en güçlü isimlerini dahil etmiş. Örneğin Nazım Hikmet on beş, on altı yaşlarındayken elinde Baudelaride, hem okuyor hem yürüyor. Bu sırada karşıdan gelen Celal Yanız, "Okuduğun o kitap ne senin?" diyor. Nazım Hikmet, kitabı gösteriyor. Celal Yalınız, önce kitaba, sonra Nazım Hikmet' bakıyor ve şöyle söylüyor: "Sen büyük adam olursun oğlum!"

Celal Yalınız'ın önemli bir diğer özelliği ise Mustafa Kemal'e olan sevgisi. Sakallı Celal üzerinde silahla yakalandığı bir gün, polis neden silah taşıdığını sormuş. Cevabı, bungün bence çok daha önemli: "Gazi Paşa ve Cumhuriyet'i korumak için!" Vasiyetinde ise Ulu Önder hakkında şunları kaleme almış: "Mustafa Kemal'i seviyorum. Tatmin edilemeyen hasretimle ölüyorum. O'nu öpmek ve koklamak isterdim."

Cemal Kaptan ve Jöntürkler

Rodos Ömer Naci'nin ardından bir ikinci kahraman daha keşfettim. Bu seferki kahramanımız da Ömer Naci ile aynı kaynaktan, İttihat ve Terraki geleneğinden yetişme bir isim. Adı, Cemal.. Ünlü Türk filozofu Celal Yalınız'ın ağabeyi.. Cemal gibi değerler, bizim Cemal gibi değerlerimiz; özgürlük yolunda verilmiş mücadele dolu hayatlardır. Yazık ki pek çoğumuza tanıtılmıyor, toprağımızdan çıkma bu güzel insanlar. Ben elimden geldiğince anlatmaya çabalayacağım aşağıda uzanacak satırlarda..

Cemal, Ömer Naci gibi çok iyi bir eğitim alır ve ardından baba mesleği olan askerliği meslek edinir. Bu sırada Osmanlı'da İttihat ve Terraki rüzgarları esmektedir ve Cemal de kendisi gibi asker olan diğer bir kardeşiyle İttihatçılar için gizliden gizliye çalışmaktadır. 31 Mart vakasında her ikisi de Hareket Ordusu'na katılırlar ve meşrutiyet yolunda ellerinden geleni yaparlar. Bu yol, zor ve tehlikeli bir yoldur, ilerleyen süreçte tehlikeler Cemal'i çevreler.. Cemal padişahın jürnalcileri tarafından yakalanır ve idamla yargılanır..

Cemal idam edilmez, babasının ünlü bir asker ve kendisinin de ordunun bir mensubu olmasından ötürü sadece Rodos'a sürgün edebilirler Cemal'i. Rodos'ta sürgün hayatı yeni yeni başlamıştır ki Rodos İtalya tarafından işgal edilir.. İşgal çok sakin karşılanmaz Rodos'ta. Halk silahlanır ve birleşerek İtalyanlarla çatışmaya başlar. Halkı silahlandıran da birlik halinde İtalyanlarla çatıştıran da aynı, bilindik isimdir: Cemal Kaptan! Kendisini sürgün eden devleti için düşmana silah çeker Cemal..

İtalyanlarla yaşanan şiddetli bir çatışma sırasında Cemal yakalanır. Cemal'i İtalya'ya askeri mahkemede idamla yargılanması için gönderirler. Cemal mükemmel Fransızcasıyla savunmasını bizzat kendisi yapar. Cemal'in kusursuz Fransızcasından ve savunmasından etkilenen İtalyan hakimin ağzından şu sözler dökülür: "Belki de haklısın, direnişe geçmekte!"..

Bu kez de ipten mükemmel savunması ile kurtulur Cemal Kaptan. (Hayatta iki kez ipten dönmek pek kolay olmasa gerek!?) Ardından İstanbul yılları başlar, İstanbul'da ticarete atılır, bolca para kaybeder ve hayatının sonuna kadar sakin bir hayat sürer Cemak Kaptan.. Belki sıradan bir insan gibi ölmüştür ama bir kahram gibi yaşamıştır; pek çok İttihat'çı gibi..

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.