| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Okan Yüksel Yaziyor...

Okan Yüksel'in gündeme dair edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve politika yazıları...

3 "cumhurbaşkanlığı" etiketi kullanan gönderi "cumhurbaşkanlığı" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Abdullah Gül, Ermenistan Yolcusu..

Abdullah Gül Geçen haftalarda Ermenistan'la Türkiye'nin ümit milli takımları bir maç yaptı. Futbola hiç ilgim olmamasına rağmen denk gelmişken, maçın açılışını izledim. Çünkü birşeyi merak ediyordum, Ermeni taraftarların İstiklal Marşı okunurken neler yapacağını görmek istiyordum. Öncelikle bizim marşımız okundu ve fonda ıslıklar, bağrışmalar duyuldu. Buna çok bozuldum. Her ne olursa olsun oradaki taraftarlardan saygı beklemiştim.

Sonrasında ise Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan'dan bir davet geldi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e; Sarkisyan, Abdullah Gül'ü Ermenistan'a milli maçı birlikte izlemeye çağırdı. Şimdi herkes bu davetin kabul edilip edilmemesi üzerine teoriler üretiyor. Edersek vatan elden gidiyor, etmezsek de duvarlarla çevrili bir Türkiye olacağımız propagansı yapılıyor.

İşin açıkçası, öncesindeki deneyimlerimi göz önüne alarak maç sırasında hoş olmayacak durumlar oluşacaktır sanıyorum. Bizi zor durumda bırakacak pankartlar açılabilir ve bu bizim adımıza hiç hoş olmaz. Tüm bunlara karşın, ben yine de diyalogtan yanayım. Belki, "Abdullah Gül ne olursa olsun Ermenistan'a gitmelidir!" diyemem ama gitmese bile ileride bir diyalog oluşturmalıdır.

Daha önce de belirttiğim gibi bunu en üst makamlar yoluyla yapmasak bile gençler olarak bizler yapmalıyız. Belki Abdullah Gül'ün diyalogları konumu itibariyle politik ve diplomatik kaygılarla şekillenmek durumunda kalabilir. Oysaki biz gençlerin diyalogları sadece insanı kaygılarla şekillenecektir. Bu noktada belki bu görev Abdullah Gül'den çok bizlerin.. Cebimde yeteri kadar para olsa, doldururum üniversite gençlerini uçaklara, Ermenistan'a milli maça götürürüm. Belki böyle yıkılabilir, o yıkılmaz sanılan tabular..

Ankara'nın Suyuna Bak..

Su1 Geçen yaz, Ankara'da su kesintileri yaşanırken bizim evin suyu bir türlü kesilmek bilmedi. Önceleri anlam veremedik, nedendir diye de sormadık kendimize? Yalnız zaman geçmesine rağmen su hala kesilmeyince merak ettik. Ailecek kısa bir araştırmaya giriştik. Sonrasında ise evin Cumhurbaşkanlığı Konutu'yla aynı şebekeden su aldığını öğrendik.

Bunları neden anlatıyorum? Çünkü, dün gece evin musluğundan akan su öylesine iğrenç kokuyor ve öylesine sarıydı ki dişlerimi fırçalayamadım. İğrenç birşeydi ve benim evimin musluğundan akıyordu. Aklıma ilk Melih Gökçek geldi, Ankara'nın suyu temiz diye televizyonların karşısına çıktığı o gün geldi.. Ankara'nın dört bir tarafına astırdığı "Ankara'nın Suyu Temiz" afişleri geldi.. Ve kendi kendime, içimden şunları geçirdim: E be Melih Gökçek, madem benden utanman çekinmen yok bari bu ülkenin Cumhurbaşkanı'ndan utan biraz.. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı'nın yüzünü öylesine sarı ve kokulu bir suyla yıkattığın için utan biraz.. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı'na dişlerini kokan bir suyla yıkattığın için utan biraz..

Erdoğan-Gül Savaşı

erdogan-gül Geçen 18 yılda deneyimlerim bana gösterdi ki, insanın en büyük rakibi en yakınındakidir. En yakın arkadaş, sizinle en fazla çarpışan insandır. Bu çoğu zaman aleni yapılmaz, törpülenir... Aradaki bu azılı rekabet pek gün yüzüne çıksın istenmez ve alttan alta büyük kavgalar verilir, canım dostum denilerek...

Bu görünmez sürtüşmeyi biraz da toplum, anneler ve babalar yaratır. Sınav sonucu anneye söylenince annenin sorduğu ilk şey en yakın arkadaşınızın sizden yüksek mi düşük mü aldığı olacaktır. Böyle bir durumda son kaçınılmaz olacak ve eski dostuz en azılı rakibinize dönüşecektir.

Daha yaşamamakla birlikte, evlilik sonrasında anne ve babaların bu iğneleyici sorularını eşlerin sormaya başlayacağına inanıyorum. Örneğin Emine Erdoğan'ın bu günlerde eşinin başını oldukça ağrıttığını düşünüyorum. First Lady olan bir kadın, protokolde arkasında saygıyla bekleyen bir kadının arkasında kalmayı sanırım pek hazmedemeyecek. Bu da Tayyip Erdoğan'ın davranışlarını etkileyeceğe benziyor. Eş durumu Abdullah Gül için de geçerli, Hayrunnisa Gül de eşini rahat bırakmaz sanıyorum.

Hal böyleyken bizlere izlenesi bir pembe dizi sunuluyor. Entriklar, büyük kıskançlıklar ve hırslar )) Şaka değil, gerçek! Bekleyip göreceğiz, izleyeceğiz. Tayyip Erdoğan şu günlerde emin olun pek mutlu değil, onun yerinde olsaydım ben de mutlu olmazdım. Şuna bir bakın: 4 yıl 10 aydır, yani 1774 gündür olmayan birşey oldu! Dün Tayyip Erdoğan hiçbir gazetenin ilk sayfasında yer almadı! İşin Tayyip Erdoğan adına daha acı tarafı kendisinden boşalan yerlerin Abdullah Gül tarafından doldurulması oldu.

Fatih Altaylı, SKY Türk'te yaptığı açıklamada AKP'nin Ahmet Necdet Sezer'i arayacağını söyledi. İlk başta kulağa pek mantıklı gelmese de düşününce Fatih Altaylı'ya fazlasıyla hak vereceksiniz. Nitekim Abdullah Gül, Ahmet Necdet Sezer gibi AKP dış politikasına karışmamazlık etmeyecek. Hatta Türkiye'nin dış politikasını Çankaya'da şekillendirmeye çalışacak, bu da elbette Gül dışı AKP kadrolarında hoşnutsuzluk yaratacak...

Televizyonlar bangır bangır yeni sezon dizilerini tanıtıyor, sakın ha hiçbirisine kapılmayın. En entrikalı, en kavgalı ve en heycanlı dizi Çankaya TV'de, sakın ola kaçırmayın...

Aksi yazı içerisinde belirtimediği takdirde tüm yazınsal içerik Okan Yüksel'e aittir. Bu sebepten, siteden yapılacak yazınsal alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır. Görsel malzemeler muhtelif yayınlarda da geçtiği için ve asıl kaynağa ulaşmanın zorluğu sebebiyle kaynaksız yayınlanmaktadır. Bu noktada kaynak bildirimi yapıldığı vakit, görsel içeriğin kaynağı belirtilecektir. Yorumların hukuki sorumluluğu, yorum sahibine aittir. Her türlü soru ve sorun için okan_yuksel@yahoo.com iletişim adresi kullanılabilir. "Okan Yüksel Yazıyor.." Anayasaya sadık, hukukun üstünlüğüne bağlıdır.